Şeytan’ın Misyonu: Kötülüğü, Hayâsızlığı Emretmek
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Arapça Okunuşu:
اِنَّمَا يَأْمُرُكُمْ بِالسُّٓوءِ وَالْفَحْشَٓاءِ وَاَنْ تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 169. Ayeti
Türkçe Okunuşu:
“İnnemâ ye’murukum bi-ssû-i vel-faḥşâ-i ve en tekûlû ‘ala-llâhi mâ lâ ta’lemûn(e).”
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
“O size hep çirkin ve murdar işleri emreder, Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.”
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 169. Ayeti Işığında Duası:
Bu ayet-i kerime, bir önceki ayette (Bakara 2:168) “apaçık bir düşman” olarak nitelendirilen şeytanın, insanlara neler emrettiğini açıklar: Kötülük (es-sû’), hayâsızlık (el-fahşâ’) ve Allah hakkında bilmedikleri şeyleri söylemek. Bu, şeytanın temel stratejisini ve insanları saptırma yollarını özetler. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de dualarında bu üç büyük şerden ve şeytanın bu tür emirlerinden Allah’a sığınmıştır.
Kötülüklerden, Hayâsızlıktan ve Cehaletten Allah’a Sığınma Duaları: Peygamber Efendimiz (s.a.v), her türlü kötülükten, çirkin işlerden ve cehaletle Allah hakkında konuşmaktan Allah’a iltica ederdi. Bir duasında şöyle buyurmuştur: “Allah’ım! Kötü ahlaktan, kötü amellerden, kötü arzulardan ve kötü hastalıklardan sana sığınırım.” (Tirmizî, De’avât, 126). Ayetteki “kötülük” (es-sû’) ve “hayâsızlık” (el-fahşâ’) bu duada sığınılan hususlardandır. Allah hakkında bilmeden konuşmak, en büyük cehalet ve cüretkârlıktır. Efendimiz (s.a.v) faydasız ilimden ve cehaletten Allah’a sığınmıştır: “Allah’ım! Fayda vermeyen ilimden… sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 73).
Şeytanın Emirlerinden Korunma Duası: Şeytanın emirleri bu üç hususta yoğunlaştığına göre, genel olarak şeytandan sığınma duaları bu ayetin ruhuna uygundur. Peygamberimiz (s.a.v) özellikle sabah ve akşam yaptığı dualarda şeytanın şerrinden Allah’a sığınırdı. Örneğin, “Allah’ım! Gökleri ve yeri yaratan, gizliyi ve açığı bilen Sensin. Her şeyin Rabbi ve Sahibi Sensin. Senden başka ilah olmadığına şehadet ederim. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve onun ortak koşmaya çağırmasından (veya tuzaklarından) Sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 100-101; Tirmizî, De’avât, 14). Şeytanın “ortak koşmaya çağırması” da bir nevi “Allah hakkında bilmediklerinizi söyleyin” emrinin bir parçasıdır.
Bakara Suresi’nin 169. Ayeti Işığında Hadisler:
Şeytanın Kötülüğü ve Hayâsızlığı Emretmesi: Peygamber Efendimiz (s.a.v) birçok hadisinde şeytanın insanları nasıl kötülüğe ve hayâsızlığa teşvik ettiğini anlatmıştır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur: “Şüphesiz şeytan, Âdemoğlunun kan damarlarında dolaşır.” (Buhârî, İ’tikâf, 11, 12; Müslim, Selâm, 23-25). Bu, onun sürekli vesvese verme ve kötülüğe yönlendirme potansiyelini gösterir. “Fahşâ” (hayâsızlık) kelimesi, zina, fuhuş gibi çirkin fiilleri ve her türlü edepsizliği kapsar. Şeytan, bu tür günahları insana süslü göstererek onu teşvik eder.
Allah Hakkında Bilgisizce Konuşmanın Tehlikesi: Bu, şeytanın en tehlikeli emirlerinden biridir. İnsanların Allah hakkında, O’nun sıfatları, fiilleri, emirleri ve yasakları hakkında delilsiz, ilimsiz ve zanla konuşmaları, büyük sapkınlıklara yol açar. Cahiliye Araplarının bazı hayvanları kendilerine haram kılmaları (En’âm 6/138-139), melekleri Allah’ın kızları saymaları (Zuhruf 43/19) gibi durumlar, Allah hakkında bilmeden konuşmanın örnekleridir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kim bilmediği bir konuda (dini bir meselede) fetva verirse, o fetvanın günahı fetvayı verene aittir.” (Ebû Dâvûd, İlim, 8). Bu, Allah adına bilgisizce hüküm vermenin vebalini gösterir. Yine bir başka hadiste, “Allah Teâlâ ilmi, insanlardan (zorla) çekip almaz. Fakat âlimleri vefat ettirmek suretiyle ilmi alır. Nihayet hiçbir âlim kalmayınca, insanlar cahil kimseleri baş edinirler. Onlara (dini meseleler) sorulur, onlar da ilimsiz olarak fetva verirler. Böylece hem kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar.” (Buhârî, İlim, 34; Müslim, İlim, 13, 14). Bu, cehaletle Allah hakkında konuşmanın toplumsal bir felakete yol açabileceğini gösterir.
Bakara Suresi’nin 169. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye:
- Kötülük ve Hayâsızlıktan Sakınma: Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) tüm hayatı, kötülükten (es-sû’) ve hayâsızlıktan (el-fahşâ’) uzak durmanın en güzel örneğidir. O, en güzel ahlak üzere yaratılmıştı ve ashabını da bu yönde eğitirdi. Hayâ duygusunun imandan olduğunu belirtmiş (Buhârî, Îmân, 16; Müslim, Îmân, 57-59), çirkin söz ve davranışlardan şiddetle sakındırmıştır.
- Allah Hakkında Ancak İlimle Konuşmak: Efendimiz (s.a.v), Allah hakkında veya dini konularda konuşurken her zaman vahye ve kesin bilgiye dayanmıştır. Bilmediği bir konuda asla yorum yapmamış, vahiy beklemiştir. Bu, “Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemeyin” emrinin en kâmil uygulamasıdır.
- Şeytanın Hilelerine Karşı Uyanık Olmak: Peygamberimiz (s.a.v), şeytanın insanları saptırmak için kullanacağı her türlü yolu ve hileyi ümmetine bildirmiş ve onlara karşı nasıl korunacaklarını öğretmiştir. İstiâze (Allah’a sığınma), zikir, Kur’an okuma gibi ibadetler, şeytanın şerrinden korunmanın en önemli yollarıdır.
Özet:
Bu ayet, bir önceki ayette (Bakara 2:168) kendisinden sakınılması emredilen şeytanın, insanlara neler emrettiğini açıklar: O, yalnızca kötülüğü (her türlü günah ve şerri), hayâsızlığı (çirkin ve utanmazca fiilleri) ve en önemlisi de Allah hakkında bilmedikleri şeyleri (O’na iftira atmayı, yanlış inançlar uydurmayı, helali haram, haramı helal kılmayı vb.) söylemelerini emreder.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:
Medine döneminde nazil olan bu ayet, Bakara Suresi 168. ayetin doğrudan bir devamı ve açıklaması niteliğindedir. Bir önceki ayette insanlara “Şeytanın adımlarına uymayın, çünkü o size apaçık bir düşmandır” dendikten sonra, bu ayet o düşmanın insanları hangi kötülüklere sevk ettiğini daha da detaylandırır. Bu, hem genel olarak şeytanın çalışma prensiplerini ortaya koyar hem de özelde cahiliye Araplarının veya Ehl-i Kitap’tan bazılarının Allah hakkında uydurdukları yanlış inançların ve keyfi yasakların şeytan kaynaklı olduğuna işaret eder.
Ayetin Detaylı Tefsiri:
“İnnemâ ye’murukum bi-ssû-i vel-faḥşâ-i” (O (şeytan) size ancak kötülüğü ve hayâsızlığı emreder):
- “İnnemâ”: Hasr (sınırlama) edatıdır; “ancak ve ancak, sadece” anlamına gelir. Bu, şeytanın emirlerinin tamamen bu olumsuzluklarla sınırlı olduğunu, ondan asla bir hayır beklenemeyeceğini vurgular.
- “Ye’murukum”: “Size emreder.” Şeytanın emri, doğrudan bir zorlama değil, daha çok vesvese, telkin, ayartma, süslü gösterme ve teşvik şeklinde olur.
- “Bi-ssû’”: “Kötülüğü.” “Es-Sû'” (السُّوء) kelimesi, genel olarak her türlü şerri, kötülüğü, çirkinliği, zararı ve günahı ifade eder. Allah’ın razı olmadığı her şey bu kapsama girer.
- “Vel-faḥşâ’”: “Ve hayâsızlığı/çirkin işleri.” “El-Fahşâ'” (الْفَحْشَاء), özellikle utanma duygusunu rencide eden, açıkça çirkinliği ve ahlaksızlığı belli olan büyük günahları ve iğrenç fiilleri ifade eder. Zina, fuhuş, hayasızca konuşmalar gibi şeyler bu kapsama girer. “Sû'” genel bir kötülük iken, “fahşâ'” daha spesifik ve daha çirkin günahlardır.
“Ve en tekûlû ‘ala-llâhi mâ lâ ta’lemûn(e)” (Ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi (emreder)): Şeytanın emrettiği üçüncü ve belki de en tehlikeli şey budur. Çünkü bu, dinin temelini sarsar ve insanları en büyük sapkınlıklara sürükleyebilir.
- “Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemek” şunları içerebilir:
- Allah’a İftira Atmak: O’nun söylemediği bir şeyi O’na isnat etmek, O’nun adına yalan uydurmak.
- Şirk Koşmak: O’na ortaklar, denkler veya çocuklar isnat etmek.
- Helali Haram, Haramı Helal Kılmak: Allah’ın hükümlerini kendi heva ve heveslerine göre değiştirmek, Allah’ın izin vermediği şeyleri O’na dayandırarak meşrulaştırmak veya yasaklamak. Cahiliye Araplarının bazı hayvanları kendilerine haram kılmaları (“bahîra”, “sâibe” vb.) buna bir örnektir.
- Allah’ın Sıfatları ve Fiilleri Hakkında Bilgisizce Konuşmak: O’nun zatı, sıfatları veya fiilleri hakkında delile dayanmayan, zan ve tahmin ürünü yorumlar yapmak.
- Bid’atler İcat Etmek: Dinde olmayan şeyleri dine sokmak ve bunları Allah’ın emriymiş gibi sunmak. Şeytan, insanları bu tür bilgisizce ve cüretkâr konuşmalara teşvik ederek onları hem kendilerini hem de başkalarını saptırmaya yöneltir.
- “Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemek” şunları içerebilir:
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler:
- Şeytanın Temel Hedefleri: Şeytanın insanları saptırmak için kullandığı temel yöntemler; onları genel kötülüklere, özel olarak çirkin ve hayâsız işlere ve en önemlisi de Allah hakkında bilgisizce konuşarak O’na iftira atmaya veya O’nun dinini tahrif etmeye yöneltmektir.
- Cehaletin Tehlikesi: Dini konularda bilgisizlik, şeytanın en çok istismar ettiği alanlardan biridir. İnsanlar bilmedikleri konularda konuştuklarında kolayca hataya ve sapkınlığa düşebilirler.
- İlmin Önemi: Şeytanın bu tuzağından korunmanın yolu, dini doğru kaynaklardan (Kur’an ve Sünnet) öğrenmek ve ilim sahibi olmaktır.
- Helal ve Haramı Belirleme Yetkisi Sadece Allah’ındır: Hiç kimsenin kendi başına veya başkalarının adına helal ve haram koyma yetkisi yoktur. Bu yetki sadece Allah’a aittir ve O bunu vahyiyle bildirir.
- Dilin Afetlerinden Korunma: Allah hakkında bilmeden konuşmak, dilin en büyük afetlerinden biridir. Mümin, dilini bu tür tehlikelerden korumalıdır.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı:
Bu 169. ayet, bir önceki ayet olan Bakara 2:168’de “Şeytanın adımlarına uymayın, çünkü o size apaçık bir düşmandır” uyarısının hemen ardından gelerek, bu düşmanın insanlara neler emrettiğini ve onları hangi kötülüklere sevk ettiğini daha detaylı bir şekilde açıklar. Bu ayetten sonra gelen Bakara 2:170’te ise, bu şeytanî emirlere uyan ve Allah’ın indirdiğine tabi olmaya çağrıldıklarında, “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız” diyerek körü körüne taklide sapanların durumu ele alınacaktır. Bu da, şeytanın “Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söyleyin” emrinin bir başka tezahürü olan, ataların yolunu sorgusuzca din edinme anlayışını kınar.
Sonuç:
Bakara Suresi 169. ayeti, şeytanın insanlığa yönelik saptırma stratejisinin temel unsurlarını ortaya koyar: Kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah hakkında bilgisizce konuşarak O’na iftira atmayı veya O’nun dinini tahrif etmeyi emretmek. Bu ayet, müminleri şeytanın bu tehlikeli telkinlerine karşı uyanık olmaya, ilme sarılmaya ve her türlü şerden, çirkinlikten ve özellikle de Allah adına yalan söylemekten şiddetle kaçınmaya davet eder. Şeytanın apaçık bir düşman olduğu bilinciyle, onun emirlerine değil, sadece Allah’ın emirlerine uymak kurtuluşun yegâne yoludur.