Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Sad Suresi - Sayfa: 4/7

وَإِنَّ لَهُ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَآبٍ﴿٤٠﴾
40. Şüphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık ve güzel bir makam vardır. Okunuşu: Ve inne lehu ındenâ le zulfâ ve husne meâb(meâbin).
وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ﴿٤١﴾
41. Kulumuz Eyyub´u da an. Bir zaman o, Rabbine şöyle nida etmişti: «Meşakkat ve acı ile bana şeytan dokundu.» Okunuşu: Vezkur abdenâ eyyûb(eyyûbe), iz nâdâ rabbehû ennî messeniyeş şeytânu bi nusbin ve azâb(azâbin).
ارْكُضْ بِرِجْلِكَ ۖ هَـٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ﴿٤٢﴾
42. (Biz ona): «Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su» dedik. Okunuşu: Urkud biriclik(biriclike), hâzâ mugteselun bâridun ve şerâb(şerâbun).
وَوَهَبْنَا لَهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُولِي الْأَلْبَابِ﴿٤٣﴾
43. Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun. Okunuşu: Ve vehebnâ lehû ehlehu ve mislehum meahum rahmeten minnâ ve zikrâ li ûlîl elbâb(elbâbi).
وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَاضْرِب بِّهِ وَلَا تَحْنَثْ ۗ إِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًا ۚ نِّعْمَ الْعَبْدُ ۖ إِنَّهُ أَوَّابٌ﴿٤٤﴾
44. (Bir de dedik ki): «Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme.» Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah´a yönelmektedir. Okunuşu: Ve huz bi yedike dıgsen fadrıb bihî ve lâ tahnes, innâ vecednâhu sâbira(sâbiren), ni’mel abd(abdu), innehû evvâb(evvâbun).
وَاذْكُرْ عِبَادَنَا إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ أُولِي الْأَيْدِي وَالْأَبْصَارِ﴿٤٥﴾
45. Kullarımız İbrahim´i, İshak´ı ve Yakub´u da an. Onlar eller ve gözler sahipleri idiler. Okunuşu: Vezkur ıbâdenâ ibrâhîme ve ishâka ve ya’kûbe ûlîl eydî vel ebsâr(ebsâri).
إِنَّا أَخْلَصْنَاهُم بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِ﴿٤٦﴾
46. Çünkü biz onları temiz bir hasletle, hâlis yurt (ahiret) düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır. Okunuşu: İnnâ ahlasnâhum bi hâlisatin zikred dâr(dâri).
وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْأَخْيَارِ﴿٤٧﴾
47. Çünkü onlar, nezdimizde seçilmiş en hayırlı kimselerdendir. Okunuşu: Ve innehum ındenâ le minel mustafeynel ahyâr(ahyâri).
وَاذْكُرْ إِسْمَاعِيلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِ ۖ وَكُلٌّ مِّنَ الْأَخْيَارِ﴿٤٨﴾
48. İsmail´i, Elyasa´yı, Zü´l-Kifl´i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir. Okunuşu: Vezkur ismâîle velyesea ve zel kifl(kifli), ve kullun minel ahyâr(ahyâri).
هَـٰذَا ذِكْرٌ ۚ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَآبٍ﴿٤٩﴾
49. İşte bu bir öğüttür. Şüphesiz korunan müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (güzel bir dönüş yeri) vardır. Okunuşu: Hâzâ zikr(zikrun), ve inne lil muttekîne le husne meâb(meâbin).
جَنَّاتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ الْأَبْوَابُ﴿٥٠﴾
50. Bütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır. Okunuşu: Cennâti adnin mufettehaten le humul ebvâb(ebvâbu).
مُتَّكِئِينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ﴿٥١﴾
51. İçlerine kurularak orada birçok yemişle, bambaşka bir içki isteyeceklerdir. Okunuşu: Muttekîne fîhâ yed’ûne fîhâ bi fâkihetin kesîretin ve şerâb(şerâbin).
وَعِندَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ أَتْرَابٌ﴿٥٢﴾
52. Yanlarında da bakışları yalnız kocalarına dönük hep aynı yaşta dilberler vardır. Okunuşu: Ve ındehum kâsırâtut tarfi etrâb(etrâbun).

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu