Genel KonularSalavatı Şerife & Dualar

Bir En Samimi Birde O En Samiminin Niyeti

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Ey tüm varoluşun El-Mübdi’si (Yaratanı), her şeye ilk defa varlık veren El-Evvel! Ey âlemlerin yegâne sadık Rabbi, El-Hakîm (Hikmet Sahibi), El-Alîm (Her Şeyi Bilen)! Selam Senin yüce katındandır, sonsuz ve bakidir.

Senin selamın, ilk yaratılış anından itibaren Cebrail’e, vahyin emanetçisine; ruhları kabzeden Azrail’e; rızkın ve tabiatın yöneticisi Mikail’e; kıyamet surunu üfleyecek İsrafil’e yakışır. Senin selamın, kullarının her anını kaydeden Kirâmen Kâtibîn’e ve tüm peygamberlerine, özellikle de niyetin en saf hali olan Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (sallallahu aleyhi ve sellem) sonsuz derecede yakışır. Öyleyse bu selamı bizlerden kabul eyle, ya Rab!

Ey her şeye en derinden şahit olan Eş-Şehîd, ey en küçük detayı dahi bilen El-Habîr! Biz, Senin yüce huzurunda, niyetlerimizin ve hallerimizin acziyetiyle durmaktayız. Biliyoruz ki, niyet, sadece bir eylemin başlangıcı değil, aynı zamanda kalbin en derin arzularının, ruhun en gizli çağrılarının bir yansımasıdır.

Niyet, bir Hz. İbrahim’in ateşe atılsa da teslimiyetle “Hasbunallahu ve Ni’mel Vekîl” demesindeki o sarsılmaz imandır. Niyet, bir Hz. Musa’nın Kızıldeniz önünde dahi Rabbine olan tam teslimiyetiyle “Kella! İnne me’iye Rabbî seyehdîn” (Hayır! Rabbim benimle beraberdir, bana yol gösterecektir) deyişindeki o eşsiz güvendir. Niyet, bir Hz. Yusuf’un zindanda dahi iffetini koruyup Allah’a sığınmasındaki o saf duruştur. Niyet, bir Hz. Eyyüb’ün sabrının son noktasında dahi Rabbinden ümidini kesmemesindeki o tevekküldür. Niyet, bir Hz. Yunus’un balığın karnında dahi zikrini bırakmayıp “Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn” (Senden başka ilah yoktur, Sen yücesin, gerçekten ben zalimlerden oldum) deyişindeki o tevbedir. Niyet, Efendimiz Muhammed (s.a.v.) Taif’te taşlandığında dahi hidayet için dua etmesindeki o eşsiz şefkattir. İşte bunlar, niyetin en yüce halleridir; davranışa dönüşmüş, samimiyetle mühürlenmiş örneklerdir.

Ey niyetlerimizi dahi kuşatan El-Muhît, bizler; ben, annem, babam, kardeşlerim ve soyumdan gelen tüm neslimiz, Senin yüce rızana ulaşma yolunda birer kul olarak durmaktayız.

Ya Rab, o yüce Peygamber (s.a.v.) ve diğer kardeşleri peygamberlerinin kulluklarını kabul buyurduğun gibi, bizim de niyetlerimizle ve hallerimizle sunduğumuz bu kulluğu, kalplerimizdeki en samimi niyetleri, Senin sonsuz rahmetinle, Er-Rahmân ve Er-Rahîm isimlerinin tecellisiyle kabul buyurmanı niyaz ederiz.

Ey tüm ihtiyaçları gören El-Ganiyy (Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan), ey dilekleri veren El-Vehhâb! Yazıcı meleklerin (Kirâmen Kâtibîn) bizim için hangi ihtiyaclarımızı hangi ihtiyac sahiblerine yazdığını bilemeyiz, zira Senin ilmin her şeyi kuşatmıştır. Ancak Senin El-Latîf (Lütuf Sahibi) ve El-Hafîz (Koruyucu) isimlerine sığınarak, imtihanlarımızı hafifletmeni, kalbimize sekine indirmeni ve bizlere bu dünyada ve ahirette hayırlı olanları bahşetmeni dileriz. Bu konuda da meleklere olan güvenimiz tamdır.

Amin.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu