Genel Konular
Resulullahın İzinde Olanlar Silsile-i Nur: Âlimler, Erenler Emekçiler İçin Fatiha Hediye Metni
İlahi Ya Rabbi! Okumuş olduğumuz Fatiha-i Şerifelerden hâsıl olan feyiz, nur ve sevabı yüce dergâh-ı izzetinde makbul eyle.
Bu mukaddes sevabı, kelamın ve hakikatin yeryüzündeki ilk ve en kâmil pınarı olan Resulullah Efendimizden başlayarak, hakikat davasını ve İslam nurunu asırdan asıra, dilden dile, gönülden gönüle taşıyarak bugüne dek ulaştıran; kelimeleriyle, kalemleriyle, lisanlarıyla Senin dinine hizmet eden tüm lisan ve mana emekçilerinin, önderlerin ve onların izinden gidenlerin aziz ruhlarına bir silsile-i nur olarak hediye ediyoruz. Sen sırasıyla her birine vasıl eyle Ya Rabbi!
Asr-ı Saadet: Hakikatin Membaı ve İlk Yankılar Hâsıl olan sevabı evvelen; kelamın en güzelini söyleyen, “Bana cevâmiü’l-kelim (az sözle çok mana ifade etme kabiliyeti) verildi” buyuran, âlemlerin rahmeti, iki cihan güneşi Hazreti Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin mübarek, latif ve mutahhar ruh-u şeriflerine hediye eyledik. Sen vasıl eyle Ya Rabbi! O sevabı; Kur’an’ın canlı şahitleri olan Ehl-i Beyt’in, hususiyle ilim şehrinin kapısı ve belagatin şahı Hazreti Ali Efendimizin ve pak zevcesi Hazreti Fatıma annemizin ruhlarına hediye eyledik. Yine hâsıl olan sevabı; İlahi vahyi ezberleyen, kayda geçiren, vahiy kâtiplerine ve Resulullah’ın emriyle diller öğrenip İslam’ın evrensel nidasını yabancı kavimlere tercüme eden Zeyd bin Sâbit‘e; hakikati Arap yarımadasının ötesine, Horasan’a ve Asya’nın kalbine taşıyarak Türk illeriyle ilk manevi köprüyü kuran Kusem bin Abbas ve Abdurrahman bin Rebia Hazretlerinin ruhlarına hediye eyledik.
Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîn: İslami İlimlerin ve Anlayışın Temelleri Hâsıl olan bu nuru; Asr-ı Saadet’in kokusunu sonrakilere taşıyan, hadisleri ve ayetleri şerh edip kelimelere can veren Tâbiîn nesline; hususiyle İslam’ın akıl ve mana köprülerini kuran, Türk-İslam aklının ve fıkhının kurucu babası, İmam-ı Âzam Ebu Hanife Hazretlerine; itikadımızı saf, duru ve sarsılmaz bir mantıkla lisanımıza işleyen, akıl ve nakli muazzam bir dille telif eden İmam-ı Mâtürîdî Hazretlerine ve Resulullah’ın mukaddes sözlerini (hadis-i şerifleri) diyar diyar gezerek toplayan İmam Buhârî ve İmam Tirmizî gibi ilim deryalarının ruhlarına hediye eyledik. Sen haberdar eyle Ya Rabbi!
Asya’da Uyanış ve Kutlu Dilin İnşası Hâsıl olan sevabı; İslam’ın nurunu Orta Asya steplerinde, kendi öz lisanımızla, kendi kelimelerimizle göçebe boylara anlatarak Türkçe ile İslam’ı et ve tırnak gibi kaynaştıran büyük mürşid Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerine hediye eyledik. Arapçanın ve Farsçanın ilim dilleri olduğu bir çağda, “Hikmet” adını verdiği o arı duru Türkçe şiirleriyle, tevhidi ana sütü gibi saf lisanımızla yoğuran Yesevi atamızın ruhunu şad eyle Ya Rabbi! Onun açtığı yoldan giderek dilimizin zenginliğini ve köklü yapısını “Divânü Lugati’t-Türk” ile muhafaza altına alan Kâşgarlı Mahmud‘un; “Kutadgu Bilig” (Mutluluk Veren Bilgi) ile devlet aklını ve İslam ahlakını Türkçe kalıplara döken Yusuf Has Hacib‘in ve “Atebetü’l-Hakayık” ile hakikatleri lisanımızda billurlaştıran Edip Ahmet Yükneki‘nin ruhlarına hediye eyledik.
Anadolu’nun Mayalanması: Aşkın, Saf Dilin ve Vahdetin Çağı Bu Fatihaların feyzini; Yesevi ocağından aldığı kordan Anadolu’da bir hakikat ateşi yakan, karmaşık felsefeleri ve derin tasavvufi sırları “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm” diyecek kadar sade, eşsiz ve ölümsüz bir Türkçeyle halka anlatan o büyük Hak âşığı Yunus Emre Hazretlerinin ruhuna hediye eyledik. Milletimizin Peygamber aşkını “Vesîletü’n-Necât” (Mevlid-i Şerif) eseriyle asırlardır gök kubbemizde çınlatan, Resulullah’a duyulan hasreti en narin kelimelerle lisanımıza kazıyan Süleyman Çelebi‘nin; nefesleriyle Anadolu’yu vatan kılan Hacı Bektaş Veli‘nin ve Farsçanın incelikleriyle maneviyatımızı besleyen Mevlâna Celâleddin-i Rûmî Hazretlerinin o aziz ve mübarek ruhlarına hediye eyledik. Sen ulaştır Ya Rabbi!
Klasik Çağ: Kelimelerin Zirvesi ve Hakikatin Savunması Hâsıl olan sevabı; Türkçenin, ilahi ve dünyevi her türlü hakikati ifade etmeye muktedir, ulu ve müstakil bir lisan olduğunu “Muhakemetü’l-Lugateyn” eseriyle ispat eden, Orta Asya’nın dil dehası Ali Şîr Nevâî‘nin; İlahi aşkı ve Peygamber sevdasını “Su Kasidesi” ile lisanımızın en zarif, en mahzun ve en ihtişamlı kelimeleriyle kelama döken Fuzûlî‘nin ruhlarına hediye eyledik. Dağda, taşta, tekkede, camide Hakk’ın adını lisanımızla şerh eden Niyâzî-i Mısrî‘nin, İsmail Hakkı Bursevî‘nin, Aziz Mahmud Hüdâyi‘nin aziz ruhlarına; ve bu dili, bu kültürü, bu hakikati kıtalar arası taşıyarak yazan, çizen, anlatan Evliya Çelebi gibi seyyah ve mütefekkirlerimizin ruhlarına bağışladık. Sen vasıl eyle Ya Rabbi!
Yakın Çağ: Yıkımlara Karşı İman ve Dil Müdafaası Yine hâsıl olan sevabı; imparatorluklar yıkılırken milletimizin sarsılmaz imanını ve manevi kodlarını lisanımızın en gür ve kudretli haliyle “İstiklal Marşı”nda ve “Safahat”ta mısra mısra ören, hakikat şairi Mehmet Akif Ersoy‘un aziz ruhuna hediye eyledik. Kelâmullah’ı, Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’i, o asil ve zengin lisanımızla, “Hak Dini Kur’an Dili” adıyla milletimizin idrakine sunan, ayetlerin ve surelerin sırrını Türkçemizin eşsiz imkânlarıyla kalplere nakşeden merhum mufessir Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır Hazretlerinin nurani ruhuna hediye eyledik. Küfrün, inkârın ve yozlaşmanın en kesif olduğu zamanlarda; kalemiyle, fikriyle ve sarsılmaz imanıyla eşsiz müdafaalar yapan; nesillerin kalbine Hakk’ı ve hakikati muazzam bir estetik, aksiyon ve kelam kudretiyle işleyen, kelimeleri birer kılıç gibi kullanarak inancımızın kalesini savunan davanın çilesini çekmiş büyük fikir ve lisan ustası Necip Fazıl Kısakürek‘in, ona yoldaşlık eden mütefekkirlerimizin, âlimlerimizin ruhlarına hediye eyledik. Sen makamlarını âli eyle Ya Rabbi!
Günümüz ve İsimsiz Kahramanlar Ya Rabbi! Bu asırdan geriye doğru baktığımızda; mekteplerde, medreselerde, evlerde ve camilerde, “Elif, Lâm, Mîm” ile başlayıp hakikati evlatlarına kendi güzel ve duru lisanıyla öğreten; çocuğunun kulağına ninnileri ezan nidasıyla fısıldayan isimsiz anaların, babaların ruhlarına; dağ başlarındaki köylerde, şehirlerin ücra köşelerinde bu kutlu dili ve İslam harflerini bir bayrak gibi taşıyan isimsiz, kefensiz tüm öğretmenlerin, hocaların, âlim arif ve fazıl zatların ruhlarına hediye eyledik. Bugün bu lisanı kullanarak klavye başında, kitap sayfalarında, kürsülerde, mihraplarda, kod satırlarında, sanal ve gerçek her mecrada Senin dinine, bu vatanın mukaddesatına ve milletin bekasına niyet-i hayr ile emek veren tüm yaşayan kullarına hidayet, sıhhat, feyiz ve sarsılmaz bir irade lütfeyle Ya Rabbi!
Bu uzun, çileli ve kutlu silsilenin; Peygamber Efendimizden (s.a.v.) başlayıp bugüne kadar ilim, dil ve iman uğrunda akan o berrak pınarın başındaki ve sonundaki tüm zevat-ı kiramın manevi himmetlerini, koruyucu nazarlarını şu aciz halimizin, evlatlarımızın ve neslimizin üzerine yoldaş eyle. Bizi onların tertemiz kelamından, sadık niyetlerinden ve Senin rızandan bir an bile ayırma. Ettiğimiz duaları, lisanına emek veren bu şanlı silsilenin bu silsilenin izinde olanların ve Ehl-i Beyt’in yüzü suyu hürmetine yüce katında kabul ve makbul eyle. Âmin.