Müşriklerin “Bunlar Haramdır” Diyerek Uydurdukları Batıl Kurallar
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
En’am Suresi 138. Ayetin Arapça Metni
وَقَالُوا هٰذِه۪ٓ اَنْعَامٌ وَحَرْثٌ حِجْرٌۗ لَا يَطْعَمُهَٓا اِلَّا مَنْ نَشَٓاءُ بِزَعْمِهِمْ وَاَنْعَامٌ حُرِّمَتْ ظُهُورُهَا وَاَنْعَامٌ لَا يَذْكُرُونَ اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهَا افْتِرَٓاءً عَلَيْهِۜ سَيَجْز۪يهِمْ بِمَا كَانُوا يَفْتَرُونَ
Türkçe Okunuşu: Ve kâlû hâzihî en’âmun ve harsun hicrun lâ yat’amuhâ illâ men neşâu bi za’mihim ve en’âmun hurrimet zuhûruhâ ve en’âmun lâ yezkurûnesmallâhi aleyheftirâen aleyh, seyeczîhim bimâ kânû yefterûn.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Kendi zanlarınca dediler ki: “Şunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Şunlar da sırtlarına binilmesi yasaklanmış hayvanlardır.” Bir kısım hayvanlar da vardır ki, üzerlerine Allah’ın ismini anmazlar. Bütün bunları Allah’a iftira ederek yaparlar. Allah, yapmakta oldukları iftiralar sebebiyle onları cezalandıracaktır.
Ayetin Detaylı Tefsiri
Bu ayet-i kerime, dinde yetkisi olmadığı halde kural koymaya kalkanların, Allah’ın helal kıldığı nimetleri kendi çıkarları veya batıl inançları doğrultusunda nasıl “yasak bölge” ilan ettiklerini anlatır. Müşrikler, sadece putlara tapmakla kalmıyor, hayatın her alanını kendi uydurdukları karmaşık ve baskıcı bir “yasaklar silsilesi” ile dolduruyorlardı.
Keyfi Yasaklar (Hicrun): Ayette geçen “hicrun” kelimesi; yasaklanmış, dokunulmaz kılınmış, etrafı çevrilmiş alan demektir. Müşrikler bazı ekinleri ve hayvanları “özel” ilan eder, “Bunları sadece bizim dilediğimiz (put hizmetkarları veya belirli erkekler) yiyebilir” derlerdi. Bu, mülkün gerçek sahibi olan Allah’a karşı bir hadsizlikti. Kendi “zanlarınca” (bi za’mihim) koydukları bu kurallar, toplumda bir sınıf ayrımına ve rızkın adaletsiz bölüşümüne yol açıyordu.
Hayvanlar Üzerindeki Tahakküm: Ayet üç tip hayvandan bahseder:
Yenilmesi yasaklananlar: Sadece belirli kişilerin yemesine izin verilenler.
Binilmesi yasaklananlar: “Bahîra, Sâibe, Vasîle ve Hâm” gibi isimler verdikleri; putlara adandığı için sırtına binilmeyen, yük vurulmayan hayvanlar.
Allah’ın adı anılmayanlar: Keserken veya binerken Allah’ın ismini kasten zikretmedikleri, hatta putların adını andıkları hayvanlar.
Bütün bunların ortak noktası “iftirâen aleyh” (Allah’a iftira ederek) yapılmasıdır. Yani bu saçmalıkları “Allah böyle emretti” veya “Din bunu gerektirir” diyerek pazarlıyorlardı. Allah Teâlâ, kendi adına yalan uydurulmasını en büyük cürüm saymış ve bunun cezasız kalmayacağını (seyeczîhim) kesin bir dille ihtar etmiştir.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) En’am Suresi’nin 138. Ayeti Işığında Duası
“Allah’ım! Senin helal kıldığını haram, haram kıldığını helal sayan her türlü sapkınlıktan ve iftiradan sana sığınırım. Bize rızık olarak verdiğin nimetleri, senin belirlediğin ölçüler dışında tasnif etmekten, kendi heva ve hevesimize göre hüküm koymaktan kalplerimizi muhafaza eyle. Dilimizi senin adına yalan söylemekten, dinine hurafe katmaktan koru. Sen mutlak hüküm sahibi olansın; bizi senin hükmüne ram olan, rızkını senin adınla arayan ve nimetlerine hakkıyla şükreden kullarından eyle. Cahiliye karanlığının kalıntılarını ruhumuzdan temizle ve bizi senin dosdoğru yolunda sabit kıl.”
En’am Suresi’nin 138. Ayeti Işığında Hadisler
“Allah bir şeyi helal kılmışsa o helaldir, haram kılmışsa o haramdır. Hakkında sustuğu şeyler ise sizin için bir lütuftur (afiyettir). Allah’ın lütfunu kabul edin; zira Allah hiçbir şeyi unutmaz.” (Hâkim) — Keyfi haramlaştırmaya karşı bir cevaptır.
“Şeytanlar insanlara gelir ve Allah’ın onlara helal kıldığı şeyleri haram kılarak dinlerini karıştırırlar.” (Müslim)
“Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanı yemeyin.” (Ebu Davud) — Ayetin son kısmındaki doğru uygulamayı beyan eder.
En’am Suresi’nin 138. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Efendimiz’in (s.a.v.) hayatında bu ayet, “Dini Sadeleştirme ve Özgürleştirme” olarak yaşanmıştır. O (s.a.v), cahiliyenin o içinden çıkılmaz, anlamsız ve baskıcı “haram” kurallarını tek hamlede yıkıp atmıştır. Sünnet-i Seniyye; Allah’ın temiz kıldığı her şeyin mümin için helal ve mübah olduğunu ilan ederek ruhları özgürleştirmiştir. Efendimiz, “Bahîra ve Sâibe yoktur” buyurarak hayvanlar üzerindeki sahte kutsiyetleri kaldırmış, her işe “Bismillah” ile başlamayı öğreterek rızkı Allah’ın adıyla bereketlendirmiştir. O’nun sünneti, insanın kendi kendine uydurduğu yüklerden (prangalardan) kurtulup, sadece Allah’ın adaletine teslim olma huzurudur.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Hüküm Yalnız Allah’ındır: Neyin helal neyin haram olduğunu belirleme yetkisi ne kabile reislerine, ne hocalara ne de modaya aittir; sadece Allah’a aittir.
Uydurma Kutsallıklar: Bazı nesnelere veya canlılara Allah’ın vermediği bir kutsallığı atfetmek (totemleştirmek) gizli şirktir.
İftiranın Vebali: “Din bunu emrediyor” diyerek kendi görüşünü din gibi sunmak, Allah’a iftira etmektir ve cezası çok ağırdır.
Nimetin Hukuku: Allah’ın verdiği nimeti, yine Allah’ın dilediği kullarından (fakirlerden, ihtiyaç sahiplerinden) mahrum bırakmak için uydurulan her kural “hicrun” hükmündedir.
Özet
Müşrikler, Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan bazılarını keyfi olarak yasaklıyor, bazılarına binilmesini haram sayıyor ve bunları keserken Allah’ın ismini anmıyorlardı. Bütün bu kuralları Allah adına uydurdukları birer iftiradır ve Allah onları bu yalanları sebebiyle cezalandıracaktır.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı
Mekke’de, hayvancılık ve tarımla geçinen toplumun sosyal dokusuna sinmiş olan putperest ritüelleri yıkmak için inmiştir. Müşrikler, bu haramlarla hem ekonomik bir baskı kuruyor hem de dini kendi tekellerinde tutuyorlardı.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı
ayette çocuklarını öldürenlerin vahşeti anlatılmıştı. 138. ayette ise rızık üzerindeki sahte yasaklar (hayvan ve ekin taksimi) detaylandırıldı. 139. ayette ise bu cinsiyetçi ve ayrımcı mantığın “anne karnındaki yavrular” üzerindeki daha spesifik bir yansıması ele alınacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
“Hicrun” tam olarak neyi yasaklıyordu? Belirlenen ekin ve hayvanlara dokunulmasını, onların herkes tarafından tüketilmesini veya kullanılmasını engelliyordu.
Bu yasaklar neden sadece erkeklere veya belirli kişilere özeldi? Bu, kabile aristokrasisinin ve put rahiplerinin halkı sömürmek için uydurduğu bir hiyerarşi yöntemiydi.
Hayvanın sırtına binmeyi neden haram sayıyorlardı? O hayvanı putlara adadıkları için, ona binmeyi puta saygısızlık olarak görüyorlardı.
Allah’ın ismini anmamak neden bir suçtur? Mülk O’nun olduğu halde, nimetten faydalanırken O’nu yok saymak nankörlüktür.
Günümüzde “Allah’a iftira” nasıl yapılır? Kur’an’da olmayan bir şeyi “kesin haramdır” veya olan bir şeyi “helaldir” diye dine dayandırmak iftiradır.
“Kendi zanlarınca” ifadesi neden bu kadar sık geçer? Din dışı her kuralın aslında bir “sanrı” ve “uydurma” olduğunu vurgulamak için.
Müşriklerin bu haramları rasyonel miydi? Hayır, hiçbir mantığa dayanmayan, tamamen rüyalar, kehanetler veya geleneklerle uydurulmuş kurallardı.
Namazda bu ayeti okurken neyi düşünmeliyiz? Allah’ın bize verdiği özgürlüklerin kıymetini ve dinde zorluk çıkaran hurafe üreticilerinden uzak durmamız gerektiğini.
Bu ayet WordPress siten için nasıl bir “doğruluk” dersi verir? Bilginin kaynağını doğrulamadan (uydurma ve iftira ile) içerik üretmenin hem etik hem de ilahi olarak sorumluluk getirdiğini hatırlatır.
Ayetin sonundaki “cezalandıracaktır” uyarısı neyi kapsar? Hem dünyada bu batıl sistemin çöküşünü hem de ahiretteki ateşi.
Ekinlerdeki yasak nasıl uygulanırdı? Hasatın bir kısmını “putun payı” diye ayırıp kimseye yedirmezler, orada çürütürlerdi.
Hayvanların kulaklarını kesmekle bu ayetin ilgisi var mı? Evet, bazı yasaklı hayvanları işaretlemek için kulaklarını yararlardı (Nisa 119 ile bağlantılıdır).
Neden “yalan uyduruyorlar” deniliyor? Çünkü bu kuralları “Allah böyle istiyor” diyerek meşrulaştırmaya çalışıyorlardı.