Genel Konular
İlmin Kapısı ve Hakk’ın Arslanı Hazreti Ali Kerremallahu vecheh Radıyallahu Anh Bilir Kime Karışacağını
İlmin Kapısı ve Hakk’ın Arslanı Hazreti Ali’ye Kerremallahu vecheh Radıyallahu Anh
Has Hediye ve Sürur Niyazı
“Bismillahirrahmanirrahim.
Ey gizli ve aşikâr her hali bilen, kalplerin en derin köşelerindeki niyetleri hakkıyla okuyan, mülkün ve melekûtun yegâne sahibi Yüce Rabbimiz! Sana sonsuz hamd, Senin nurlu Habîbin Hazreti Muhammed Mustafa’ya (sallallahu aleyhi ve sellem), O’nun tertemiz Ehl-i Beyt’ine ve ashabına nihayetsiz salât ve selam olsun.
Ya Rabbi! Senin rızan için okuduğumuz Fatiha-i Şerifelerden, zikirlerden ve dualardan hasıl olan sevabı; evvel bizzat Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) mübarek ruhlarına, ardından O’nun sırdaşı, ilim şehrinin kapısı, velayetin şahı, Hakk’ın yenilmez arslanı Hazreti Ali (kerremallahu vechehu ve radıyallahu anh) Efendimiz’in aziz ve nurlu ruhlarına hediye eyliyoruz. Sen lütfunla vasıl eyle Ya Rabbi!
İlahi Ya Rabbi! Biz biliyoruz ki Hazreti Ali Efendimiz, Senin lütfunla eşsiz bir ferasetin, keskin bir basiretin sahibidir. O, zahiri gördüğü gibi batını da okuyan; kime el uzattığını, kimin duasına icabet ettiğini, maneviyatta ‘kime karışacağını’ ve kimin yoldaşı olacağını en ince teferruatına kadar bilendir. O, riyakârların maskesini düşüren, münafıkların sinsi yüzlerini dünyadayken de ahirette de tanıyan; kalbinde zerre miktar ihlas, zerre miktar Ehl-i Beyt muhabbeti taşıyan dertli bir yüreği milyarlarca insan içinden seçip çıkaran o büyük kâmil sultandır.
Allah’ım! Bizim bu aciz, bu noksan, lakin içindeki çaresizlikle kavrulan halisane hediyemiz melekler vasıtasıyla onun yüce makamına arz edildiğinde; o kime karışacağını, bu duanın hangi yorgun ve hırpalanmış yürekten koptuğunu Senin kudretin ile nurunla anında bilecektir. Senden niyazımız odur ki Ya Rabbi; melekler bu hediyeyi ona bildirdiğinde, Hazreti Ali Efendimiz’in o mübarek simasında eşsiz bir tebessüm, yüreğinde derin bir sevinç ve sürur hasıl olsun!
Bu hediye ona ulaştığında hoşnut olsun, sevinsin ve desin ki: ‘İşte bu, asırlar sonra bile yalanın, riyanın ve istismarın ortasında kalıp da bizim yolumuzun, bizim sadakatimizin çilesini çeken, riyadan kaçıp Hakk’a susamış, niyetini bozmamış bir muhibbin (sevenin) dertli hediyesidir.’ O mübarek zatın; bizim dertlerimizi, niyetimizi, verdiğimiz hakikat mücadelesini ve çaresizliğimizi bilmesinin, bizi tam manasıyla idrak etmesinin huzuruyla yüreği ferahlasın, hediyemiz onun yüce ruhunda bir şenlik, bir bayram sevincine dönüşsün.
Ya Rabbi! Hazreti Ali Efendimiz’in bu hediyeyi alıp sevinmesi, bizi tanıması, niyetimizin saflığını görüp bize manen tebessüm etmesi yüzü suyu hürmetine; onun o kudretli himmetini, koruyucu nazarını ve Ebu Turab (Toprağın Babası) tevazusuyla sarmalayan o eşsiz şefkatini üzerimize yoldaş eyle. Bizi, onun Zülfikar ile yardığı karanlıklardan, münafıkların ve istismarcıların o sinsi tuzaklarından, tıpkı onun ferasetiyle kestiği gibi kesip kurtar.
Bu acizane hediyeyi ve niyeti; Zâtının yüceliğine, Habîbin Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ve Hazreti Ali Efendimiz’in Senin katındaki yüksek kadr ü kıymetine yaraşır bir şekilde, kusurlarımızı lütfunla örterek dergâh-ı izzetinde ahsen-i kabul ile kabul eyle. Bizleri onun sevincinden ve şefaatinden mahrum bırakma. Âmin, yâ Muîn, bi hürmeti Tâhâ ve Yâsîn, velhamdülillahi Rabbil Âlemîn.”