Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Şuara Suresi - Sayfa: 10/18

فَافْتَحْ بَيْنِي وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِي وَمَن مَّعِيَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ﴿١١٨﴾
118. «Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.» Okunuşu: Feftah beynî ve beynehum fethan ve neccinî ve men maiye minel mu’minîn(mu’minîne).
فَأَنجَيْنَاهُ وَمَن مَّعَهُ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ﴿١١٩﴾
119. Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık. Okunuşu: Fe enceynâhu ve men meahu fîl fulkil meşhûn(meşhûni).
ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ الْبَاقِينَ﴿١٢٠﴾
120. Sonra da arkasında kalanları suda boğduk. Okunuşu: Summe agraknâ ba’dul bâkîn(bâkîne).
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ﴿١٢١﴾
121. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir. Okunuşu: İnne fî zâlike le âyeh(âyeten), ve mâ kâne ekseruhum mu’minîn(mu’minîne).
وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ﴿١٢٢﴾
122. Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. Okunuşu: Ve inne rabbeke le huvel azîzur rahîm(rahîmu).
كَذَّبَتْ عَادٌ الْمُرْسَلِينَ﴿١٢٣﴾
123. Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti. Okunuşu: Kezzebet âdunil murselîn(murselîne).
إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ﴿١٢٤﴾
124. Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: «Siz Allah´tan korkmaz mısınız?» Okunuşu: İz kâle lehum ehûhum hûdun e lâ tettekûn(tettekûne).
إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ﴿١٢٥﴾
125. «Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim.» Okunuşu: İnnî lekum resûlun emîn(emînun).
فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ﴿١٢٦﴾
126. «Gelin artık Allah´tan korkun ve bana itaat edin.» Okunuşu: Fettekullâhe ve etîûn(etîûni).
وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ﴿١٢٧﴾
127. «Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir.» Okunuşu: Ve mâ es’elukum aleyhi min ecr(ecrin), in ecriye illâ alâ rabbil âlemîn(âlemîne).
أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ آيَةً تَعْبَثُونَ﴿١٢٨﴾
128. «Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?» Okunuşu: E tebnûne bi kulli rîın âyeten ta’besûn(ta’besûne).
وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ﴿١٢٩﴾
129. «Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?» Okunuşu: Ve tettehızûne mesânia leallekum tahludûn(tahludûne).
وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ﴿١٣٠﴾
130. «Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz.» Okunuşu: Ve izâ betaştum betaştum cebbârîn(cebbârîne).
1 … 8 9 10 11 12 … 18

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu