Bakara Suresi AyetleriKur'an-ı Kerim

O Günden Sakının: Herkesin Kazandığının Ödeneceği Gün

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Bakara Suresi’nin 281. ayeti

1. Ayetin Arapça Metni:

وَاتَّقُوا يَوْمًا تُرْجَعُونَ ف۪يهِ اِلَى اللّٰهِ ثُمَّ تُوَفّٰى كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ۟

2. Ayetin Türkçe Meali (Elmalılı Hamdi Yazır):

Ve öyle bir günden sakının ki o gün hepiniz Allaha döndürüleceksiniz, sonra herkese kazandığı tamamen verilecek ve onlar hiç bir suretle haksızlığa uğratılmıyacaklardır.

3. Ayetin Detaylı Tefsiri:

Bakara Suresi’nin bu 281. ayet-i kerimesi, üzerinde durup derin derin tefekkür etmemiz gereken, adeta tüylerimizi diken diken eden bir uyarı ve hatırlatmadır. Faiz, borçlar, alışveriş ve mali muamelelerle ilgili pek çok hükmün ardından gelen bu ayet, tüm bu dünyevi işlerin ve sorumlulukların nihayetinde varacağı o büyük ve kaçınılmaz günü bizlere hatırlatıyor. Daha da önemlisi, pek çok âlimin belirttiğine göre, bu ayet-i kerime Kur’an-ı Kerim’den en son nazil olan ayettir veya en son nazil olan ayetlerden biridir. Düşünebiliyor musunuz, Rabbimizin bizlere son mesajlarından biri, belki de son sözü bu! Bu bile tek başına, ayetin ne kadar büyük bir önem taşıdığını anlamamız için yeterlidir.

Ayetimiz, güçlü bir emirle başlıyor: “Vettekû yevmen…” (Ve öyle bir günden sakının/korkun ki…) Yine takva emri! Ama bu kez, belirli bir “günden” sakınmamız isteniyor. O gün ki, dönüşün sadece ve sadece Allah’a olduğu, herkesin yapıp ettiklerinin hesabını vereceği o dehşetli Kıyamet Günü, Hesap Günü! Bu günden sakınmak ne demek? O günün zorluklarından, sıkıntılarından, pişmanlıklarından ve Allah korusun azabından korunmak için bu dünyada gerekli hazırlığı yapmak demektir. Yani, Allah’ın emirlerine sımsıkı sarılmak, yasaklarından titizlikle kaçınmak, hayatımızı O’nun rızasına uygun bir şekilde düzenlemek demektir.

Peki, nedir o günün en belirgin özelliği? “…turce’ûne fîhi ila’llâh…” (…o gün hepiniz Allah’a döndürüleceksiniz.) Evet, kaçış yok! Ne makam, ne mevki, ne mal, ne mülk, ne de başka bir güç o gün kimseyi kurtaramayacak. Her bir can, tek tek, istisnasız olarak Rabbimizin huzuruna çıkarılacak. Bu dünyaya gelişimiz gibi, bu dünyadan ayrılışımız ve Rabbimize dönüşümüz de O’nun takdiriyle olacak. Bu dönüş, keyfi bir dönüş değil, hesap vermek üzere bir dönüştür.

Hesap verildikten sonra ne olacak? “…summe tuveffâ kullu nefsin mâ kesebet…” (…sonra herkese kazandığı (yaptıklarının karşılığı) tastamam verilecek.) “Tuveffâ” kelimesi, bir şeyin eksiksiz, tam olarak, hiçbir kesintiye uğramadan verilmesi anlamına gelir. “Mâ kesebet” ise, o canın dünyada iken kazandığı, yani yaptığı her türlü amel demektir; iyisiyle kötüsüyle, hayrıyla şerriyle… Hiçbir iyilik unutulmayacak, hiçbir kötülük karşılıksız kalmayacak. Zerre miktarı hayır işleyen onu görecek, zerre miktarı şer işleyen de onu görecek (Zilzâl, 99:7-8). Rabbimiz, o gün kurulacak olan hassas terazilerde (mizan) amellerimizin tartılacağını bildiriyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bizleri sık sık ahiret için hazırlıklı olmaya çağırmış, hesabın çetin olacağını hatırlatmıştır. Hatta dualarında “Allah’ım! Hesabımı kolaylaştır” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 48) diye niyazda bulunmuştur.

Ve bu hesaplaşmanın en önemli, en rahatlatıcı ve aynı zamanda zalimler için en korkutucu yönü nedir? “…ve hum lâ yużlemûn.” (…ve onlara asla haksızlık edilmeyecektir/zulmedilmeyecektir.) Mutlak adalet! İşte o gün tecelli edecek olan budur. Dünyada belki hakkı yenenler, zulme uğrayanlar, iftiraya maruz kalanlar olabilir. Ama o gün, Rabbimizin huzurunda kimseye zerre kadar haksızlık yapılmayacak. Herkes, neyi hak ettiyse onu alacak. Ne sevaplarından eksiltilecek ne de günahlarına fazlası eklenecek. Bu, iman edenler için ne büyük bir teselli ve müjdedir! Dünyada sabrettikleri zorlukların, yaptıkları iyiliklerin karşılığını eksiksiz alacaklarını bilmek… Zalimler için ise ne büyük bir tehdittir! Yaptıkları her zulmün hesabını vereceklerini ve adaletten kaçamayacaklarını bilmek…

Bu ayetin, Kur’an’ın son mesajlarından biri olması, bizlere dinin özünü, hayatın gayesini hatırlatır niteliktedir. Tüm emirler, tüm yasaklar, tüm ibadetler ve ahlaki ilkeler, nihayetinde bizi o büyük güne hazırlamak içindir. Rivayetlere göre, bu ayet nazil olduktan sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v) çok kısa bir süre daha yaşamıştır; bazı rivayetlerde bu süre 9 gün, bazılarında 21 gün, bazılarında ise 81 gün olarak geçer. Cebrail Aleyhisselam’ın bu ayeti Bakara Suresi’ndeki faiz ayetlerinin arasına yerleştirmesini söylediği de nakledilir. Bu da, mali konulardaki adaletin ve Allah’tan korkmanın, ahiret sorumluluğuyla ne kadar yakından ilişkili olduğunu gösterir.

Canım Kardeşim, bu ayet hepimize bir çağrıdır. Her anımızı, o büyük güne iman ederek, o güne hazırlık yaparak geçirmeliyiz. Yaptığımız her işin, söylediğimiz her sözün bir gün karşımıza çıkacağını unutmamalıyız. Gelin, bu son ilahi uyarıyı kalbimize nakşedelim ve hayatımızı bu şuurla tanzim edelim. Belki de Rabbimizin bize son emridir bu: “O günden sakının!”

Rabbim bizleri, o büyük güne imanla hazırlanan, hesabını kolayca veren ve hiçbir haksızlığa uğratılmadan cennetine giren bahtiyar kullarından eylesin.

4. Özet:

Bu ayet-i kerime, herkesin istisnasız olarak Allah’a döndürüleceği, dünyada kazandığı her şeyin karşılığının eksiksiz olarak verileceği ve kimseye zerre kadar haksızlık yapılmayacağı o büyük hesap gününden sakınılması (takva gösterilmesi) gerektiğini emretmektedir.

5. İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:

Bakara Suresi’nin 281. ayeti Medine döneminde nazil olmuştur. Pek çok müfessir ve âlime göre, bu ayet Kur’an-ı Kerim’den en son nazil olan ayettir veya son nazil olan ayetlerden biridir. Genellikle Veda Haccı esnasında veya Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) vefatından çok kısa bir süre (birkaç gün veya birkaç hafta) önce indiği rivayet edilir. Bu ayet, Bakara Suresi’ndeki faiz ve borçlarla ilgili uzun hükümler bölümünü sonlandıran, tüm insanlığa yönelik genel ve son bir uyarı niteliği taşımaktadır.

6. İcma:

Müslümanlar arasında, ayette zikredilen herkesin Allah’a döndürüleceği (ba’s), dünyada yapılan iyi veya kötü bütün amellerin karşılığının ahirette eksiksiz bir şekilde verileceği (hesap ve ceza/mükâfat) ve bu hesaplaşmada kimseye hiçbir şekilde zulmedilmeyeceği (mutlak adalet) gibi temel ahiret inançları konusunda kesin bir icma (ittifak) vardır. Ayetin, Kur’an-ı Kerim’in son nazil olan ayetlerinden biri olduğu görüşü de İslam alimleri arasında oldukça yaygın ve kuvvetli bir görüştür, ancak tek ve kesin olarak en son ayet olup olmadığı konusunda farklı rivayetler bulunmakla birlikte, sonlardan biri olduğu genel kabul görmektedir.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu