Hidayet ve Teslimiyet Doğru Yolu Bulma
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi, 70. Ayet-i Kerimede Anlatılmak İstenenler
Bu ayet, İsrailoğulları’nın “sığır kesme” emri karşısındaki inatçılık ve itaatsizlik serüvenlerinin üçüncü ve son perdesini anlatır. Onlar, sığırın yaşını ve rengini öğrendikten sonra bile emri yerine getirmek yerine, işi daha da yokuşa sürerek üçüncü bir soru sorarlar. Ancak bu defa sorularında, kendi çıkardıkları zorluk yüzünden işin içinden çıkamadıklarını da itiraf ederler:
1) Üçüncü Soru ve Kafa Karışıklığı: Onlar, “Bizim için Rabbine dua et, onun ne olduğunu (ne iş yaptığını) bize tam açıklasın, çünkü sığırlar bize birbirine benzer göründü” derler. Bu, onların, kendi lüzumsuz sorularıyla bulmaları gereken sığırı o kadar özelleştirdiler ki, artık onu bulmakta zorlandıklarını ve kafalarının karıştığını gösterir.
2) Kurtuluş İçin Temenni: Ardından, “İnşallah (Allah dilerse) bu defa doğruyu buluruz” diyerek, ilk defa bir teslimiyet ve Allah’ın yardımını dileme iması gösterirler. Bu ifade, onların artık pes etme noktasına geldiklerinin bir işaretidir. Ayet, onların bu son sorusuna verilecek cevabı ve kıssanın sonucunu bir sonraki ayete bırakarak, gerilimi en üst noktaya taşır. Bu sahne, itaatten kaçmak için hileli yollara başvuranların, eninde sonunda kendi kurdukları tuzaklara düşerek işlerini nasıl daha da zorlaştırdıklarının ibretlik bir öyküsüdür.
Ayet-i Kerime
Arapça Okunuşu: قَالُوا ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّنْ لَنَا مَا هِيَۙ اِنَّ الْبَقَرَ تَشَابَهَ عَلَيْنَاؕ وَاِنَّٓا اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ لَمُهْتَدُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Yine: «Bizim için Rabbine dua et, onun ne olduğunu bize iyice açıklasın, çünkü o inek bize başkalarına benzer geldi. Ve biz, inşaallah doğruyu bulanlardan oluruz.» dediler.
Türkçe Okunuşu: Kâlûd’u lenâ rabbeke yubeyyin lenâ mâ hiye, innel bakara teşâbehe aleynâ, ve innâ in şâallâhu le muhtedûn(muhtedûne).
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 70. Ayeti Işığında Duası
Bu ayet, mü’mini, işleri zorlaştıran değil, kolaylaştıran bir kul olmaya; ve en önemlisi, kendi aklına ve çabasına güvenmek yerine, her an Allah’ın hidayetine ve yardımına muhtaç olduğunu “İnşallah” diyerek itiraf etmeye davet eder. Mü’minin duası, bu teslimiyet ruhuna ve hidayet talebine sahip olmaktır.
Hidayet ve Teslimiyet Duası: “Ya Rabbi! Bizi, kendi lüzumsuz sorularıyla işlerini zorlaştırıp, sonra da ‘inşallah doğruyu buluruz’ diye acizliğe düşenlerin durumundan koru. Bize, en başından itibaren Senin emrine teslim olarak, işlerimizi kolaylaştıran bir feraset ver. Bize, her işimizde ve her sözümüzde, Senin yardımın ve dilemen olmadan doğruyu bulamayacağımızı itiraf eden ‘inşallah’ ahlakını nasip et.”
Doğru Yolu Bulma Duası: “Allah’ım! Ne zaman bir konuda kafamız karışır, işler bize birbirine benzer görünür ve yolumuzu şaşırırsak, bizi hidayete erdiren (muhtedûn) Sen ol. Bizi bir an bile kendi başımıza bırakma. Bize, her zorlukta Sana sığınmayı ve doğru yolu Senden istemeyi nasip et.”
Bakara Suresi’nin 70. Ayeti Işığında Hadisler ve Sahabe Uygulamaları
Ayette geçen “İnşallah” ifadesi, Sünnet’te bir işe başlarken veya bir söz verirken kullanılması gereken temel bir edep kuralıdır.
“İnşallah” Demenin Önemi: Kur’an-ı Kerim, Kehf Suresi’nde (18/23-24), Peygamber Efendimize hitaben, “Hiçbir şey için, ‘Ben bunu yarın yapacağım’ deme. Ancak, ‘İnşallah (Allah dilerse yapacağım)’ (de)…” buyurarak, geleceğe dair her işi Allah’ın iradesine (meşîetine) bağlamanın önemini vurgular. İsrailoğulları’nın, ancak işler sarpa sarınca bu teslimiyet ifadesine sığınmaları, onların bu edebi en baştan göstermediklerini ima eder. Peygamberimiz bir hadisinde, onların bu sözü söylemeleri sayesinde sonunda doğruyu bulabildiklerini belirtmiştir: “Allah’a yemin ederim ki, eğer ‘İnşallah’ demeselerdi, (kıyamete kadar) o sığır onlara açıklanmazdı (bulamazlardı).” (Bu hadis, tefsir kaynaklarında zikredilir).
Bakara Suresi’nin 70. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Peygamber Efendimiz (s.a.v), ümmetini, İsrailoğulları’nın düştüğü bu inatçılık ve işi zorlaştırma hatasından sürekli sakındırmıştır.
Teslimiyet Eğitimi: Peygamberimizin ashabına verdiği eğitim, sorgulayıcı bir şüphecilik üzerine değil, “işittik ve itaat ettik” (semi’nâ ve eta’nâ) teslimiyeti üzerine kuruluydu. O, ümmetinin, İsrailoğulları gibi peygamberleriyle münakaşa eden bir kavim olmasını istemiyordu. Her İşi Allah’a Tevekkül Etmek: Peygamberimizin hayatı, “İnşallah” ruhunun en kâmil yansımasıydı. O, her işe başlarken Allah’ın adıyla başlar, geleceğe dair bir plan yaptığında mutlaka “İnşallah” der ve her işin sonucunu Allah’a tevekkül ederdi. Bu, onun, her an Allah’ın iradesi altında olduğu şuurunu taşıdığını gösterir.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Bu ayet, itaatsizliğin insanı sürüklediği acizliği ve teslimiyetin kurtarıcı rolünü gösterir:
- İnadın Sonu: Kafa Karışıklığı: Onların, “sığırlar bize birbirine benzer göründü” itirafı, kendi inatlarının ve lüzumsuz sorularının bir sonucudur. Başlangıçta her şey çok basit ve açıkken, onlar kendi kendilerine işi o kadar karmaşıklaştırdılar ki, artık doğru ile yanlışı, aranan ile aranmayanı ayırt edemez hale geldiler. Bu, hakikati sorgulamanın, itaatsizlik niyetiyle yapıldığında, insanı aydınlığa değil, kafa karışıklığına götürdüğünün bir delilidir.
- Acziyetin İtirafı ve Teslimiyetin Başlangıcı: Onların “İnşallah doğruyu buluruz” demeleri, bu kıssadaki dönüm noktasıdır. Bu, onların, kendi akıllarıyla ve sorgulamalarıyla bir yere varamayacaklarını anladıkları ve ilk defa Allah’ın yardımına ve hidayetine muhtaç olduklarını itiraf ettikleri andır. Bu teslimiyet, bir sonraki ayette gelecek olan nihai ve en detaylı cevabın kapısını aralamıştır.
- İlahi Pedagoji: Allah, onların her sorusuna cevap vererek, onları kendi kurdukları labirentin sonuna kadar götürür. Bu, onlara, kendi seçtikleri yolun nasıl bir çıkmaz sokak olduğunu bizzat tecrübe ettirerek, onları teslimiyete getiren ilahi bir terbiye metodudur.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı
- Önceki Ayet (Bakara Suresi 69. Ayet): Bu iki ayet, soru-cevap ve inatlaşma döngüsünün devamıdır. 69. ayette, sığırın rengi sorulmuş ve cevaplanmıştı. Bu 70. ayet ise, o cevaptan sonra bile tatmin olmayıp, üçüncü ve son sorularını sordukları, ama bu sefer kendi kafa karışıklıklarını da itiraf ettikleri sahneyi anlatır.
- Sonraki Ayet (Bakara Suresi 71. Ayet): Bu 70. ayet, “İnşallah doğruyu buluruz” diyerek, bir beklenti ve bir soru ile bitmişti. Bir sonraki 71. ayet, onların bu son sorusuna verilen nihai, en detaylı ve işlerini en çok zorlaştıran cevabı içerir: “O, ne toprağı sürmek ne de ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, alacasız bir sığırdır…” Bu cevapla birlikte, aradıkları sığırın eşkali tam olarak belirlenmiş ve artık bahane üretecekleri hiçbir kapı bırakılmamıştır.
Özet:
Bakara Suresi’nin 70. ayetinde, İsrailoğulları’nın, sığırın yaşını ve rengini öğrendikten sonra bile, emri yerine getirmek yerine üçüncü bir soru daha sordukları anlatılır. Onlar, kendi lüzumsuz soruları yüzünden kafalarının karıştığını, sığırların kendilerine birbirine benzer göründüğünü itiraf ederler. Ancak bu defa, bir teslimiyet emaresi göstererek, “Eğer Allah dilerse (inşallah), bu son açıklamayla doğruyu bulacaklarını” umut ettiklerini söylerler. Bu, onların inatçılıklarının son perdesi ve acizliklerini itiraf ettikleri andır.
Sure ve İlgili Konular Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
- Sığırlar onlara neden “birbirine benzer” göründü?
- Çünkü onlar, herhangi bir orta yaşlı sığır aramak yerine, şimdi bir de “rengi parlak sarı” olan özel bir sığır aramak zorundaydılar. Bu da seçeneklerini daraltmış ve işlerini zorlaştırmıştı. Bu ifade, onların kendi çıkardıkları zorluktan dolayı düştükleri kafa karışıklığını ve acizliği ifade eder.
- “İnşallah” demeleri neden bu kadar önemlidir?
- Çünkü bu ifade, bir işin başarısının, sadece insanın kendi çabasına değil, asıl olarak Allah’ın dilemesine ve yardımına bağlı olduğunu itiraf etmektir. Bu, bir tevazu ve teslimiyet göstergesidir. Onlar, bu ifadeyi kullanarak, kendi akıllarıyla değil, ancak Allah’ın hidayetiyle doğruyu bulabileceklerini kabul etmiş oldular.
- Hz. Musa neden onlara “Artık yeter, soru sormayın!” demedi?
- Çünkü bir peygamber olarak görevi, Allah’tan gelen vahyi, kavmi ne kadar inat ederse etsin, onlara eksiksiz bir şekilde tebliğ etmektir. O, sabırla onların sorularını Allah’a arz etmiş ve gelen cevapları onlara iletmiştir.
- Bu kıssadan, din adamlarına çok soru sormanın yanlış olduğu sonucu mu çıkar?
- Hayır. Öğrenmek amacıyla samimiyetle soru sormak başkadır; emri yerine getirmemek için inatla ve alayla soru sormak başkadır. Kıssanın kınadığı, ikinci tür sorulardır.
- Bu ayetin ana mesajı nedir?
- İlahi emirlere karşı inat ve lüzumsuz sorgulama, insanı eninde sonunda kafa karışıklığına ve acizliğe sürükler. Gerçek kurtuluş ve doğru yolu bulma (hidayet), ancak Allah’ın iradesine teslim olmak ve O’nun yardımını dilemekle (“İnşallah” demekle) mümkündür.
- Bu ayet, bir önceki ayetler dizisini nasıl devam ettiriyor?
- Bu ayet, onların, Allah’ın emirlerini nasıl zorlaştırdıklarının zirve noktasını ve bu zorlaştırma sonucu düştükleri acizliği gösterir.
- Bu kıssa, bir sonraki ayetle nasıl sonuca bağlanacak?
- Bir sonraki ayet (71), onlara aradıkları sığırın son ve en detaylı özelliklerini bildirerek, artık soru soracakları veya bahane üretecekleri hiçbir kapı bırakmayacak ve onları emri yerine getirmeye mecbur bırakacaktır.
- Bu ayet, insan psikolojisi hakkında ne söyler?
- İnsanın, kendi inadı ve kibriyle, en basit bir işi bile kendisi için nasıl bir çıkmaza dönüştürebileceğini gösterir.
- Onların bu tavrı, bir önceki ayetlerdeki hangi özelliklerini teyit eder?
- Onların, “kalpleri katılaşmış” (Bakara 74), inatçı, nankör ve ilahi emirlere karşı saygısız olan karakterlerini bir kez daha teyit eder.
- “Hidayete erenler” (muhtedûn) kimlerdir?
- Bu ifade, onların, “eğer bu son açıklamayı alırsak, artık doğru yolu bulmuş olacağız” şeklindeki temennilerini belirtir. Bu, aynı zamanda, o ana kadar doğru yolda olmadıklarının da bir itirafıdır.