Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Mü'minun Suresi - Sayfa: 5/10

فَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ زُبُرًا ۖ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ﴿٥٣﴾
53. Derken insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi. Okunuşu: Fe tekattaû emrehum beynehum zuburâ(zuburan), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).
فَذَرْهُمْ فِي غَمْرَتِهِمْ حَتَّىٰ حِينٍ﴿٥٤﴾
54. Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak! Okunuşu: Fe zerhum fî gamratihim hattâ hîn(hînin).
أَيَحْسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِ مِن مَّالٍ وَبَنِينَ﴿٥٥﴾
55. Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile, Okunuşu: E yahsebûne ennemâ numidduhum bihî min mâlin ve benîn(benîne).
نُسَارِعُ لَهُمْ فِي الْخَيْرَاتِ ۚ بَل لَّا يَشْعُرُونَ﴿٥٦﴾
56. Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar. Okunuşu: Nusâriu lehum fîl hayrât(hayrâti) bel lâ yeş’urûn(yeş’urûne).
إِنَّ الَّذِينَ هُم مِّنْ خَشْيَةِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ﴿٥٧﴾
57. Rablerine olan saygıdan dolayı titreyenler, Okunuşu: İnnellezîne hum min haşyeti rabbihim muşfikûn(muşfikûne).
وَالَّذِينَ هُم بِآيَاتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ﴿٥٨﴾
58. Rablerinin âyetlerine inananlar, Okunuşu: Vellezîne hum bi âyâti rabbihim yu’minûn(yu’minûne).
وَالَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَ﴿٥٩﴾
59. Rablerine ortak tanımayanlar, Okunuşu: Vellezîne hum bi rabbihim lâ yuşrikûn(yuşrikûne).
وَالَّذِينَ يُؤْتُونَ مَا آتَوا وَّقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَىٰ رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ﴿٦٠﴾
60. Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar; Okunuşu: Vellezîne yu’tûne mâ âtev ve kulûbuhum veciletun ennehum ilâ rabbihim râciûn(râciûne).
أُولَـٰئِكَ يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَهُمْ لَهَا سَابِقُونَ﴿٦١﴾
61. İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar. Okunuşu: Ulâike yusâriûne fîl hayrâti ve hum lehâ sâbikûn(sâbikûne).
وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۖ وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنطِقُ بِالْحَقِّ ۚ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ﴿٦٢﴾
62. Biz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar. Okunuşu: Ve lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve ledeynâ kitâbun yantıku bil hakkı ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).
بَلْ قُلُوبُهُمْ فِي غَمْرَةٍ مِّنْ هَـٰذَا وَلَهُمْ أَعْمَالٌ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمْ لَهَا عَامِلُونَ﴿٦٣﴾
63. Hayır, onların kalpleri bu hususta cehalet içindedir. Ayrıca onların bundan öte birtakım kötü işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar. Okunuşu: Bel kulûbuhum fî gamratin min hâzâ ve lehum a’mâlun min dûni zâlike hum lehâ âmilûn(âmilûne).
حَتَّىٰ إِذَا أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِم بِالْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْأَرُونَ﴿٦٤﴾
64. Nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar. Okunuşu: Hattâ izâ ehaznâ mutrafîhim bil âzâbi izâ hum yec’erûn(yec’erûne).
لَا تَجْأَرُوا الْيَوْمَ ۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ﴿٦٥﴾
65. Boşuna feryad etmeyin bugün! Zira bizden yardım göremeyeceksiniz. Okunuşu: Lâ tec’erûl yevme innekum minnâ lâ tunsarûn(tunsarûne).
1 … 3 4 5 6 7 … 10

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu