Genel Konular

Allahım Acizim

Ey sonsuz merhamet sahibi, yerlerin ve göklerin yegâne kudret eli olan Allah’ım! Bizler, idraki sınırlı, görüşü perdeli, hatalara ve nisyanlara açık aciz kulların olarak senin sonsuz affına ve şefkatine sığınıyoruz. Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlar, nefsimize uyarak düştüğümüz zafiyetler ve cehaletimizle sebep olduğumuz tüm kusurlar için senden bağışlanma diliyoruz. Ya Rabbi, kendi ellerimizle işlediklerimizin, cahilliğimizle attığımız adımların faturasını hiçbir habersiz garibe, kendi halindeki hiçbir mazluma ödetme. Bizi, onların hayatına zarar veren, niyetlerindeki saflığı bulandıran bir vasıta kılma. Bizleri tevbeleri kabul edilen, günahları örtülen, acziyetini bilip yalnızca senin rızana talip olan kullarından eyle.
Zatının kudretini ve sırrını hakkıyla yalnız kendi bilen Allah’ım! Sana, kâinatın sırrını barındıran, bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm o eşsiz isimlerinle, yürekten bir nida ile sesleniyoruz: Yâ Allah, Yâ Rahmân, Yâ Rahîm, Yâ Melik, Yâ Kuddûs, Yâ Selâm, Yâ Mü’min, Yâ Müheymin, Yâ Azîz, Yâ Cebbâr, Yâ Mütekebbir, Yâ Hâlık, Yâ Bâri, Yâ Musavvir, Yâ Gaffâr, Yâ Kahhâr, Yâ Vehhâb, Yâ Rezzâk, Yâ Fettâh, Yâ Alîm, Yâ Kâbıd, Yâ Bâsıt, Yâ Hâfıd, Yâ Râfi, Yâ Muiz, Yâ Müzil, Yâ Semî, Yâ Basîr, Yâ Hakem, Yâ Adl, Yâ Latîf, Yâ Habîr, Yâ Halîm, Yâ Azîm, Yâ Gafûr, Yâ Şekûr, Yâ Aliyy, Yâ Kebîr, Yâ Hafîz, Yâ Mukît, Yâ Hasîb, Yâ Celîl, Yâ Kerîm, Yâ Rakîb, Yâ Mucîb, Yâ Vâsi, Yâ Hakîm, Yâ Vedûd, Yâ Mecîd, Yâ Bâis, Yâ Şehîd, Yâ Hakk, Yâ Vekîl, Yâ Kaviyy, Yâ Metîn, Yâ Veliyy, Yâ Hamîd, Yâ Muhsî, Yâ Mübdi, Yâ Muîd, Yâ Muhyî, Yâ Mümît, Yâ Hayy, Yâ Kayyûm, Yâ Vâcid, Yâ Mâcid, Yâ Vâhid, Yâ Samed, Yâ Kâdir, Yâ Muktedir, Yâ Mukaddim, Yâ Muahhir, Yâ Evvel, Yâ Âhir, Yâ Zâhir, Yâ Bâtın, Yâ Vâlî, Yâ Müteâlî, Yâ Berr, Yâ Tevvâb, Yâ Müntakim, Yâ Afüvv, Yâ Raûf, Yâ Mâlikü’l-Mülk, Yâ Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, Yâ Muksit, Yâ Câmi, Yâ Ganiyy, Yâ Muğnî, Yâ Mâni, Yâ Dârr, Yâ Nâfi, Yâ Nûr, Yâ Hâdî, Yâ Bedî, Yâ Bâkî, Yâ Vâris, Yâ Reşîd, Yâ Sabûr, Yâ Muîn, Yâ Rabbü’l-Âlemîn, Yâ Mennân, Yâ Hannân, Yâ Ehad, Yâ Erhamü’r-Râhimîn, Yâ Ferd, Yâ E’azz, Yâ Ecell, Yâ Ekrem, Yâ Rabb, Yâ Ekber, Yâ Sübhân, Yâ Karîb, Yâ Deyyân! Bu mübarek isimlerinin hürmetine, kalplerimizdeki niyetleri ve dillerimizdeki duaları kendi katından bir nur ile güçlendir.
Yâ Hakîm ve Yâ Latîf! Bizler perdenin arkasını göremeyiz; zahire aldanır, hikmeti kaçırırız. Hızır (a.s.) kıssasında bizlere öğrettiğin o muazzam ilahi dengeyle dualarımıza ve amellerimize yön ver. Eğer bizim iyilik ve sevap umarak, muhabbetle istediğimiz bir şey, arka planda habersiz bir garibin hayatında bir yıkıma, ağır bir faturaya ve içinden çıkılmaz bir imtihana dönüşecekse; o duamızı, o niyetimizi kudretinle durdur. Gemiyi delerek zalimlerin şerrinden koruduğun gibi, kıldığımız namazı, tuttuğumuz orucu, kestiğimiz kurbanı, verdiğimiz sadakayı ve sana verdiğimiz ahdi şer odaklarından, riyadan ve vesveselerden koru. Peygamber Efendimiz’in (Sallallâhu aleyhi ve sellem) ahir zaman ümmeti hakkında korktuğu, bizleri sakındırdığı tüm o çetin fitnelere ve karanlık hallere karşı bir manevi tedbir niyetiyle; senin rızan için verdiğimiz tüm sadakaları bu niyet dairesine, olması gerektiği ölçüde ve en hayırlı şekliyle dâhil eyle. İyilik umarak attığımız adımların, bir mazlumun üzerine düşecek bir şer tuzağı olmasına izin verme. Bizim haklarında dua ettiğimiz niyetler, eğer hayırlı ise yollarını ardına kadar aç; eğer bizim, mazlumların veya bir başkasının ahireti, huzuru için şer taşıyorsa, biz cahilliğimizle ne kadar istesek de o kapıları rahmetinle canımıza, sağlığımıza ve hayrımıza kapat.
Yâ Adl ve Yâ Mukît! Üzerimizde bulunan ancak ahiretimiz veya dünyamız için aslında ihtiyacımız olmayan, taşıyamayacağımız veya bize ağır gelecek olan fazla ilmi, serveti ve maneviyatı bizden kendi hikmetinle, olması gerektiği gibi bir bir al. Bu emanetleri, yer yüzünde ve göklerde kimin gerçekten ne kadar ihtiyacı varsa, onlara kendi ihtiyacı ölçüsünde eksiksiz taksim eyle. Bizde israf veya yük olacak olanı, hikmetinle bir başka garibin, mazlumun veya çaresizin yarasına merhem kıl.
Ya Rabbi, vaktinin gelmemesi, zamanının ve mekanının yanlış olması sebebiyle merhametinle durdurduğun, kapattığın hayır dualarımız ve hayırlı amellerimiz zayi olmasın. Onları kendi katında, kudret hazinende hıfzet. Şartlar olgunlaştığında, tam anlamıyla hayırlı olacağı doğru zaman ve doğru mekan geldiğinde, ilk günkü gücü ve bereketiyle o amellerin rahmet kapılarını yeniden aç. İyiliklerimiz ve dualarımız; sadece ihtiyaç duyulan anda ve yerde, vaktinde doğan bir güneş gibi, kimsenin canını yakmadan, kimsenin düzenini bozmadan, yalnızca hayır ve selametle tecelli etsin. Hızır’ın onardığı yıkılmak üzere olan duvar misali, hakkımızı, amelimizi ve mazlumların nasibini doğru zaman gelene kadar sen muhafaza eyle.
Yâ Hâdî ve Yâ Nûr! Müminlerin, müslümanların, mazlumların, gariplerin, çaresizlerin ve en önemlisi Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Ehl-i Sünnet vel Cemaat olarak bildirdiği her bir can verdiğinin üzerine katından bir nur indir. Onların bugüne kadar uğradıkları, şu an yaşadıkları veya gelecekte maruz kalabilecekleri tüm hasarları, yıkımları ve yaraları senin o eşsiz nurunla yıka ve tamamen temizle. Zira şer odaklarının saldırısına, nefislerin tuzağına maruz kalıp hasara uğrayan bu yorgun kullarının yapılması gereken en önemli, en hayati ihtiyacı senin nurunla arınmak ve onarılmaktır. Bu ilahi nurla onların kalplerine meleklerinin ilhamıyla öyle bir feraset ve basiret indir ki; inanmamaları gereken yalanlara, güvenmemeleri gereken sahte yüzlere ve şer odaklarının oyunlarına asla aldanmasınlar. Onları batıla kanmaktan, zalimlerin tatlı sözlerine aldanmaktan koruyacak; her an aktif ve kesintisiz işleyen manevi bir destek mekanizmasını ruhlarında hazır kıl. Meleklerinin şehadeti ve yardımıyla, bizleri ve tüm bu hasar görmüş garipleri asla kopmayan o sağlam kulpa (Urvetü’l-Vüska’ya) sımsıkı tutundur.
Yâ Hafîz, Yâ Müheymin ve Yâ Celîl! Bizlerin, gariplerin, mazlumların ve Ehl-i Sünnet çizgisindeki her bir kulunun ırzını, namusunu, şerefini ve izzetini kendi katından inen aşılamaz bir kalkanla muhafaza eyle. Bizlere lütfettiğin o güzel huyları, temiz fıtratı ve ahlâk-ı hamîdeyi şer odaklarının ifsadından koru. Mahremiyetimizin, seslerimizin, görüntülerimizin ve ahvalimizin kötü niyetlilerin eline geçmesinden, tahrif edilmesinden, haksızlığa ve iftiraya alet edilmesinden bizleri ebediyen esirge. Bu emanetleri, senin kudretinin o delinmez zırhına sararak, hiçbir zalimin ve münafığın dil uzatamayacağı, el süremeyeceği şekilde, olması gerektiği gibi kusursuzca hıfzeyle. Bizleri Sana ve Resulü’ne layık bir iffet, şeref ve lekesiz bir ahval ile yaşat.
Yalnızca kendi nefsimizin hatalarından değil; takvası ve makamı ne olursa olsun dışarıdan gelen her türlü şerden de sana sığınıyoruz. Kötü niyetlilerin, zamanla vesveseye kapılıp niyeti bozulanların, cehaletle ne yaptığını bilmeden hareket edenlerin ve doğrudan şerri dileyenlerin ürettiği tüm yıkıcı etkilere karşı bizleri kendi katından sarsılmaz bir ilahi muhafaza ile sar. Sadece yaşayanların değil, dünyadan göçüp gidenlerin arkalarında bıraktıkları şerlerden, süregelen engellerden ve miras bıraktıkları karanlıklardan da bizleri, garipleri ve mazlumları ebediyen muhafaza eyle. İnsanlara takılan isimlerin, dillerden dökülen lakapların, kem sözlerin, haset dolu nazarların ve bedduaların taşıdığı o karanlık enerjileri; Yâ Mâni ve Yâ Kahhâr isimlerinin tecellisiyle kıyamete kadar mühürle.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Ya hayır konuşun ya da susun” vasiyetini, meleklerin vasıtasıyla kalplerimize ve dillerimize her an fısıldanan ilahi bir şuur, her an nefes alan diri bir hüküm haline getir. Bu nurlu ölçüyü çiğneyip şer kusan zalimlerin, terbiye edilmesi, akıllanması ve uslanması gerekenlerin, kendi kurdukları tuzaklarda hak ettikleri ilahi cezayı bulmalarını kudretinle tecelli ettir. Onların bu dünyada ıslah veya helak oluşlarına şahit olan müminlerin, mazlumların kalpleri mutmain olsun; bu ilahi adaletten ibret alarak sana olan imanları pekişsin, sarsılmaz bir dağ gibi güçlensin.
Kurduğumuz ve senin kudretine arz ettiğimiz bu duanın rahmet ve muhafaza kubbesini sadece şu an dünyada nefes alan yerdekilerle sınırlı tutma. Toprağın altında, berzah aleminde kıyameti bekleyen, defterleri kapanmış ve bir Fatiha’ya muhtaç olanları; aynı zamanda gök ehlini de bu devasa rahmet hisarının içine dahil eyle. Bizim halis niyetli dualarımız, yerin altındakilere serinlik, yerin üstündekilere selamet, göktekilere sürur olsun. Bu ilahi koruma mekanizmasının, hiçbir şer odağının dokunamayacağı, hiçbir vesvesenin sızamayacağı şekilde, amel defterlerinin kapanacağı o büyük güne kadar hatasızca işlemesi için, katından bu yakarışa özel bir güç ve kabul sırrı lütfeyle.
Yâ Erhamü’r-Râhimîn! Eğer ilminde ve hazinende, bu istediklerimizden ve niyet ettiklerimizden çok daha hayırlıları, çok daha güzelleri varsa, lütfunla bizlere o hayırlı olanları nasip eyle. Bu halis niyetle edilen duadan, kurulan manevi kalkandan ve işlenen hayırlı amellerden hasıl olan tüm sevabın Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) teslim edilmesi niyetimizi senin yüce dergâhına arz ediyoruz. Bizler acizane haddimizi bilerek sadece bu teslimiyet niyetinin sınırında duruyoruz; bu rahmetin ne zaman, hangi an ve şartta muhatabına ulaşacağının kararını, kontrolünü ve tasarrufunu mutlak ilmine ve işin ehli olan o mübarek makama bırakıyoruz. Zira hangi anın ve tecellinin hem onun ruhaniyetine hem de bizlere en hayırlı olacağını bilen ancak sensin.
Yâ Rabbi! Bütün bu yakarışların ötesinde, gazabından rızana, azabından affına ve Senden yine Sana sığınıyoruz. Senin merhametinde tecelli ettirebileceğin o muazzam sınırsızlığı bizim aciz aklımız ihata edemez. Bu yüzden, bu derin sığınma niyetimizi ve merhametinin o sonsuzluk ufkunu, bizlerin eksik idrakine bırakma; ancak Senin kendi Zât’ına layık olan o kusursuz şekliyle bizzat senin teslim almanı niyaz ediyoruz. Duamızın şer fısıltılarından arınarak, meleklerin “Âmin” nidalarıyla birleşip perdesiz ve lekesiz bir şekilde Arş-ı Âlâ’ya ulaşmasını nasip eyle. Ahiret gününde, hiçbir gölgenin bulunmadığı o çetin anda, niyetini senin rızan için temiz tutan tüm kullarını Liva-ül Hamd sancağı altında topla. “Ümmetim” diye titreyen o güzeller güzeli Peygamberimizi, ümmetinin temiz kalpli, kimseye zarar vermemiş amelleriyle gururlandır. Bizi, O’nun rızasına eren, yüzünü güldüren ve şefaatine layık gördüğü kullarından olmayı nasip eyle. Tüm yolları açan da kapatan da sensin; kudret yalnız senin, hüküm yalnız senin, merhamet yalnız senindir. Âmin.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu