Kuran’ı Kerim Okuyun
Sad Suresi - Sayfa: 5/7
هَـٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ﴿٥٣﴾
53. O hesap günü için size vaad edilen işte budur. Okunuşu: Hâzâ mâ tûadûne li yevmil hisâb(hisâbi).
إِنَّ هَـٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِن نَّفَادٍ﴿٥٤﴾54. İşte bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona hiç tükenmek yoktur. Okunuşu: İnne hâzâ le rızkunâ mâ lehu min nefâd(nefâdin).
هَـٰذَا ۚ وَإِنَّ لِلطَّاغِينَ لَشَرَّ مَآبٍ﴿٥٥﴾55. Bu, böyledir. Şüphesiz azgınlar için de fena bir gelecek vardır. Okunuşu: Hâzâ, ve inne lit tâgıyne le şerre meâb(meâbin).
جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ الْمِهَادُ﴿٥٦﴾56. Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşektir. Okunuşu: Cehennem(cehenneme), yaslevnehâ, fe bi’sel mihâd(mihâdu).
هَـٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ﴿٥٧﴾57. İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir. Okunuşu: Hâzâ fel yezûkûhu hamiymun ve gassâk(gassâkun).
وَآخَرُ مِن شَكْلِهِ أَزْوَاجٌ﴿٥٨﴾58. Ve o şekilden çifter çifter tadacakları diğer acılar da vardır. Okunuşu: Ve âharu min şeklihî ezvâc(ezvâcun).
هَـٰذَا فَوْجٌ مُّقْتَحِمٌ مَّعَكُمْ ۖ لَا مَرْحَبًا بِهِمْ ۚ إِنَّهُمْ صَالُو النَّارِ﴿٥٩﴾59. İşte şunlar da sizin peşinize düşenlerdir. Onlara merhaba yok. Çünkü onlar cehenneme salınıyorlar. Okunuşu: Hâzâ fevcun muktehımun meakum, lâ merhaben bihim, innehum sâlûn nâr(nâri).
قَالُوا بَلْ أَنتُمْ لَا مَرْحَبًا بِكُمْ ۖ أَنتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا ۖ فَبِئْسَ الْقَرَارُ﴿٦٠﴾60. (Arkadan gelenler öncekilere:) Derler ki: «Hayır, asıl size merhaba yok. Çünkü cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakın o ne kötü yatak!» Okunuşu: Kâlû bel entum, lâ merhaben bikum, entum kaddemtumûhu lenâ, febi’sel karâr(karâru).
قَالُوا رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَـٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِي النَّارِ﴿٦١﴾61. «Ey Rabbimiz! Bize bunu takdim edenin ateşteki azabını kat kat artır» derler. Okunuşu: Kâlû rabbenâ men kaddeme lenâ hâzâ fe zidhu azâben dı’fen fîn nâr(nâri).
وَقَالُوا مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ الْأَشْرَارِ﴿٦٢﴾62. Bir de derler ki: «Kötülerden saydığımız birtakım adamları (fakir müminleri) niye göremiyoruz?» Okunuşu: Ve kâlû mâ lenâ lâ nerâ ricâlen kunnâ neudduhum minel eşrâr(eşrâri).
أَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْأَبْصَارُ﴿٦٣﴾63. «Onları eğlence yerine tutmuştuk ha! Yoksa bu gözler onlardan kaydı mı?» Okunuşu: Ettehaznâhum sıhriyyen em zâgat anhumul ebsâr(ebsâru).
إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهْلِ النَّارِ﴿٦٤﴾64. Şüphesiz ki bu haktır. Ateş ehlinin birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır. Okunuşu: İnne zâlike le hakkun tehâsumu ehlin nâr(nâri).
قُلْ إِنَّمَا أَنَا مُنذِرٌ ۖ وَمَا مِنْ إِلَـٰهٍ إِلَّا اللَّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ﴿٦٥﴾65. De ki: «Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah´tan başka tanrı da yoktur.» Okunuşu: Kul innemâ ene munzirun ve mâ min ilâhin ilallahul vâhıdul kahhâr(kahhâru).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ