Arâf Suresi AyetleriKur'an-ı Kerim

Önlerinden, Arkalarından, Sağlarından ve Sollarından Yaklaşacağım

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

İblis’in yolun üzerine oturup pusu kurduktan sonra, bu pusuyu nasıl bir “çevreleme harekatına” dönüştüreceğini anlattığı o en meşhur tehdit ayetine geliyoruz. Bu ayet, Şeytan’ın psikolojik harp yöntemlerini ve insanın zaaflarını dört koldan nasıl kullandığını deşifre eder:

Kur’an-ı Kerim A’râf Suresi 17. Ayeti

Arapça Okunuşu: ثُمَّ لَاٰتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ اَيْمَانِهِمْ وَعَنْ شَمَٓائِلِهِمْۜ وَلَا تَجِدُ اَكْثَرَهُمْ شَاكِر۪ينَ

Türkçe Okunuşu: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserahum şâkirîn.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: “Sonra onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sen de çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın.”


Ayetin Detaylı Tefsiri

Bu ayet-i kerime, insanı her yönden kuşatan o sinsi düşmanın operasyon planıdır. Şeytan burada dört yönü zikrederek, aslında insanı her türlü zaafından vuracağını ilan eder.

Dört Yönlü Kuşatma:

  • Önlerinden: İnsanı ahiret konusunda şüpheye düşürerek, ölümü ve sonrasını unutturarak veya dünyayı ebedi sanmasını sağlayarak gelir. Gelecek kaygısı ve rızık endişesiyle “ön” tarafı kapatır.

  • Arkalarından: Dünyaya karşı hırslandırarak, geçmişteki hataları süsleyerek veya atalarının yanlış geleneklerine körü körüne bağlayarak gelir. İnsanı “geride bırakacağı” mal ve mülkün kulu yapar.

  • Sağlarından: En tehlikelisi budur. İyilikler ve din maskesiyle gelir. İbadetlere riya (gösteriş) karıştırır, kişiyi ameliyle gururlandırır, “sen artık oldun” diyerek manevi bir kibir verir.

  • Sollarından: Günahları, haramları, şehveti ve her türlü kötülüğü süslü göstererek gelir. İnsanı doğrudan yanlışa ve isyana davet eder.

Şükürsüzlük Hedefi (Vela tecidu ekserahum şâkirîn): İblis’in asıl amacı, 10. ayette Rabbimizin sitem ettiği o “az şükretme” halini bir kural haline getirmektir. Şeytan bilir ki; şükreden bir kalp, Allah’ın himayesindedir ve ona nüfuz edemez. İnsanı nimetin içinde nankör kılarak, onu Allah’tan koparmayı hedefler. Alper, dikkat edersen İblis “yukarıdan ve aşağıdan” geleceğim dememiştir. Alimler der ki; “Üst taraf (Allah’a açılan eller) ve alt taraf (secde mahalli) dua ve tevazu yolu olduğu için Şeytan oradan sızamaz.”


A’râf Suresi’nin 17. Ayeti Işığında Duası

“Allah’ım! Önümüzden, arkamızdan, sağımızdan ve solumuzdan gelecek her türlü şeytani saldırıya karşı bizleri senin sarsılmaz korumana al. Şeytan bizi ahiret şüphesiyle önümüzden, dünya hırsıyla arkamızdan, riya ve gururla sağımızdan, haram ve şehvetle solumuzdan kuşatmak istediğinde; kalbimizi senin zikrinle sabitle. Rabbim! Bizi İblis’in o meşum iddiasını doğrularcasına ‘şükürsüz’ kalanlardan eyleme. Verdiklerini görmeyi, görmediklerine sabretmeyi ve her halimizle sana hamd etmeyi bizlere nasip eyle. Bizleri senin o ‘şükreden azınlık’ (Şekûr) kullarının arasına kat. Şeytanın dört bir yanımızı sardığı o darlık anlarında, başımızı secdeden, ellerimizi semadan (senin rahmetinden) ayırma. Ey yönlerin ve kalplerin sahibi! Bizim yönümüzü her daim sana çevir.”


A’râf Suresi’nin 17. Ayeti Işığında Hadisler

  • “Şeytan der ki: ‘Ademoğluna dört yönden geldim, ama ona yukarıdan (dua yönünden) ve aşağıdan (secde yönünden) gelmeye yol bulamadım.'” (Bu mana birçok tefsirde rivayet edilir.)

  • Efendimiz (s.a.v) sabah ve akşam şu duayı hiç bırakmazdı: “Allah’ım! Önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden (gelecek belalardan) beni koru. Altımdan yere batırılarak helak olmaktan da senin azametine sığınırım.” (Ebu Davud) — Ayetin tam bir nebevi korunma reçetesidir.

  • “İnsanoğlu şükretmeyi bıraktığı an, Şeytan’ın oyuncağı olur.”Ayetin sonundaki o acı tespite işaret eder.


A’râf Suresi’nin 17. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye

Efendimiz’in (s.a.v.) hayatında bu ayet, “Sürekli Bir Farkındalık ve Zikir Kalkanı” olarak yaşanmıştır. O (s.a.v), Şeytan’ın dört bir koldan saldıracağını bildiği için, her yöne bir “koruma” yerleştirmiştir. Sünnet-i Seniyye; her adıma bir dua, her bakışa bir ibret sığdırmaktır. Efendimiz, Şeytan’ın “sağdan” gelip ibadetlere kibir sokma çabasına karşı; namazdan sonra hemen “Estağfirullah” diyerek tevazuya sığınmıştır. Şeytan’ın “arkadan” dünya hırsıyla gelmesine karşı; “Dünyada bir yolcu gibi ol” buyurarak hırsı frenlemiştir. O’nun sünneti, her yönden gelen oku, bir şükür kalkanıyla karşılamaktır. Efendimiz, bir lokma ekmekte bile “Elhamdülillah” diyerek Şeytan’ın “şükürsüzlük” hedefini her an boşa çıkarmıştır.


Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler

  • Topyekûn Savaş: Şeytan tek bir yöntemle değil, her türlü zaafımıza göre şekil değiştirerek gelir.

  • İyilik Maskesi: Şeytan’ın bazen “sağdan” (dindarlık kisvesiyle) yaklaşıp bizi kibre sürükleyebileceğini asla unutmamalıyız.

  • Şükür En Büyük Sığınaktır: Şükreden insan, Şeytan’ın planını en baştan bozan insandır.

  • Açık Kapılar: Üst (dua) ve alt (secde) yönleri Şeytan’a kapalıdır; bu yüzden dua ve secde müminin en güvenli sığınağıdır.


Özet

Şeytan, insanları her türlü zayıf noktalarından vurmak için önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından saldıracağına; böylece insanların çoğunu şükretmez hale getireceğine yemin etti.


İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı

Mekke’de, Müslümanları dinlerinden çevirmek için hem dünya mallarıyla (arkadan), hem ilahların öfkesiyle korkutarak (önden), hem de kendi aralarındaki statüleriyle (sağdan) baskı kuran müşriklerin bu çok yönlü saldırılarının arkasındaki asıl planı deşifre etmek için inmiştir.


Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı

  1. ayette İblis “dosdoğru yol üzerine oturacağını” söylemişti. 17. ayette bu yoldaki “kuşatma” planını detaylandırdı. 18. ayette ise Allah’ın bu kibirli ve sinsi tehdide karşı son hükmü ve Şeytan’ı takip edenlerin sonu açıklanacaktır.


Sonuç

A’râf 17, düşmanın “kuşatma haritası”dır. Nereden geleceğini bilmek, nasıl korunacağımızı bilmektir.


Sıkça Sorulan Sorular

  1. Şeytan neden yukarıdan ve aşağıdan geleceğini söylemedi? Çünkü yukarı (Allah’a dua) ve aşağı (Allah’a secde), Şeytan’ın hiçbir şekilde müdahale edemeyeceği, kulun Allah’la baş başa kaldığı özel yönlerdir.

  2. “Sağdan gelmek” ne demektir? Kişiyi dindarlığıyla aldatmak, ameline güvenip kibre düşürmek veya dindeki aşırılıklarla yormaktır.

  3. Şeytan “önümüzden” nasıl gelir? Gelecek kaygısı, ölüm korkusu veya “daha çok zamanın var” vesvesesiyle.

  4. “Arkadan gelmek” dünya hırsı mıdır? Evet; insanı geçmişe, biriktirdiği mallara ve dünyevi makamlara bağlayarak ahireti unutturmaktır.

  5. Neden Şeytan’ın hedefi “şükürsüzlük”tür? Çünkü şükür, nimetin sahibini tanımaktır. Sahibi tanımayan kişi, Şeytan’ın her türlü saptırmasına açık hale gelir.

  6. Şeytan insanların çoğunun şükretmeyeceğini nereden biliyor? İnsan nefsinin zayıflığını ve nankörlüğe olan meylini tecrübe ettiği ve kendi kibrinden yola çıkarak tahmin ettiği için.

  7. İbadet eden biri de Şeytan’ın “sağdan” saldırısına uğrar mı? En çok o uğrar. Namaz kılan birine “Bak ne güzel kıldın, sen başkalarından üstünsün” demesi sağdan bir saldırıdır.

  8. Şeytan’ın “soldan” gelmesi neyi ifade eder? Doğrudan haramları, günahları ve Allah’ın yasakladığı her şeyi hoş göstermesini.

  9. Şükürsüzlük neden bu kadar büyük bir tehlikedir? Şükürsüzlük nankörlüğü, nankörlük ise kibri ve isyanı doğurur.

  10. Şeytan bu saldırıları tek başına mı yapar? Hayır; orduları, yardımcıları ve insanlardan olan işbirlikçileri (insî şeytanlar) ile yapar.

  11. Dua etmek Şeytan’ın mühletini bitirir mi? Hayır, ama mühletini bizim üzerimizde etkisiz kılar.

  12. “Şükreden azınlık” arasında nasıl olabiliriz? Sahip olduğumuz her şeyin Allah’tan olduğunu bir an bile unutmayarak ve O’nun rızasına uygun kullanarak.

  13. Şeytan’ın bu iddiası (çoğunu şükreden bulamayacaksın) doğru çıktı mı? Maalesef insanlık tarihine bakıldığında, nankörlüğün ve gafletin yaygınlığı bu iddianın bir uyarı olarak ne kadar haklı olduğunu gösterir.

  14. Bu kuşatmayı kırmanın en kısa yolu nedir? Kalbi her an Allah ile beraber tutmak (Zikrullah) ve O’na sığınmaktır.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu