Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Mü'minun Suresi - Sayfa: 7/10

وَهُوَ الَّذِي ذَرَأَكُمْ فِي الْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ﴿٧٩﴾
79. Ve sizi yeryüzünde yaratıp türeden O´dur. Sırf O´nun huzuruna toplanacaksınız. Okunuşu: Ve huvellezî zereekum fîl ardı ve ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).
وَهُوَ الَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ وَلَهُ اخْتِلَافُ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ﴿٨٠﴾
80. Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O´nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız? Okunuşu: Ve huvellezî yuhyî ve yumîtu ve lehuhtilâful leyli ven nehâr(nehâri), e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).
بَلْ قَالُوا مِثْلَ مَا قَالَ الْأَوَّلُونَ﴿٨١﴾
81. Hayır, öncekilerin söylediklerinin benzerini söylediler. Okunuşu: Bel kâlû misle mâ kâlel evvelûn(evvelûne).
قَالُوا أَإِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ﴿٨٢﴾
82. Dediler ki: «Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi?» Okunuşu: Kâlû e izâ mitnâ ve kunnâ turâben ve izâmen e innâ le meb’ûsûn(meb’ûsûne).
لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَآبَاؤُنَا هَـٰذَا مِن قَبْلُ إِنْ هَـٰذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ﴿٨٣﴾
83. «Yemin ederiz ki, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir!» Okunuşu: Lekad vuıdnâ nahnu ve âbâunâ hâzâ min kablu in hâzâ illâ esâtîrul evvelîn(evvelîne).
قُل لِّمَنِ الْأَرْضُ وَمَن فِيهَا إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ﴿٨٤﴾
84. (Resulüm!) de ki: «Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?» Okunuşu: Kul li menil ardu ve men fîhâ in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ﴿٨٥﴾
85. «Allah´a aittir» diyecekler. «Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?» de. Okunuşu: Seyekûlûne lillâh(lillâhi), kul e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).
قُلْ مَن رَّبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ﴿٨٦﴾
86. «Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş´ın Rabbi kimdir?» diye sor. Okunuşu: Kul men rabbus semâvâtis seb’ı ve rabbul arşil azîm(azîmi).
سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ﴿٨٧﴾
87. «(Onlar da) Allah´ındır.» diyecekler. «Şu halde siz Allah´tan korkmaz mısınız?» de. Okunuşu: Seyekûlûne lillâh(lillâhi), kul e fe lâ tettekûn(tettekûne).
قُلْ مَن بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ﴿٨٨﴾
88. «Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?» diye sor. Okunuşu: Kul men bi yedihî melekûtu kulli şey’in ve huve yucîru ve lâ yucâru aleyhi in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
سَيَقُولُونَ لِلَّهِ ۚ قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ﴿٨٩﴾
89. «(Bunlar da) Allah´ındır.» diyecekler. «Öyle ise nasıl olur da büyülenirsiniz?» de. Okunuşu: Seyekûlûne lillâh(lillâhi), kul fe ennâ tusharûn(tusharûne).
بَلْ أَتَيْنَاهُم بِالْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ﴿٩٠﴾
90. Doğrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise cidden yalancıdırlar. Okunuşu: Bel eteynâhum bil hakkı ve innehum le kâzibûn(kâzibûne).
مَا اتَّخَذَ اللَّهُ مِن وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُ مِنْ إِلَـٰهٍ ۚ إِذًا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَـٰهٍ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۚ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ﴿٩١﴾
91. Allah evlat edinmemiştir; O´nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir. Okunuşu: Mettehazallâhu min veledin ve mâ kâne meahu min ilâhin izen le zehebe kullu ilâhin bimâ halaka ve le alâ ba’duhum alâ ba’d(ba’dın), subhânallâhi ammâ yasıfûn(yasıfûne).

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu