Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Yasin Suresi - Sayfa: 5/7

إِن كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَإِذَا هُمْ جَمِيعٌ لَّدَيْنَا مُحْضَرُونَ﴿٥٣﴾
53. Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir. Okunuşu: İn kânet illâ sayhaten vâhıdeten fe izâ hum cemîun ledeynâ muhdarûn(muhdarûne).
فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا وَلَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ﴿٥٤﴾
54. Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz. Okunuşu: Fel yevme lâ tuzlemu nefsun şey’en ve lâ tuczevne illâ mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
إِنَّ أَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ فِي شُغُلٍ فَاكِهُونَ﴿٥٥﴾
55. Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler. Okunuşu: İnne ashâbel cennetil yevme fî şugulin fâkihûn(fâkihûne).
هُمْ وَأَزْوَاجُهُمْ فِي ظِلَالٍ عَلَى الْأَرَائِكِ مُتَّكِئُونَ﴿٥٦﴾
56. Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır. Okunuşu: Hum ve ezvâcuhum fî zılâlin alel erâiki muttekiûn(muttekiûne).
لَهُمْ فِيهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ﴿٥٧﴾
57. Onlara orada bir meyve vardır. İsteyecekleri her şey onlarındır. Okunuşu: Lehum fîhâ fâkihetun ve lehum mâ yeddeûn(yeddeûne).
سَلَامٌ قَوْلًا مِّن رَّبٍّ رَّحِيمٍ﴿٥٨﴾
58. (Onlara) Rahîm olan Rab´den «selâm» sözü vardır. Okunuşu: Selâmun kavlen min rabbin rahîm(rahîmin).
وَامْتَازُوا الْيَوْمَ أَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ﴿٥٩﴾
59. Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın. Okunuşu: Vemtâzûl yevme eyyuhel mucrimûn(mucrimûne).
أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ ۖ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ﴿٦٠﴾
60. (60-61) «Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?» (buyurulacak) Okunuşu: E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun).
وَأَنِ اعْبُدُونِي ۚ هَـٰذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ﴿٦١﴾
61. (60-61) «Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?» (buyurulacak) Okunuşu: Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).
وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا ۖ أَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ﴿٦٢﴾
62. Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz? Okunuşu: Ve lekad edalle minkum cibillen kesîrâ(kesîran), e fe lem tekûnû ta’kılûn(ta’kılûne).
هَـٰذِهِ جَهَنَّمُ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ﴿٦٣﴾
63. İşte bu size vaad edilen cehennemdir. Okunuşu: Hâzihî cehennemulletî kuntum tûadûn(tûadûne).
اصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ﴿٦٤﴾
64. Bugün yaslanın ona bakalım inkâr ettiğiniz için. Okunuşu: Islevhel yevme bimâ kuntum tekfurûn(tekfurûne).
الْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَىٰ أَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَا أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ﴿٦٥﴾
65. Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder. Okunuşu: El yevme nahtimu alâ efvâhihim ve tukellimunâ eydîhim ve teşhedu erculuhum bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu