Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Şuara Suresi - Sayfa: 12/18

فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ﴿١٤٤﴾
144. «Gelin artık, Allah´tan korkun ve bana itaat edin.» Okunuşu: Fettekullâhe ve etîûn(etîûni).
وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ﴿١٤٥﴾
145. «Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir.» Okunuşu: Ve mâ es’elukum aleyhi min ecr(ecrin), in ecriye illâ alâ rabbil âlemîn(âlemîne).
أَتُتْرَكُونَ فِي مَا هَاهُنَا آمِنِينَ﴿١٤٦﴾
146. «Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?» Okunuşu: E tutrakûne fî mâ hâhunâ âminîn(âminîne).
فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ﴿١٤٧﴾
147. «Bahçelerin, pınarların içinde,» Okunuşu: Fî cennâtin ve uyûn(uyûnin).
وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ﴿١٤٨﴾
148. «Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında,» Okunuşu: Ve zurûın ve nahlin tal’uhâ hedîm(hedîmun).
وَتَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا فَارِهِينَ﴿١٤٩﴾
149. Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz.» Okunuşu: Ve tenhıtûne minel cibâli buyûten fârihîn(fârihîne).
فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ﴿١٥٠﴾
150. «Gelin! Allah´tan korkun da bana itaat edin.» Okunuşu: Fettekullâhe ve etîûn(etîûni).
وَلَا تُطِيعُوا أَمْرَ الْمُسْرِفِينَ﴿١٥١﴾
151. (151-152) «Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın.» Okunuşu: Ve lâ tutîû emral musrifîn(musrifîne).
الَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ﴿١٥٢﴾
152. (151-152) «Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın.» Okunuşu: Ellezîne yufsidûne fîl ardı ve lâ yuslihûn(yuslihûne).
قَالُوا إِنَّمَا أَنتَ مِنَ الْمُسَحَّرِينَ﴿١٥٣﴾
153. «Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!» Okunuşu: Kâlû innemâ ente minel musahharîn(musahharîne).
مَا أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِآيَةٍ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ﴿١٥٤﴾
154. «Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir.» Okunuşu: Mâ ente illâ beşerun mislunâ, fe’ti bi âyetin in kunte mines sâdikîn(sâdikîne).
قَالَ هَـٰذِهِ نَاقَةٌ لَّهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ﴿١٥٥﴾
155. Salih «İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin» dedi. Okunuşu: Kâle hâzihî nâkatun lehâ şirbun ve lekum şirbu yevmin ma’lûm(ma’lûmin).
وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ﴿١٥٦﴾
156. «Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir.» Okunuşu: Ve lâ temessûhâ bi sûin fe ye’huzekum azâbu yevmin azîm(azîmin).
1 … 10 11 12 13 14 … 18

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu