Kuran’ı Kerim Okuyun
Şuara Suresi - Sayfa: 9/18
كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ الْمُرْسَلِينَ﴿١٠٥﴾
105. Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti. Okunuşu: Kezzebet kavmu nûhınil murselîn(murselîne).
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ﴿١٠٦﴾106. Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız?» Okunuşu: İz kâle lehum ehûhum nûhun e lâ tettekûn(tettekûne).
إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ﴿١٠٧﴾107. «Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim. Okunuşu: İnnî lekum resûlun emîn(emînun).
فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ﴿١٠٨﴾108. «Gelin artık, Allah´tan korkun ve bana itaat edin.» Okunuşu: Fettekûllâhe ve etîûn(etîûni).
وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ﴿١٠٩﴾109. «Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir.» Okunuşu: Ve mâ es’elukum aleyhi min ecr(ecrin), in ecriye illâ alâ rabbil âlemîn(âlemîne).
فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ﴿١١٠﴾110. «Gelin, artık, Allah´tan korkun ve bana itaat edin.» Okunuşu: Fettekûllâhe ve etîûn(etîûni).
قَالُوا أَنُؤْمِنُ لَكَ وَاتَّبَعَكَ الْأَرْذَلُونَ﴿١١١﴾111. «Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?» Okunuşu: Kâlû e nu’minu leke vettebeakel erzelûn(erzelûne).
قَالَ وَمَا عِلْمِي بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ﴿١١٢﴾112. Nuh dedi ki: «Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur.» Okunuşu: Kâle ve mâ ilmî bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).
إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّي ۖ لَوْ تَشْعُرُونَ﴿١١٣﴾113. «Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!» Okunuşu: İn hısâbuhum illâ alâ rabbî lev teş’urûn(teş’urûne).
وَمَا أَنَا بِطَارِدِ الْمُؤْمِنِينَ﴿١١٤﴾114. «Hem ben iman edenleri kovmaya memur değilim.» Okunuşu: Ve mâ ene bi târidil mu’minîn(mu’minîne).
إِنْ أَنَا إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ﴿١١٥﴾115. «Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.» Okunuşu: İn ene illâ nezîrun mubîn(mubînun).
قَالُوا لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَا نُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمَرْجُومِينَ﴿١١٦﴾116. Dediler ki: «Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!» Okunuşu: Kâlû le in lem tentehi yâ nûhule tekûnenne minel mercûmîn(mercûmîne).
قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِي كَذَّبُونِ﴿١١٧﴾117. Nuh: «Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti.» Okunuşu: Kâle rabbi inne kavmî kezzebûn(kezzebûni).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ