Arâf Suresi AyetleriKur'an-ı Kerim

Azaba Uğrayan Müşrikler Kurtulmak İçin Hz. Musa’ya Ne Söz Verdi?

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Arapça Okunuşu: وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ الرِّجْزُ قَالُوا يَا مُوسَى ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَ لَئِنْ كَشَفْتَ عَنَّا الرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَنِي إِسْرَائِيلَ

Türkçe Okunuşu: Ve lemmâ vakaa aleyhimur riczu kâlû yâ mûsed’u lenâ rabbeke bimâ ahide indek(e), le in keşefte annar ricze le nu’minenne leke ve le nursilenne meake benî isrâîl.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: “Azap üzerlerine çökünce dediler ki: ‘Ey Musa! Senin yanındaki (peygamberlik) ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et. Eğer bu azabı üzerimizden kaldırırsan, andolsun ki sana inanacağız ve İsrailoğullarını seninle beraber mutlaka göndereceğiz!'”


Ayetin Detaylı Tefsiri

Bu ayet-i kerime, insanoğlunun sıkıştığında nasıl “iman kahramanı” kesildiğini, ancak rahata erince nankörlüğün zirvesine nasıl tırmandığını gösteren psikolojik bir aynadır. Firavun ve kavmi, bir önceki ayette (133) sayılan o meşhur beş büyük bela (tufan, çekirge, bit, kurbağa, kan) altında nefes alamaz hale gelince, o kibirli başlarını öne eğmek zorunda kalmışlardır.

“Riciz” (Azap) Çökünce: Ayette geçen “riciz” ifadesi, sarsıcı ve kirletici bir azabı ifade eder. Öyle ki, Mısır’ın o süslü sarayları kurbağalarla dolmuş, Nil’in suları kan kokmuş, çekirgeler tüm servetlerini yemiştir. Azap “vakaa” olmuştur; yani üzerlerine tam manasıyla binmiştir. İlginç olan, bu kadar “net” mucizeler görseler de hala Hz. Musa’ya (a.s) “Senin Rabbin” diyerek hitap etmeleridir. Bu, kibrin insanın diline ne kadar yapışık olduğunu gösterir. Ancak yine de Hz. Musa’nın Allah katındaki “ahdi”ne (derecesine) sığınmaktan başka çareleri kalmamıştır.

Pazarlıkçı Bir İman Teklifi: Dedikleri şudur: “Dua et de bu kâbus bitsin, söz veriyoruz iman edeceğiz ve köle ettiğimiz İsrailoğullarını seninle göndereceğiz.” Bu, tam bir “kriz dönemi pazarlığı”dır. İman, gönülden gelen bir teslimiyet değil, bir “kurtuluş bileti” olarak görülmektedir. Firavun kavmi, Hz. Musa’nın duasının müstecap (kabul gören) olduğunu biliyordu. Sıkıştıklarında “Musa’nın Rabbi” dedikleri kudretin kapısını aşındırmak, onların nifak ve korku dolu karakterinin bir dışavurumudur.

İsrailoğulları: Zulmün Pazarlık Konusu: Yıllardır köle olarak çalıştırdıkları, evlatlarını kestikleri o mazlum kavmi serbest bırakma sözü, Firavun için en büyük tavizdir. Çünkü İsrailoğulları, Mısır’ın bedava iş gücü ve sosyal düzeninin temel taşıydı. Ancak azabın şiddeti o kadar artmıştır ki, Firavun mülkünden ve otoritesinden bir parça kopmasına bile razı görünmektedir. Tabii ki bu söz, birazdan göreceğimiz üzere, sadece sular durulana kadar geçerli bir “yalan”dan ibarettir.


A’râf Suresi’nin 134. Ayeti Işığında Duası

“Allah’ım! Sen darda kalanların imdadına yetişen, hilekârların tuzaklarını bilen ve samimi bir tevbeyle kendisine dönenleri geri çevirmeyen El-Mucîb olan Rabbimizsin. Bizleri, sadece başı sıkışınca sana yönelen, ferahlığa erince ise verdiği sözleri (ahdini) unutan nankörlerden eyleme. Rabbimiz! Kalbimize öyle bir sadakat lütfet ki, verdiğimiz sözlerde (elest bezmindeki ahdimizde) durmayı, zorlukta da bollukta da senin rızanı gözetmeyi nasip et. Bizleri, azap üzerimize çökmeden uyanan, senin rahmetine sığınmak için musibet beklemeyen basiretli müminlerden eyle. Allah’ım! Nefsimizin ‘pazarlıkçı’ oyunlarından, dünyalık menfaatler uğruna imanımızı zedelemekten sana sığınırız. Bizim dualarımızı kabul buyur ve bizi senin kapından ayırma. Amin.”


A’râf Suresi’nin 134. Ayeti Işığında Hadisler

  • “Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde cayar, emanete hıyanet eder.” (Buhari) — Firavun kavminin bu ayetteki tavrı, hadisin canlı bir tefsiridir.

  • “Kim bolluk anında Allah’ı tanır (O’na yönelirse), Allah da onu darlık anında tanır (yardım eder).” (Ahmed b. Hanbel)

  • “Dua, müminin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur.” (Hâkim) — Hz. Musa’nın duasının ne kadar etkili ve aranan bir güç olduğuna işaret eder.

  • “Yalan, imanı zayıflatır; zira mümin hata yapabilir ama asla kasten yalan söylemez.”


A’râf Suresi’nin 134. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye

Peygamber Efendimiz (s.a.v), Mekke müşriklerinin tam da bu ayetteki Firavuni mantıkla hareket ettiklerine şahit olmuştur. Mekke’de büyük bir kıtlık baş gösterdiğinde, Ebû Süfyan gibi liderler Efendimiz’e (s.a.v) gelip; “Ya Muhammed! Sen akrabalık bağını gözetmeyi emrediyorsun. Kavmin açlıktan kırılıyor. Allah’a dua et de bu gitsin, o zaman iman edeceğiz” demişlerdir. Efendimiz (s.a.v), merhameti gereği dua etmiş, kıtlık kalkmış ancak müşrikler yine sözlerinden dönmüşlerdir. Sünnet-i Seniyye; muhatabın niyetinin bozuk olduğunu sezse bile, bir kurtuluş kapısı aralamak için merhametle dua etmek ve Allah’a havale etmektir. O (s.a.v), beddua etmekten ziyade, “ıslah” için kapıları sonuna kadar açık tutmuştur.


Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler

  • İnsan Psikolojisi: Korku, sahte bir teslimiyet doğurabilir. Önemli olan sevgi ve bilinçle yapılan teslimiyettir.

  • Pazarlıkçı İnanç: Allah ile pazarlık yapılmaz. “Şu işim olursa namaza başlayacağım” gibi şartlı yaklaşımlar, Firavunî bir bakış açısının kırıntılarıdır.

  • Duanın Gücü: Zalimler bile en çaresiz anlarında peygamberlerin ve salihlerin duasındaki o muazzam gücü itiraf etmek zorunda kalırlar.

  • Yalancı Şahitlik: Zalimin verdiği söz, gücü eline alana veya tehlike geçene kadardır. Mümin, zalimin vaatlerine karşı her zaman teyakkuzda olmalıdır.

  • Mazlumun Özgürlüğü: İsrailoğulları örneğinde görüldüğü gibi, zalimler bazen sadece “zorunluluktan” adalet dağıtır gibi görünürler; bu onların iyiliğinden değil, ilahi baskının şiddetindendir.


Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı

  1. ayette beş büyük bela gönderilmişti. 134. ayette bu belaların sonucunda sihirbazlardan sonra Firavun kavminin de pes edip “söz verdikleri” an anlatıldı. 135. ayette ise bu sözün nasıl tutulmadığı ve ilahi tokatın (boğulmanın) yaklaştığı sahneler gelecektir.


Sonuç

A’râf 134, “Fırtınalı denizde herkes dindardır; asıl mümin limana vardığında (ferahlığa erdiğinde) dindarlığını koruyabilendir” diyen sarsıcı bir “sözünde durma” ayetidir.


Özet

Azap dayanılmaz bir hale gelince Firavun kavmi, Hz. Musa’dan kendileri için dua etmesini istemiş; eğer bu bela kalkarsa kesinlikle iman edeceklerine ve İsrailoğullarını serbest bırakacaklarına dair ağır yeminler etmişlerdir.


İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı

Mekke’de Müslümanların azınlıkta olduğu ve müşriklerin her sıkıştığında “Sen dua et de görelim” diyerek alaycı ya da çaresiz tekliflerde bulunduğu bir dönemde inmiştir. Bu ayet, o müşriklerin atalarının da aynı yalanı söylediğini hatırlatarak müminlerin metanetini artırmıştır.


Sıkça Sorulan Sorular

  1. “Riciz” kelimesi tam olarak neyi ifade eder? Genellikle iğrenç, pislik dolu veya çok sarsıcı toplu azaplar (veba, çekirge istilası vb.) için kullanılır.

  2. Neden “Senin Rabbin” (Rabbeke) dediler? Hala Allah’ı kendi ilahları olarak kabul etmediklerini, meselenin sadece Musa ile Rabbi arasındaki bir pazarlık olduğunu sandıkları için.

  3. Hz. Musa neden onlara dua etti? Onların hidayet bulma ihtimaline son bir şans tanımak ve Allah’ın “El-Halîm” sıfatını (mühlet vermesini) tecelli ettirmek için.

  4. Onlar gerçekten iman edeceklerine inanıyorlar mıydı? O anki korkuyla kendilerini bile kandırmış olabilirler, ancak kalplerindeki kibir tohumu henüz ölmemişti.

  5. İsrailoğullarını gönderme sözü neden çok önemliydi? Çünkü bu, Mısır’ın ekonomik ve siyasi sisteminin çökmesi demekti; bu sözü vermeleri çaresizliğin boyutunu gösterir.

  6. Bu ayet bize ‘sözünde durma’ hakkında ne söyler? Şartlar ne olursa olsun, Allah’a verilen sözün bozulmasının “Firavun ahlakı” olduğunu.

  7. Sıkışınca dua etmek yanlış mıdır? Hayır, insan her zaman Allah’a muhtaçtır; yanlış olan, rahatlayınca Allah’ı ve duayı unutmaktır.

  8. “Peygamberlik ahdi” (Bimâ ahide indek) ne demektir? Allah’ın Hz. Musa’ya verdiği mucize gösterme ve duasına icabet etme yetkisini kastediyorlar.

  9. Bu olaydan sonra ne oldu? Bir sonraki ayette görüleceği üzere, azap kalkar kalkmaz sözlerini bozdular.

  10. Modern dünyada bu ayetin karşılığı nedir? Uçak düşerken dua edip, yere inince şükretmeyi unutan insanın halidir.

  11. Neden “Hepinizi asacağım” (124) diyen Firavun şimdi “Dua et” diyor? Çünkü kaba kuvvetin yetmediği yerde, en azgın zalim bile ilahi kudret karşısında boyun bükmek zorundadır.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu