Rızık ve Tevekkül Nimetlere Şükür ve Islah
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi, 60. Ayet-i Kerimede Anlatılmak İstenenler
Bu ayet, İsrailoğulları’nın çöldeki yolculukları sırasında Allah’ın onlara lütfettiği bir başka büyük nimeti ve mucizeyi hatırlatır. Bir önceki ayetlerde onların yiyecek ve barınma ihtiyaçlarının nasıl mucizevi bir şekilde karşılandığı anlatılmıştı. Bu ayet ise, en hayati ihtiyaç olan su ihtiyaçlarının nasıl karşılandığını anlatır. Sahne, kavminin susuzluktan şikayet etmesi üzerine Hz. Musa’nın Rabbine dua ederek su istemesiyle (isteskâ) başlar. Allah, bu duaya, yine akıllara durgunluk veren bir mucizeyle cevap verir: Hz. Musa’ya, asasını taşa vurmasını emreder. Bu basit eylemin ardından, cansız ve sert taştan, İsrailoğulları’nın on iki kabilesinin her birinin rahatça su alabileceği on iki pınar fışkırır. Bu olayla her kabile, kendi su içeceği yeri net bir şekilde öğrenmiş ve aralarında bir kargaşa çıkması da önlenmiştir. Bu muazzam mucizenin ardından, Allah onlara iki temel emir verir: 1) Allah’ın rızkından yiyip için. Bu, onlara lütfedilen bu mucizevi nimetlerden faydalanmaları için bir izindir. 2) Yeryüzünde bozgunculuk yaparak taşkınlık etmeyin. Bu ise, bu nimetlere karşı nankörlük edip, isyan ve ahlaksızlıkla yeryüzünün düzenini bozmaları konusunda ciddi bir uyarıdır. Kısacası ayet, Allah’ın, en çorak yerde bile kullarını rızıksız bırakmayacak kadar kudretli ve cömert olduğunu, bu cömertliğe karşı en güzel şükrün ise, O’nun mülkünde bozgunculuk yapmaktan sakınmak olduğunu öğretir.
Ayet-i Kerime
Arapça Okunuşu: وَاِذِ اسْتَسْقٰى مُوسٰى لِقَوْمِه۪ فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَؕ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًاؕ قَدْ عَلِمَ كُلُّ اُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْؕ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِنْ رِزْقِ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Ve bir zamanlar Musa, kavmi için su aradı, biz de «Asanla taşa vur!» dedik. Vurunca ondan oniki pınar kaynadı. Her bölük, kendi içecekleri pınarı bildi. Allah´ın rızkından yiyin, için de, sakın yeryüzünü fesada vermeyin.
Türkçe Okunuşu: Ve izisteskâ mûsâ li kavmihî fe kulnadrib bi asâkel hacer(hacere), fenfeceret minhusnetâ aşrete aynâ(aynen), kad alime kullu unâsin meşrebehum, kulû veşrebû min rızkıllâhi ve lâ ta’sev fîl ardı mufsidîn(mufsidîne).
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 60. Ayeti Işığında Duası
Bu ayet, mü’mine, en zor ve en çaresiz anlarda bile rızkın tek sahibinin Allah olduğunu ve O’ndan istemesi gerektiğini öğretir. Ve her nimetin, bir şükür ve bir “bozgunculuk yapmama” sorumluluğu getirdiğini hatırlatır. Mü’minin duası, Allah’ın rızkına şükretmek ve yeryüzünde ıslah edicilerden olmaktır.
Rızık ve Tevekkül Duası: “Ey en çorak taştan bile kulları için pınarlar fışkırtan Rezzâk Rabbimiz! Bizim de rızkımızı, en ummadığımız yerlerden ve en helal yollardan lütfet. Bizi, rızık endişesiyle isyana veya harama düşenlerden eyleme. Bize, Hz. Musa gibi, ihtiyaç anında sadece Sana el açıp yalvaran bir tevekkül nasip et.”
Nimetlere Şükür ve Islah Duası: “Allah’ım! Bize verdiğin her türlü rızıktan (mal, sağlık, evlat, ilim) yiyip içtikten sonra, nankörlük edip yeryüzünde bozgunculuk (fesat) yapanlardan olmayalım. Bize, nimetlerini, Senin mülkünde ıslah ve imar için kullanan, şükreden ve haddini bilen kullarından olmayı nasip et.”
Bakara Suresi’nin 60. Ayeti Işığında Hadisler ve Sahabe Uygulamaları
Ayetteki “Allah’ın rızkından yiyip içme” emri ve “bozgunculuk yapmama” yasağı, Sünnet’in temel ahlaki ilkeleridir.
Peygamberimizin Su Mucizesi: Hz. Musa’nın bu mucizesine benzer bir mucize, Peygamber Efendimize (s.a.v) de nasip olmuştur. Hudeybiye’de veya başka seferlerde, ordu susuz kaldığında, Peygamberimiz mübarek parmaklarını bir su kabına koymuş ve parmaklarının arasından, bütün bir ordunun ve hayvanlarının su içip kaplarını dolduracağı kadar su fışkırmıştır. (Buhârî, Menâkıb, 25; Müslim, Fedâil, 5). Bu olay, Allah’ın, en sevdiği kulları aracılığıyla, en zor anlarda nasıl rahmetini ve kudretini gösterdiğinin bir başka delilidir.
Bakara Suresi’nin 60. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Peygamber Efendimiz (s.a.v), ümmetine hem Allah’tan istemenin adabını hem de yeryüzünü imar etme sorumluluğunu öğretmiştir.
Dua ve Tevekkül: Sünnet, bir ihtiyaç anında yapılması gereken ilk şeyin, sebeplere sarılmakla birlikte, duayla Allah’a yönelmek olduğunu öğretir. Hz. Musa’nın, kavmi susuz kalınca hemen Rabbine yalvarması, bu Nebevi ahlakın bir örneğidir. Yeryüzünü İmar Etme: Ayetin sonundaki “yeryüzünde bozgunculuk yapmayın” yasağının pozitif anlamı, “yeryüzünü ıslah ve imar edin” demektir. Peygamberimiz, ağaç dikmeyi, suyu israf etmemeyi, çevreyi temiz tutmayı ve adaleti tesis ederek sosyal düzeni korumayı emrederek, yeryüzünün nasıl imar edileceğini öğretmiştir. Adil Paylaşım: Mucize sonucu çıkan on iki pınarın, on iki kabileye adil bir şekilde dağıtılması, İslam’ın kaynakların adil bir şekilde paylaşılmasına verdiği önemi gösterir. Peygamberimiz de, ganimetleri veya devlet gelirlerini dağıtırken, her hak sahibine hakkını verme konusunda son derece titiz davranırdı.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Bu ayet, Allah’ın kudreti, nimeti ve insanın sorumluluğu hakkında önemli dersler içerir:
- Duanın Gücü: Kıssa, bir peygamberin, kavmi için yaptığı samimi bir duanın (istiskâ), en katı sebepleri (taş) bile nasıl rahmet vesilesine dönüştürebileceğini gösterir.
- Kudretin Tecellisi: Cansız ve sert bir taştan, hayatın kaynağı olan suyun fışkırması, Allah’ın kudretinin, bizim bildiğimiz fizik kanunlarına tabi olmadığını, O’nun “Ol!” demesiyle en imkânsız şeylerin bile olabileceğini gösteren apaçık bir mucizedir.
- Organizasyon ve Düzen: Suyun tek bir büyük kaynak yerine, “on iki pınar” olarak fışkırması, Allah’ın nimetini verirken bile, kullarının sosyal düzenini ve aralarında çıkabilecek bir kargaşayı önleyecek şekilde, ne kadar hikmetli ve planlı bir şekilde verdiğini gösterir. Herkes kendi hakkını bilir ve kargaşa çıkmaz.
- Nimet-Sorumluluk Dengesi: Ayet, ilahi nimet ile beşeri sorumluluk arasındaki o temel dengeyi bir kez daha kurar: “Yiyin, için (bu sizin hakkınız ve size bir lütuftur), ama bozgunculuk yapmayın (bu da sizin göreviniz ve sorumluluğunuzdur).” Nimet, asla sorumsuz bir taşkınlığa ve ahlaksızlığa gerekçe olamaz.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı
- Önceki Ayet (Bakara Suresi 59. Ayet): 59. ayet, onların, Allah’ın bir emrini (tevazu ve tövbe emrini) nasıl tahrif edip isyana dönüştürdüklerini ve bu “fıskları” sebebiyle cezalandırıldıklarını anlatmıştı. Bu 60. ayet ise, onların bu nankörlüklerine rağmen, Allah’ın rahmetinin nasıl devam ettiğini ve onlara çölde su gibi en temel bir nimeti bile mucizevi bir şekilde lütfettiğini anlatarak, Allah’ın hilminin (aceleyle cezalandırmamasının) ve lütfunun ne kadar geniş olduğunu gösterir.
- Sonraki Ayet (Bakara Suresi 61. Ayet): Bu 60. ayet, onlara sunulan mucizevi ve zahmetsiz rızıkları (daha önce de Menn ve Selvâ) anlattı. Bir sonraki 61. ayet ise, onların bu özel ve ilahi rızıklara karşı nasıl nankörlük ettiklerini, bu mucizevi yemeklerden sıkılıp, Mısır’daki kölelik günlerinde yedikleri sıradan sebzeleri (soğan, sarımsak, mercimek) özlediklerini anlatarak, onların nankörlüklerinin ve materyalist zihniyetlerinin ne kadar derin olduğunu gösterecektir.
Özet:
Bakara Suresi’nin 60. ayetinde, İsrailoğulları’na, çölde susuz kaldıkları zaman peygamberleri Hz. Musa’nın onlar için Allah’tan su istediği an hatırlatılır. Allah’ın bu duaya, “Asânla taşa vur” emriyle karşılık verdiği ve bunun üzerine o taştan, on iki kabilenin her biri için birer tane olmak üzere on iki pınarın fışkırdığı anlatılır. Bu büyük mucizenin ardından, onlara, Allah’ın bu rızkından yiyip içmeleri, ancak nankörlük edip yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan sakınmaları emredilir.
Sure ve İlgili Konular Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
- “İstiskâ” ne demektir?
- İstiskâ, kuraklık ve susuzluk zamanlarında, Allah’tan yağmur veya su istemek için yapılan özel bir dua ve ibadettir. Bu, Sünnet’te de “yağmur duası” olarak yer almıştır.
- Neden on iki pınar fışkırmıştır?
- Çünkü İsrailoğulları, Hz. Yakub’un on iki oğlundan gelen on iki kabileden (sıbt) oluşuyordu. Her kabilenin kendi pınarının belli olması, su kullanımı konusunda aralarında çıkabilecek bir kargaşayı ve kavgayı önlemek için ilahi bir tedbirdi.
- Bu olay, A’râf Suresi 7/160’ta da anlatılır. Arada bir fark var mıdır?
- İki ayet aynı olayı anlatır ve birbirini tamamlar. Aralarında bir çelişki yoktur. Bu, Kur’an’ın, aynı kıssayı, farklı surelerin bağlamına göre, farklı detayları vurgulayarak anlatma üslubunun bir örneğidir.
- “Bozgunculuk yaparak taşkınlık etmeyin” (lâ ta’sev… mufsidîn) ne demektir?
- “Lâ ta’sev”, “taşkınlık yapmayın, haddi aşmayın, ahlaksızlık yapmayın” gibi anlamlara gelir. “Mufsidîn” ise, “bozguncular olarak” demektir. Yani, “Yeryüzünde, bozguncuların yaptığı gibi, ahlaki ve sosyal düzeni yıkan taşkınlıklardan ve isyanlardan uzak durun” demektir.
- Bu ayetin günümüzdeki su kaynaklarıyla ilgili bir mesajı var mıdır?
- Evet. Ayet, suyun, Allah’ın en büyük nimetlerinden ve rızıklarından biri olduğunu hatırlatır. Bu nimete şükretmenin bir yolu da, onu israf etmemek, kirletmemek ve adil bir şekilde paylaşarak, su kaynakları üzerinden bir “fesat” ve “bozgunculuk” çıkarmamaktır.
- Hz. Musa’nın asası neden bu kadar çok mucizede kullanılıyor?
- Asa, Hz. Musa’nın peygamberliğinin bir sembolü ve Allah’ın kudretinin onun eliyle tecelli ettiği bir araçtır. Bazen bir yılana dönüşür, bazen denizi yarar, bazen de taştan su çıkarır. Bu, asıl gücün asada değil, o asaya “vur” diyen Allah’ın emrinde olduğunu gösterir.
- Bu ayet, bir önceki ayetler dizisini nasıl devam ettiriyor?
- Bu ayet, İsrailoğulları’na verilen nimetleri hatırlatma serisinin bir başka önemli halkasıdır. Onların, en temel ihtiyaçlarının bile mucizevi yollarla nasıl karşılandığını göstererek, şükretmeleri için ne kadar çok sebepleri olduğunu bir kez daha vurgular.
- Nimetlerden faydalanmak ile bozgunculuk arasında nasıl bir ilişki var?
- Ayet, bu ikisinin zıt olduğunu belirtir. Nimet, şükrü ve itaati gerektirir. Nimetle şımarmak, onu bir isyan ve ahlaksızlık (fesat) aracı olarak kullanmak ise nankörlüktür.
- Bu ayetin ana mesajı nedir?
- Allah, en çaresiz anlarda, en imkânsız görünen yerlerden bile kullarına rızık kapıları açmaya kadirdir. Bu büyük nimete nail olan bir kulun görevi ise, bu nimeti bir şımarıklık ve taşkınlık vesilesi kılmak değil, şükretmek ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan sakınmaktır.
- Ayet, bir sonraki ayete nasıl bir zemin hazırlar?
- Bu ayet, onlara sunulan mucizevi ve zahmetsiz nimetleri (Menn, Selvâ, pınarlardan fışkıran su) anlattı. Bir sonraki ayet (61), onların bu ilahi menüye karşı nasıl nankörce bir tavır sergilediklerini, bu özel yemeklerden sıkılıp Mısır’daki sıradan ve değersiz yiyecekleri (soğan, sarımsak) istediklerini anlatarak, nankörlüklerinin ne kadar derinleştiğini gösterecektir.