Bakara Suresi AyetleriKur'an-ı Kerim

Yeminleriniz İyiliğe Engel Olmasın: Allah Adına Yemin Adabı

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Arapça Okunuşu:

وَلَا تَجْعَلُوا اللّٰهَ عُرْضَةً لِاَيْمَانِكُمْ اَنْ تَبَرُّوا وَتَتَّقُوا وَتُصْلِحُوا بَيْنَ النَّاسِۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ

Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 224. Ayeti

Türkçe Okunuşu:

“Ve lâ tec’alû-llâhe ‘urḍaten li-eymânikum en teberrû ve tettekû ve tuṣliḥû beyne-nnâs(i), va-llâhu semî’un ‘alîm(un).”

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

“Bir de yeminlerinizden dolayı Allah’ı, iyilik etmenize, takvanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel yapmayın. Allah işitir ve bilir.”

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 224. Ayeti Işığında Duası:

Bu ayet-i kerime, müminlere, Allah adına ettikleri yeminleri, iyilik yapmalarına (birr), takva sahibi olmalarına (Allah’tan sakınmalarına) ve insanlar arasını düzeltmelerine (ıslah) bir engel veya bahane kılmamalarını emreder. Eğer bir kimse bu tür hayırlı işleri yapmamaya yemin etmişse, yeminini bozup o hayrı işlemesinin ve yemin kefareti vermesinin daha doğru olduğunu öğretir. Ayetin sonunda Allah’ın her şeyi işiten (Semî’) ve her şeyi bilen (‘Alîm) olduğu hatırlatılır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de dualarında hayırlı işlerde muvaffakiyet, takva üzere bir yaşam ve insanlar arasında sulhu sağlama konusunda Allah’tan yardım dilemiş, yeminlerin bu tür hayırlara engel olmaması gerektiğini vurgulamıştır.

  • Hayırlı İşlerde Sebat ve Yeminin Engel Olmaması İçin Dua: Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir işin hayırlı olduğunu gördüğünde onu yapmaktan çekinmezdi. Bir mümin de, bir iyilik yapmaya niyetlendiğinde veya böyle bir fırsatla karşılaştığında, daha önce ettiği bir yeminin buna engel olmaması için Allah’tan basiret ve doğru karar verme gücü dileyebilir. “Allah’ım! Senden işlerimde sebat etmeyi ve doğruluğa azmetmeyi dilerim…” (Tirmizî, De’avât, 23). Bu dua, hayırlı işlerde kararlı olmayı ve yemin gibi engelleri aşma iradesini de içerir.

  • Takva ve İnsanlar Arasını Düzeltme Konusunda Yardım Dileme: Ayette zikredilen takva ve insanlar arasını düzeltme, önemli erdemlerdir. Peygamberimiz (s.a.v) bu konularda da Allah’tan yardım dilerdi. “Allah’ım! Aramızı ıslah et, kalplerimizi birleştir ve bizi selamet yollarına ilet…” (Ebû Dâvûd, Salât, 177-178).

  • Allah’ın Her Şeyi İşittiği ve Bildiği Bilinciyle Dua: Yeminlerin ve niyetlerin Allah tarafından bilindiği şuuruyla hareket etmek önemlidir. Bu bilinç, kişiyi yeminlerini kötüye kullanmaktan veya hayra engel yapmaktan alıkoyar.

Bakara Suresi’nin 224. Ayeti Işığında Hadisler:

  • Yemini Bozup Keffaret Vermenin Daha Hayırlı Olması: Bu ayetin en önemli tefsiri ve uygulaması, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) şu hadis-i şerifidir: Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz, ailesi hakkında (bir şeyi yapmamaya veya yapmaya) yemin edip de, sonra o yemini bozmanın yemininde durmasından daha hayırlı olduğunu görürse, yeminini bozsun ve kefaretini versin.” (Müslim, Eymân, 7, 9). Bir başka rivayette daha genel olarak şöyle buyrulur: “Her kim bir şeye yemin eder de sonra başka bir şeyi ondan daha hayırlı görürse, o hayırlı olanı yapsın ve yemini için kefaret versin.” (Buhârî, Eymân, 1; Keffârât, 10; Müslim, Eymân, 11-19). Bu hadisler, ayetteki “Allah’ı yeminlerinize iyilik etmenize… engel yapmayın” emrinin nasıl anlaşılması gerektiğini açıklar. Eğer bir yemin, bir iyiliğe, takvaya veya insanlar arasını düzeltmeye engel oluyorsa, o yemini bozup hayrı işlemek ve yemin kefareti vermek daha evladır.

  • Yeminlerde Niyetin Önemi: Yeminlerde asıl olan niyettir. Eğer kişi, bir anlık öfkeyle veya düşüncesizce bir iyiliği yapmamaya yemin etmişse, sonradan bunun yanlış olduğunu anladığında bu yeminden dönmesi teşvik edilir.

  • İyilik (Birr), Takva ve Islahın Fazileti: Peygamber Efendimiz (s.a.v) iyiliğin, takvanın ve insanlar arasını düzeltmenin faziletini birçok hadisinde vurgulamıştır. Bu ameller, Allah’ın sevdiği ve mükafatlandırdığı davranışlardır. Dolayısıyla, hiçbir yeminin bu tür hayırlara engel olmaması gerekir.

Bakara Suresi’nin 224. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye:

  • Hayırlı İşlerde Acele Etmek ve Önceliklendirmek: Peygamber Efendimiz (s.a.v), hayırlı işlerde acele etmeyi ve onları ertelememeyi tavsiye etmiştir. Eğer bir yemin bu hayra engel oluyorsa, o yeminin gereğini yerine getirmek yerine hayrı işlemek sünnete daha uygundur (kefaretini vermek şartıyla).
  • Yeminlere Saygı, Ama Hakikate Daha Fazla Saygı: Sünnet, yeminlere saygı göstermeyi ve onları yerine getirmeyi emreder. Ancak bu yemin, Allah’ın daha büyük bir emrine veya daha hayırlı bir işe engel teşkil ediyorsa, o zaman hakikat ve hayır öncelik kazanır.
  • Toplumsal Barış ve Kardeşliğin Korunması: İnsanlar arasını düzeltmek (ıslah), toplumda barışın ve kardeşliğin tesisine hizmet eder. Hiçbir yemin, bu ulvi gayeye engel olmamalıdır.

Özet:

Bu ayet, müminlere, Allah adına ettikleri yeminleri, iyilik yapmalarına, Allah’tan sakınmalarına (takva sahibi olmalarına) ve insanlar arasında barışı ve dirliği sağlamalarına (ıslah etmelerine) bir engel veya bahane olarak kullanmamalarını emreder. Yani, kişi bir iyiliği yapmamaya veya bir takva gereğini yerine getirmemeye ya da insanlar arasını düzeltmemeye dair yemin etmişse, bu yeminini bahane ederek o hayırlı işlerden geri durmamalıdır. Ayet, Allah’ın her şeyi hakkıyla işiten (Semî’) ve kemaliyle bilen (‘Alîm) olduğu hatırlatmasıyla sona erer. Bu, yeminlerdeki niyetlerin ve yapılan işlerin Allah’a gizli kalmayacağını vurgular.

İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:

Medine döneminde nazil olmuştur. Müslüman toplumda yeminlerin sıkça kullanıldığı ve bazen insanların bir anlık kızgınlıkla veya düşüncesizce, hayırlı bir işi yapmamaya dair yemin edebildikleri durumlar olabiliyordu. Bu ayet, bu tür yeminlerin iyiliğe engel teşkil etmemesi gerektiğini, aksine hayrın öncelikli olduğunu ve böyle bir durumda yeminin bozulup kefaretinin verilmesinin daha doğru olduğunu öğreterek, yeminler konusunda bir esneklik ve doğru bir anlayış getirmiştir.

Ayetin Detaylı Tefsiri:

  • “Ve lâ tec’alû-llâhe ‘urḍaten li-eymânikum” (Ve Allah’ı yeminleriniz için bir ‘urda’ (engel/bahane/hedef tahtası) kılmayın):

    • “Ve lâ tec’alû-llâh”: “Ve Allah’ı yapmayın/kılmayın.”
    • “‘Urḍaten”: (عُرْضَةً) Bu kelime birkaç anlama gelir:
      1. Engel, Mâni: Yani, Allah adına yemin etmeyi, bir iyiliği yapmamak için bir engel olarak kullanmayın. “Allah’a yemin ettim, o yüzden bu iyiliği yapamam” demeyin.
      2. Hedef Tahtası, Sıkça Maruz Kalan: Yani, Allah’ın adını olur olmaz her yemininizde anarak O’nu yeminlerinizin hedefi haline getirmeyin, O’nun ismini yeminlerde aşırı ve gereksiz yere kullanmayın.
      3. Kuvvet ve Şiddet (Bazı yorumlara göre): Yeminlerinizi kuvvetlendirici bir unsur olarak kullanıp sonra da o yemine dayanarak iyilikten kaçınmayın. En yaygın ve bağlama en uygun yorum, “engel” veya “bahane” anlamıdır.
  • “En teberrû ve tettekû ve tuṣliḥû beyne-nnâs(i)” (İyilik etmenize, takvalı olmanıza (Allah’tan sakınmanıza) ve insanlar arasını düzeltmenize (engel olarak)): Yani, yeminlerinizi şu üç hayırlı işi yapmaya engel kılmayın:

    1. En teberrû: “Birr” (iyilik, erdem, hayır) işlemenize. Bu, her türlü iyiliği, güzel davranışı, sadakayı, akrabaya yardımı vb. kapsar.
    2. Ve tettekû: “Takva” sahibi olmanıza, yani Allah’tan korkup sakınmanıza, O’nun emirlerine uyup yasaklarından kaçınmanıza.
    3. Ve tuṣliḥû beyne-nnâs: “İnsanlar arasını ıslah etmenize/düzeltmenize/barıştırmanıza.” Küskünleri barıştırmak, anlaşmazlıkları çözmek gibi.
  • “Va-llâhu semî’un ‘alîm(un)” (Ve Allah, (her şeyi) hakkıyla işitendir, kemaliyle bilendir): Allah Teâlâ, ettiğiniz yeminleri de, o yeminleri ederkenki niyetlerinizi de, yeminlerinizi bozup hayrı mı işlediğinizi yoksa yemininizi bahane ederek hayırdan mı kaçtığınızı da işitir ve bilir. O’na hiçbir şey gizli kalmaz. Bu, hem bir uyarı hem de hayrı tercih edenler için bir müjdedir.

Bu Ayetin Pratik Anlamı (Yemin Kefareti): Bu ayet, eğer bir kimse bir iyiliği yapmamaya, takvaya aykırı davranmaya veya insanlar arasını bozmaya dair yemin etmişse, bu yemininde durmasının doğru olmadığını öğretir. Böyle bir durumda yapılması gereken, daha hayırlı olanı yapmak, yani yemini bozmak ve bu yemini bozduğu için de “yemin kefareti” ödemektir. Yemin kefareti, Mâide Suresi 89. ayette açıklanmıştır (on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da bir köle azat etmek; bunlara gücü yetmeyenin üç gün oruç tutması).

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler:

  1. Hayrın Önceliği: Hiçbir yemin, bir iyiliği yapmaya, takvalı davranmaya veya insanlar arasını düzeltmeye engel olmamalıdır. Eğer yemin bu tür hayırlara maniyse, o yemin bozulmalı ve hayır işlenmelidir.
  2. Yeminleri Kötüye Kullanmamak: Allah’ın adı anılarak yapılan yeminler, ciddiye alınmalı, ancak hayra engel olarak kullanılmamalıdır. Allah’ın adını yeminlerde olur olmaz kullanmaktan da sakınılmalıdır.
  3. Yemin Kefaretinin Meşruiyeti: Yanlış veya hayra engel bir yemin edildiğinde, bu yeminden dönmenin yolu yemin kefaretidir. Bu, hem yemine saygıyı hem de hayrın önceliğini dengeler.
  4. Allah’ın Her Şeyi Bilmesi: Allah, yeminleri de, niyetleri de, amelleri de bilir. Bu şuur, mümini her zaman doğru ve dürüst davranmaya sevk etmelidir.
  5. İslam’ın Esnekliği ve Maslahatı Gözetmesi: Din, katı ve şekilci kurallardan ibaret değildir. Maslahat (fayda, iyilik) ve hayır her zaman önceliklidir.

Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı:

Bu 224. ayet, bir önceki ayet olan Bakara 2:223’te aile hayatı, eşlerle meşru ilişki ve ahirete hazırlık gibi konular ele alındıktan sonra, yeminler gibi günlük hayatta sıkça karşılaşılan bir başka önemli konuya geçer. Bu, dinin hayatın her alanını kuşattığını ve her konuda ilahi rehberliğe ihtiyaç olduğunu gösterir. Bu ayetten sonra gelen Bakara 2:225’te ise, kasıtsız olarak, dil alışkanlığıyla yapılan lağv (boş, geçersiz) yeminlerden dolayı Allah’ın insanları sorumlu tutmayacağı, ancak kalplerin kazandığı (kasıtlı) yeminlerden sorumlu tutacağı belirtilerek yeminler konusundaki hükümler detaylandırılmaya devam edecektir.

Sonuç:

Bakara Suresi 224. ayeti, müminlere, Allah adına ettikleri yeminleri, iyilik yapmalarına, takva sahibi olmalarına ve insanlar arasını düzeltmelerine bir engel veya bahane kılmamaları gerektiğini öğreten çok önemli bir ahlaki ve hukuki prensip vazeder. Eğer bir yemin bu tür hayırlara maniyse, o yemini bozup hayrı işlemek ve yemin kefareti vermek daha evladır. Zira Allah, her şeyi işitir, her şeyi bilir ve O’nun rızası her türlü hayrın yapılmasındadır.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu