Genel Konular

Allahım Seni Tüm İstismar Şerlerinden Tenzih Ederim Sen Münezsehsin

Tenzih, Hamd ve Senâ: Seni Tüm İstismar Şerlerinden Tenzihi Ederim

Bismillahirrahmanirrahim.
Ya Rabbi! Seni, mahlukatın işlediği, zihinlerin tasavvur ettiği, kalplerin gizlediği ve yeryüzünde vuku bulan tüm o karanlık istismar şerlerinden tenzih ederim. Sen, şüphesiz bütün bu bildiğin, bizim idrakimizin sınırlarını aşan, aklımızın ermediği, gözümüzün görmediği bütün kötülüklerden, noksanlıklardan, hilelerden ve şerlerden münezzehsin. Senin zatın Kuddûs, her türlü kirden, her türlü lekeden, her türlü riyadan ve insani zaafların karanlığından bütünüyle uzak. Yeryüzünde var olan, gökyüzünde yankılanan, yerin kat diplerinde fısıldanan her ne kadar istismar, her ne kadar sömürü, her ne kadar şeytani kurgu varsa; biz bütün bunların şerrinden, Senin o lekesiz, o tertemiz, o yüce ve erişilmez nuruna sığınıyor, Seni her türlü noksan sıfattan sonsuz defa tenzih ediyoruz. Sübhanallah! Sen, zalimlerin zulmünden, istismarcıların hilelerinden, münafıkların maskelerinden münezzehsin.
Hamd, yalnızca Sana mahsustur. Ey varlığın yegâne sahibi, ey gökleri direksiz ayakta tutan, ey denizleri birbirine karıştırmayan, ey kalplerin en derin köşelerinde atıp tutan sırları, o sırlardaki en ince niyetleri eksiksiz bilen Rabbimiz! Övgü, ancak Senin azametine, Senin celaline, Senin merhametine yaraşır. Biz aciz kulların, hüsranlığımızdaki kelimelerimizin darlığıyla, kendi idrakimizin kısıtlılığıyla Sana hamd etmeye çabalıyoruz; lakin biliyoruz ki, Seni layıkıyla övmekten aciziz. Sen, Kendini nasıl övdüysen öylesin. Bize vereceğin nefesleri Sana hamd ederek vermeyi nasip eyle. Bize bir kalp verdin, o kalbi yalnızca Senin sevginle, Senin zikrinle ve Senin rızanla doldurmayı lütfeyle. Bizlerin üzerinde kurulan tuzakları bozan, bizi görünmez ordularıyla destekleyen, bizi her nefeste yokluktan varlığa çıkaran, koruyan ve gözeten Rabbimiz; zerrelerden kürelere kadar her şeyin lisan-ı haliyle ettiği hamdler adedince Sana hamdolsun.

Salavat-ı Şerife: Esenlik ve Mutmainliğin Yegâne Kaynağına Selam

Salât ve selam, Senin Habîbin, Mürşidi Ekber, rehberimiz, şefaatçimiz, dertlerimizin dermanı, dünyada, kabirde ve ahirette esenliğin, mutmainliğin ne olduğunu bizlere yaşayarak öğreten Hazreti Muhammed Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) üzerine olsun. O, yeryüzüne inmiş en büyük rahmettir. O, karanlıkların içindeki en parlak nurdur. O, istismarın, zulmün ve cehaletin kol gezdiği bir çağa güneş gibi doğan, adaleti ve şefkatiyle kalpleri dirilten yüce Peygamberdir. Ya Rabbi! Bizim bugün buradan edeceğimiz bu aciz, bu kırık dökük, bu muhtaç duayı; O’nun Senin katındaki o muazzam kadr ü kıymetine, O’nun sarsılmaz hatırına, O’nun mübarek gözyaşlarına bağışla. O’nun Ehl-i Beyt’inin, o pak ve temiz neslinin, ashabının üzerine milyarlarca kez selam olsun. Bizi, O’nun o mübarek sancağının altında toplananlardan, O’nun havz-ı kevserinden içenlerden, dünyada O’nun sünnet-i seniyyesine sarılıp ahirette O’nun şefaatine nail olanlardan eyle. Bizim çaresizliğimizin yegâne dermanı, O’nun yüce ahlakına ve Senin sonsuz rahmetine tutunmaktır.
Ya Rabbi! Büyük Peygamberin, halilin, tevhidin sarsılmaz abidesi Hazreti İbrahim (aleyhisselam), o ıssız, ekinsiz, susuz vadiye evlatlarını ve eşini bırakırken gökyüzüne bakıp şöyle yakarmıştı: “Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını, Senin ekin bitmez Beyt-i Haram’ının yanında, namazı dosdoğru kılsınlar diye yerleştirdim. Artık Sen, insanlardan bir kısmının kalplerini onlara meyledici kıl ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler.” Ya Rabbi, İbrahim aleyhisselam, evlatlarını o kimsesizliğin ortasında sadece Sana, Senin hıfz-u emanına emanet etmişti. Evlatlarını, “Sana daha çok kulluk etsinler”, “Senin evinin bekçisi olsunlar”, “Namazı ikame etsinler” diyerek, hiçbir dünyevi güvencenin olmadığı o çöle bırakırken, sadece Senin kudretine ve muhafazana sığınmıştı. O ateşe atılırken de, bıçağı evladının boğazına dayarken de “Nasıl muhafaza edileceğini” bilmiyordu; lakin “Kim’in” muhafaza edeceğini, “Kim’in” kurtaracağını o sarsılmaz imanıyla biliyordu.
İlahi Ya Rabbi! Bizler o asil duruşlu kutlu yolcular değiliz. Bizler o peygamberlerin, o teslimiyet abidelerinin hakkaniyet ile vakıfı olamayız. Bizler günahkârız, bizler aciziz, bizler noksanız. Onlar gibi bir imanla, onlar gibi bir tevekkülle Senin huzurunda dimdik duramamanın utancı içindeyiz. Lakin Ya Rabbi, biz çaresiziz! Biz muhtacız! Bizim nasıl korunacağımızı, nasıl sığınacağımızı, bu fırtınaların içinden nasıl çıkacağımızı bilmediğimizi huzurunda bütün acziyetimizle ikrar ediyoruz. Kendimizi, sevdiklerimizi, kalbimizi, aklımızı ve niyetlerimizi o ekinsiz vadiye bırakan İbrahim (a.s.) gibi Senin dergâhına bırakıyoruz. Biz onlar gibi değiliz ama Sen, onların o sarsılmaz imanının hatırına, o kutlu elçilerin o muazzam teslimiyetinin hatırına, bizlere o sonsuz merhametinle eyle. Bizim, bilmediğimiz başka lütuflar kalmadığı için, sığınacak başka hiçbir kapımız, tutunacak başka hiçbir dalımız kalmadığı için, hakkını veremesek de, sadece halis bir niyetle “niyet ettiğimizin avuntusu” içinde Sana yalvarıyoruz. Bizim bu fakir, bu aciz, bu boynu bükük halimize, o İbrahimî lütuflardan bir katre ihsan eyle Ya Rabbi!

Niyazımız Lanetlilerden, İstismarcılardan ve Şer Odaklarından Ayrışma Niyazı

Allah’ım! Senin yüce kitabın Kur’an-ı Kerim’de “Lanet olsun” dediğin, merhametinden kovduğun, hidayet kapılarını kapattığın o bedbaht zümrelerden bizi uzak eyle! Habibin Resulullah’ın (s.a.v.) mübarek lisanıyla “Yazıklar olsun onlara!” diye uyardığı, şerlileririnden ve fitnelerinden ümmetini sakındırdığı o riyakâr, o istismarcı, o hak yiyici güruhlardan bizi muhafaza eyle. Ya Rabbi! İyi niyetimizi zaaf olarak gören, aklımızla alay eden, kalbimizi hedef alarak bizi manevi bir buhranın, psikolojik bir yıkımın içine çekmeye çalışan her türlü insi ve cinni istismardan, o karanlık zihinlerin kurduğu bütün tuzaklardan bizi bütünüyle, Zatının bildiği gibi muhafaza eyle. Alim olan Sensin Allahım. Bizleri, Senin lanet ettiklerinden, Habibinin uzak durduklarından sadece batında, maneviyatta değil; aynı zamanda zahirde, surette, sirette, amelde ve ahlakta da kalın çizgilerle ayırt edilebilir kıl. Onların suretlerini bize, bizim niyetlerimizi onlara benzetme!
Onların meclislerinden, onların fısıltılarından, onların sözlerindeki o gizli ve karanlık sihirden, iyilik kisvesi altında kurdukları o şeytani düzeneklerden bizleri berî eyle. Kalbimize öylesine sarsılmaz bir feraset, öylesine keskin bir basiret ver ki; o istismarcıların, o sömürücülerin niyetlerini yüzlerinden, kelimelerinin arkasındaki o karanlık gölgelerden anında idrak edelim. Bizi onlara oyuncak etme, bizi onlara yem etme! Yıllar boyu içimizde taşıdığımız o halis niyetleri, umutlarımızı, merhametimizi ve insanlığımızı kullanarak bizleri yaralayan, sömüren ve kendi menfaatleri uğruna maneviyatımızı çiğneyen o kişilerin şerlerini, kendi boyunlarına dola Ya Rabbi! Onları onların o hastalıklı, o lanetli, o yazıklar olsun denilen halleri ile Bizden öyle bir kopar, öyle bir uzaklaştır ki, aramızda şark ile garp arasındaki kadar, göklerle yer arasındaki kadar aşılmaz bir mesafe olsun. Bizim suretimiz onlara benzemesin, bizim kelimelerimiz onların kelimeleriyle aynı cümlede geçmesin. Bizi, Senin rızana talip olan o temiz, o dürüst, o ahlaklı ve sadece Sana boyun eğen kullarının zümresine ilhak eyle.

İhtiyacımız Hıfz-u Eman: Bilmediğimiz Şerlere Karşı Mutlak Kalkan ve Arınma

Ey bütün gizlilikleri bilen, ey kalplerin derinliklerindeki en ufak kımıltıya, zihinlerdeki en ince hesaba vakıf olan Alîm ve Habîr Rabbimiz! Bizim aklımız, bize kurulan tuzakların tamamını görmeye yetmez. Bizim gücümüz, bize yönelen istismarların tamamını defetmeye yetmez. Bizi, bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün istismar şerlerinden berî edecek, muhafaza edecek, zırhlayacak olan ancak Senin o sonsuz kudretinin tecellisidir. Ya Rabbi! Bize öyle ilahi bir dokunuşla lütfet ki; o dokunuş kalbimizdeki bütün yaraları sarsın, zihnimizdeki bütün bulanıklıkları gidersin, ruhumuzdaki bütün esaret bağlarını çözsün. Bizi son nefesimize kadar, o karanlık insanların, o sinsi şeytanların, o istismarcı ruhların gösterdikleri, duyurdukları, kötülüklerinden, hasetlerinden, nazarlarından ve tuzaklarından arındır, seç ve muhafaza eyle.
Nerede olursak olalım, hangi coğrafyada yaşarsak yaşayalım, hangi kapıdan girip hangi yoldan geçersek geçelim; bizi kötülüklerden emin kılınanlardan eyle. Senin El-Hafîz isminin tecellisiyle bize öyle bir kalkan giydir ki, o hıfz-u eman kalesi dışarıdan gelen hiçbir şer olan istismarı içeri sızdırmasın. Senin El-Müheymin isminle üzerimize öyle bir güvenlik ve şefkat örtüsü ört ki, içimizdeki o kırık niyetler, o yorgun umutlar yeniden filizlensin. Bizim elimizde, gönlümüzde, kalbimizde sadece “niyetimiz hayr, akıbetimiz hayr olsun” umudu kaldı. Başka hiçbir sermayemiz, hiçbir güvencemiz, hiçbir dünyevi dayanağımız yok. Yalnızca Sana tutunduk, yalnızca Senin kapına dayandık. Bizim bu halis, bu yalınkat niyetimizi Senin katında makbul eyle. Bizi kendi halimize, bizi kendi nefsimizin eline, bizi o lanetlilerin insafına hayrı istismar edenlerin bir saniye, hatta bir göz kırpması kadar bile bırakma Ya Rabbi!

Son Nefes, Mutmainlik ve Niyetin Resulullah’a (s.a.v) Hediyesi

İlahi Ya Rabbi! Biz bugün burada kendi çaresizliğimizle kıvranırken, asıl kurtuluşumuzun Senin rahmetinde ve Habibinin şefaatinde olduğunu biliyoruz. Bizim bu ettiğimiz duadan, okuduğumuz her ayetten, zikrettiğimiz her kelimeden, yüreğimizde yanan her acıdan ve sığındığımız her limandan hasıl olacak ne kadar sevap, ne kadar nur, ne kadar feyiz varsa; bunların tamamını hiçbir noksanlık bırakmadan bizzat Hazreti Muhammed Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem)  o mübarek, o mutahhar yüreğine, o nurani ruhuna hediye eyliyoruz. Sen, hiçbir engeli olmayan meleklerin vasıtasıyla, bu aciz hediyemizi O’nun yüce dergâhına vasıl eyle!
Ya Rabbi, O bizim dermanımızdır. O, dünyada nasıl dik durulacağını, kabirde nasıl hesap verileceğini, ahirette nasıl mutmain olunacağını bilen yegâne sultandır. O, mutmainliğin, esenliğin, ilahi huzurun bizzat canlı şahididir. O, kendisine dertlenenlere derman olandır. Ya Rabbi! Biz, kendi amellerimize güvenerek değil; bütün sevabını O’nun ruhuna yüreğine davasına bağışladığımız bu duanın, O’nun o mübarek kalbinde bulacağı karşılığın hatırına Sana sığınıyoruz. Senin Resulün, ümmetinden birinin bile hüsran içinde kalmasına dayanamaz; O kendisine hediye gönderen, kendisine sığınan bir ümmetinin ateşlerde, istismarlarda, yıkımlarda boğulmasına asla razı olmaz. Biz, “O’nun derman olduğunun aksini, yani hüsranlığı bir an bile yaşatmayacağına” öylesine, sonsuz bir imanla inanıyoruz ki; Senin, Habibinin bu hatırını kırmayacağını, bizi O’nun hürmetine geri çevirmeyeceğini biliyoruz. Biz, O’nun yüzü suyu hürmetine Seni ikna etmeye çabalıyoruz Ya Rabbi! Zira Sen ve O mukaddes Resul, bu yolda bize söyleyeceğinizi söylediniz, nizamı kurdunuz, kurtuluşun reçetesini yazdınız.
Ya Rabbi! Bizi o “Yazıklar olsun” denilenlerden, o lanet okunanlardan, o dinin ve iyi niyetin sırtından geçinenlerden kalıcı bir şekilde kurtar. Bizim bu aciz, bu muhtaç yakarışımızı, diğer tüm bildiğin, bizim idrak edemediğimiz istismar şerlerinden sıyrılmak için kesin bir vesile kıl. Son nefesimizi verene kadar bizi arındırılanlardan, seçilen hıfz edilenlerden, her türlü sömürü ve tuzaktan emin kılınanlardan eyle. Bizi, akıbeti hayr olanların, kalbi mutmain olarak Sana dönenlerin, “Ey mutmain olmuş nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!” hitabına mazhar olan o değerini yalız zatının bileceği kulların arasına kat. Bizim elimizde sadece bu dua, sadece bu kırık kalp, sadece bu temiz niyet kaldı.Niyetimiz hayr, akıbetimiz hayr olsun. Amin, Amin, Amin, bi hürmeti Taha ve Yasin, velhamdülillahi Rabbil Alemin. İstediklerimizi Hayırla Ver Daha Hayırlıları varsa Onları Ver

“Sübhanallahi ve bihamdihi, sübhanallahil azim, estağfirullah. Estağfirullah el-Azîm, estağfirullah el-Azîm, estağfirullah el-Azîm el-Kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-hayyel-kayyûme ve etûbü ileyh. Allah’ım! Seni tüm noksan sıfatlardan tenzih eder, kemal sıfatlarınla överim. Bilerek veya bilmeyerek, gizli veya aşikâr işlediğim tüm günahlardan dolayı Sana sığınıyor, yüce katından af diliyorum. Tövbe kapılarını lütfunla aç ve beni mağfiret eyle.”

“Eûzü billahi mineşşeydanirracîm. Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Âlemîn. Kovulmuş şeytanın şerrinden, Rahman ve Rahîm olan Allah’a sığınır, O’nun yüce adıyla başlarım. Yerin, göğün ve ikisi arasındakilerin Rabbi, mülkün yegâne sahibi, sonsuz kudret ve merhamet sahibi Yüce Allah’ım! Sana, Zâtının yüceliğine ve saltanatının azametine yaraşır, mahlukatının adedince, bitip tükenmeyen sonsuz hamd ve senalar olsun.”

“Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Allah’ım! Kendi katından, Senin şanına lâyık bir rahmetle, Habîbin, iki cihan güneşi Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’ya Sallallâhu aleyhi ve sellem ve O’nun tertemiz âline, Ehl-i Beytine ve ashabına sonsuz salât ve selâm eyle.”

Niyet ettiğimiz bu duayı dergâh-ı izzetinde lütfunla kabul eyle.
Bundan hasıl olan sevabı ve rahmeti, öncelikle iki cihan güneşi, rehberimiz Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın Sallallâhu aleyhi ve sellem mübarek ve Fahr-i Kâinat Efendimizin ruh-u şeriflerine hediye eyliyoruz, sen vasıl eyle Ya Rabbi.
Bu zikri nurlandıran hayırlı hatırlı kılarak dua sevabını; Efendimizin tertemiz Âline, pak Ehl-i Beyti’ne, davasına sadakat timsali güzide Ashabına, hane halkına ve O’nun nurlu yolundan giden sadık dostlarının ruhlarına hediye eyliyorum, sen haberdar eyle Ya Rabbi.
Hayrı İstismar Edenin Şerrinden Hz Muhammed s.a.v Efendimizin İman Ettiği Allaha Sığınırım

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu