Kuran’ı Kerim Okuyun
Şuara Suresi - Sayfa: 15/18
وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ﴿١٨٣﴾
183. «Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.» Okunuşu: Ve lâ tebhasun nâse eşyâehum ve lâ ta’sev fîl ardı mufsidîn(mufsidîne).
وَاتَّقُوا الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْأَوَّلِينَ﴿١٨٤﴾184. «O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah´tan korkun.» Okunuşu: Vettekûllezî halakakum vel cibilletel evvelîn(evvelîne).
قَالُوا إِنَّمَا أَنتَ مِنَ الْمُسَحَّرِينَ﴿١٨٥﴾185. Onlar şöyle dediler: «Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin.» Okunuşu: Kâlû innemâ ente minel musahharîn(musahharîne).
وَمَا أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ﴿١٨٦﴾186. «Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.» Okunuşu: Ve mâ ente illâ beşerun mislunâ ve in nazunnuke le minel kâzibîn(kâzibîne).
فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِّنَ السَّمَاءِ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ﴿١٨٧﴾187. «Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver.» Okunuşu: Fe eskıt aleynâ kisefen mines semâi in kunte mines sâdıkîn(sâdıkîne).
قَالَ رَبِّي أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ﴿١٨٨﴾188. Şuayb, «Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir» dedi. Okunuşu: Kâle rabbî a’lemu bi mâ ta’melûn(ta’melûne).
فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِ ۚ إِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ﴿١٨٩﴾189. Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi! Okunuşu: Fe kezzebûhu fe ehazehum azâbu yevmiz zulleh(zulleti), innehu kâne azâbe yevmin azîm(azîmin).
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ﴿١٩٠﴾190. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir. Okunuşu: İnne fî zâlike le âyeh(âyeten), ve mâ kâne ekseruhum mu’minîn(mu’minîne).
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ﴿١٩١﴾191. Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. Okunuşu: Ve inne rabbeke le huvel azîzur rahîm(rahîmu).
وَإِنَّهُ لَتَنزِيلُ رَبِّ الْعَالَمِينَ﴿١٩٢﴾192. Ve muhakkak ki bu (Kur´ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir. Okunuşu: Ve innehu le tenzîlu rabbil âlemîn(âlemîne).
نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْأَمِينُ﴿١٩٣﴾193. (Resulüm!) Onu Rûhu´l-emin (Cebrail) indirdi; Okunuşu: Nezele bihir rûhul emîn(emînu).
عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنذِرِينَ﴿١٩٤﴾194. Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine; Okunuşu: Alâ kalbike li tekûne minel munzirîn(munzirîne).
بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُّبِينٍ﴿١٩٥﴾195. Açık parlak bir Arapça lisan ile. Okunuşu: Bi lisânin arabiyyin mubîn(mubînin).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ