Bakara Suresi AyetleriKur'an-ı Kerim

Faiz Yiyenlerin Akıbeti: Şeytan Çarpmış Gibi Kalkarlar

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

الَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذ۪ي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَالُٓوا اِنَّمَا الْبَيْعُ مِثْلُ الرِّبٰواۢ وَاَحَلَّ اللّٰهُ الْبَيْعَ وَحَرَّمَ الرِّبٰواۜ فَمَنْ جَٓاءَهُ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّه۪ فَانْتَهٰى فَلَهُ مَا سَلَفَ وَاَمْرُهُٓ اِلَى اللّٰهِۜ وَمَنْ عَادَ فَاُولٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Türkçe Okunuşu:

Ellezîne ye’kulûne’r-ribâ lâ yekûmûne illâ kemâ yekûmu’llezî yetehabbetuhu’ş-şeytânu mine’l-mess. Zâlike bi-ennehum kâlû inneme’l-bey’u mislu’r-ribâ. Ve ehalla’llâhu’l-bey’a ve harreme’r-ribâ. Fe men câehu mev’izatun min rabbihî fe’ntehâ fe lehu mâ selefe ve emruhû ila’llâh. Ve men âde fe ulâike ashâbu’n-nâr, hum fîhâ hâlidûn.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

Riba (faiz) yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alım satım da ancak riba gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alım satımı helâl, ribayı haram kılmıştır. Artık kime Rabbinden bir öğüt gelir de (ribaya) bir son verirse, artık geçmişi kendisine ve işi de Allah’a aittir. Kim de (ribaya) geri dönerse, işte onlar ateş ehlidirler, orada ebedî kalacaklardır.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 275. Ayeti Işığında Duası

Bu ayet-i kerime, faizin ne denli büyük bir günah olduğunu ve faiz yiyenlerin ahiretteki perişan hallerini tasvir etmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), hayatı boyunca ümmetini helal kazanca teşvik etmiş, haramdan ve özellikle de toplumun temelini sarsan faiz belasından şiddetle sakındırmıştır. Bu ayetin ışığında, Peygamberimizin genel olarak haram kazançtan Allah’a sığınma ve helal rızık talebiyle ilgili duaları hatırlanabilir. Özellikle borçtan, fakirlikten ve harama bulaşmaktan Allah’a sığındığı duaları bu kapsamda değerlendirilebilir:

“Allah’ım! Beni helalinle yetindir, haramına muhtaç etme. Lütfunla beni Senden başkasına muhtaç kılma.” (Tirmizî, De’avât, 110)

“Allah’ım! Cehennem azabından, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesih Deccal’in fitnesinin şerrinden Sana sığınırım.” (Buhârî, De’avât, 37) Bu duada geçen “hayatın fitnesi”, malın ve kazancın fitnesini, harama yönelme tehlikesini de içerir. Faiz de bu fitnelerden biridir.

“Allah’ım! Tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlığın verdiği düşkünlükten ve cimrilikten Sana sığınırım. Deccâlin fitnesinden ve kabir azâbından da Sana sığınırım.” (Nesâî, İstiâze, 6) Cimrilik ve aşırı mal hırsı, kişiyi faiz gibi haram yollara sevk edebileceğinden, bu tür kötülüklerden Allah’a sığınmak, ayetin ruhuna uygundur.

Bu dualar, doğrudan Bakara 275. ayetine atıfta bulunmasa da, ayetin temel mesajı olan haramdan kaçınma, helal ile yetinme ve Allah’ın emirlerine teslim olma ruhunu yansıtmaktadır. Müminler, bu ve benzeri dualarla Allah’tan yardım isteyerek faiz gibi büyük günahlardan korunmayı ve rızıklarını helal yollardan temin etmeyi dilemelidirler.

Bakara Suresi’nin 275. Ayeti Işığında Hadisler

Bakara Suresi 275. ayetinde belirtilen faiz yasağı ve faiz yiyenlerin durumu, pek çok hadis-i şerifte de vurgulanmış ve detaylandırılmıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v), faizin her türlüsünü kesin bir dille yasaklamış ve bunun toplumsal ve bireysel zararlarına dikkat çekmiştir.

  1. “Resûlullah (s.a.v), ribayı (faizi) yiyene, yedirene, yazana ve şahitlerine lanet etti ve ‘Onlar günahta eşittirler’ buyurdu.” (Müslim, Müsâkât, 106) Bu hadis-i şerif, faiz işleminin sadece alan ve veren için değil, bu haram işleme aracılık eden, onu kayıt altına alan ve şahitlik edenler için de büyük bir vebal olduğunu göstermektedir. Ayetteki “şeytanın çarptığı kimse” benzetmesiyle bu lanet arasında manevi bir bağ kurulabilir; zira lanet, Allah’ın rahmetinden uzaklaşmayı ifade eder ve bu da bir nevi manevi çarpılmadır.

  2. “Faizin yetmiş üç kapısı (çeşidi) vardır. Bunların günah itibariyle en hafifi, kişinin kendi annesiyle zina etmesi gibidir.” (İbn Mâce, Ticârât, 58; Hâkim, Müstedrek, II, 37) Bu son derece çarpıcı hadis, faizin ne denli büyük bir günah olduğunu ve Allah katındaki çirkinliğini gözler önüne sermektedir. Ayetteki “şeytanın çarptığı kimse” tasviri, bu tür bir günahın vahametiyle de örtüşmektedir.

  3. “Mirac gecesi, karınları evler gibi (büyük) olan bir topluluğun yanından geçtim. Karınlarının içinde dışarıdan görünen yılanlar vardı. ‘Ey Cibril! Bunlar kimlerdir?’ diye sordum. Cibril: ‘Bunlar faiz yiyenlerdir’ dedi.” (İbn Mâce, Ticârât, 58; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 353) Bu hadis, ayette geçen “şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar” ifadesinin ahiretteki bir yansımasını sunmaktadır. Faiz yiyenlerin içsel sıkıntıları ve azapları, karınlarındaki yılanlar metaforuyla dehşet verici bir şekilde betimlenmiştir.

  4. “Faizle mal çoğaltan kimsenin malının sonu mutlaka azalmaya varır.” (İbn Mâce, Ticârât, 58; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 395) Ayetin sonunda faize dönenlerin “ateş ehli” olacağı belirtilirken, bu hadis de faizle elde edilen kazancın dünyevi bereketten de yoksun kalacağını, görünüşte artsa bile neticesinin hüsran olacağını ifade eder. Allah’ın ticareti helal, faizi haram kılmasındaki hikmetlerden biri de budur.

Bu hadisler, Bakara Suresi 275. ayetinin mesajını teyit etmekte ve faizin hem dünyevi hem de uhrevi açıdan ne kadar tehlikeli bir günah olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bakara Suresi’nin 275. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) hayatı ve uygulamaları, Kur’an-ı Kerim’in pratik bir tefsiri niteliğindedir. Bakara Suresi 275. ayetinde şiddetle yasaklanan faiz konusunda da O’nun sünneti, Müslümanlar için en açık yol göstericidir.

  1. Faizin Kesin Olarak Yasaklanması: Resûlullah (s.a.v), özellikle Veda Hutbesi’nde faizin her türlüsünü kaldırdığını ilan etmiştir: “Cahiliye devrindeki faizin her türlüsü kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Kaldırdığım ilk faiz de amcam -bin Abdülmuttalib’in faizidir.” (Müslim, Hac, 147; Ebû Dâvûd, Menâsik, 56). Bu, faizin hiçbir şekline müsamaha gösterilmeyeceğinin kesin bir ilanıdır ve ayetteki haram hükmünün toplumsal düzeyde nasıl uygulanacağını göstermiştir. Kendi ailesinden başlayarak bu yasağı uygulaması, samimiyetinin ve kararlılığının en büyük delilidir.

  2. Helal Ticaretin Teşviki: Ayet, “Allah, alım satımı helâl, ribayı haram kılmıştır” buyurarak ticareti meşru kazanç yolu olarak belirlemiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de hayatı boyunca dürüst ve adil ticareti teşvik etmiştir. “Doğru sözlü ve güvenilir tüccar, peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraberdir.” (Tirmizî, Büyû’, 4) hadisi, helal ticaretin manevi değerini ortaya koyar. Faiz gibi haksız kazanç yolları yerine, emek ve meşru risk içeren ticareti özendirmiştir.

  3. Şüpheli Şeylerden Kaçınma İlkesi: Faiz, bazen karmaşık ve örtülü şekillerde insanların karşısına çıkabilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu tür durumlara karşı Müslümanları uyanık olmaya çağırmıştır: “Helâl bellidir, haram da bellidir. İkisinin arasında ise birtakım şüpheli şeyler vardır ki, insanların çoğu bunları bilmezler. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur.” (Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107). Bu ilke, faize yol açabilecek veya faiz şüphesi taşıyan işlemlerden uzak durulması gerektiğini öğretir.

  4. Borç İlişkilerinde Kolaylık ve Adalet: Faiz, genellikle borç ilişkilerinde ortaya çıkan bir sömürü aracıdır. Resûlullah (s.a.v), borç verenlerin alacaklarını talep ederken veya borçluların ödeme yaparken adaletten ayrılmamalarını, zor durumda olanlara kolaylık göstermelerini tavsiye etmiştir. Faizsiz borç verme (karz-ı hasen) ve borçluya mühlet tanıma gibi uygulamalar, Sünnet-i Seniyye’de övülmüştür. Bu, ayetin faizi yasaklayarak kurmak istediği adil ekonomik düzenin bir parçasıdır.

  5. Zekât ve Sadaka ile Malın Temizlenmesi ve Artması: Faizin zıddı olarak, İslam malın temizlenmesi ve toplumda dolaşımının sağlanması için zekâtı ve sadakayı emretmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), zekâtın ve sadakanın malı eksiltmeyeceğini, bilakis bereketlendireceğini bildirmiştir. “Sadaka vermekle mal eksilmez.” (Müslim, Birr, 69). Bu, faizle haksız kazanç elde etme arayışına karşı en güzel alternatiftir ve Allah’ın helal kıldığı yollarla malın artırılmasını teşvik eder.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) bu uygulamaları ve öğretileri, Bakara Suresi 275. ayetinin ruhunu yansıtmakta ve Müslümanlara faizden uzak, helal ve adil bir ekonomik hayat sürmeleri için somut örnekler sunmaktadır.

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler

Bakara Suresi’nin 275. ayeti, İslam ekonomisinin temel prensiplerinden biri olan faiz yasağını kesin bir dille ortaya koymakta ve bu yasağın hikmetlerine dair önemli ipuçları sunmaktadır.

  1. Faizin Tahrip Edici Doğası: Ayet, faiz yiyenleri “şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar” şeklinde tasvir eder. Bu benzetme, faizin bireyin ve toplumun manevi, psikolojik ve ekonomik dengesini nasıl bozduğunu vurgular. Şeytanın çarpması, akıl karışıklığı, dengesizlik, kontrol kaybı ve perişanlık anlamına gelir. Faiz de kişiyi hırsa, bencilliğe sürükleyerek manevi bir sarhoşluğa iter. Ahiretteki bu kalkış, dünyadaki manevi çarpılmanın bir neticesidir.

  2. Batıl Gerekçelerin Reddi: Ayet, faiz yiyenlerin “Alım satım da ancak riba gibidir” şeklindeki batıl iddialarını reddeder. Onlar, faizi meşru ticaretle bir tutarak haramı helalleştirmeye çalışırlar. Oysa Allah Teâlâ, “Allah, alım satımı helâl, ribayı haram kılmıştır” buyurarak bu ikisi arasındaki kesin ve net çizgiyi çizer. Ticarette emek, risk ve mal veya hizmet mübadelesi varken, faizde paranın para karşılığında, hiçbir meşru karşılık veya risk paylaşımı olmaksızın, vadesine göre haksız bir fazlalıkla alınıp verilmesi söz konusudur. Bu, emeği ve üretimi değil, atıl parayı ödüllendiren bir sistemdir.

  3. Tövbe Kapısının Açıklığı ve İlahi Adalet: Rabbinden bir öğüt gelip faizden vazgeçenler için “artık geçmişi kendisine ve işi de Allah’a aittir” buyrulması, İslam’ın tövbeye verdiği önemi ve Allah’ın rahmetinin genişliğini gösterir. Bilmeden veya hatayla faize bulaşmış ve sonra bundan pişman olup vazgeçenlerin geçmiş günahları affedilebilir. Ancak, bu uyarıya rağmen faize devam edenler için “işte onlar ateş ehlidirler, orada ebedî kalacaklardır” denilerek ilahi adaletin tecelli edeceği ve bu büyük günahta ısrarın affedilmeyeceği uyarısı yapılır.

  4. Ekonomik Sömürünün Yasaklanması: Faiz, parası olanın parasıyla, hiçbir üretim veya hizmet katkısı olmaksızın, ihtiyacı olanın veya sermayeye muhtaç olanın sırtından kazanç elde etmesi demektir. Bu durum, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar, servetin belli ellerde toplanmasına ve toplumsal adaletsizliğin artmasına yol açar. İslam, ekonomik ilişkilerde adalet, yardımlaşma ve hakkaniyeti esas alır. Faizin yasaklanması, bu sömürü düzeninin önüne geçmeyi hedefler.

  5. Manevi ve Ahlaki Boyut: Faiz yasağı sadece ekonomik bir düzenleme değil, aynı zamanda ahlaki ve manevi bir ilkedir. Kişiyi açgözlülükten, bencillikten, başkalarının zor durumundan faydalanma ahlaksızlığından korur. Helal kazancın ve alın terinin değerini öğretir. İnsanın malla imtihanında doğru bir duruş sergilemesini sağlar.

  6. Toplumsal Dayanışma ve Kardeşliğin Güçlenmesi: Faizin olmadığı bir toplumda, insanlar birbirlerine karz-ı hasen (güzel borç) yoluyla faizsiz borç verir, ortaklıklar kurarak risk ve kârı paylaşır, zekât ve sadaka ile yardımlaşır. Bu da toplumsal bağları güçlendirir, kardeşlik ve dayanışma ruhunu artırır.

  7. Allah’ın Hükmüne Teslimiyet: Faiz yasağı, görünüşte kârlı gibi gözükse de, Allah’ın bir emridir ve müminler için bir iman sınavıdır. “Allah, alım satımı helâl, ribayı haram kılmıştır” ifadesi, hükmün mutlak sahibinin Allah olduğunu ve O’nun koyduğu sınırlara riayet etmenin kulluğun gereği olduğunu hatırlatır.

Bu dersler ve hikmetler, faiz yasağının sadece soyut bir kural olmadığını, aksine bireyin ve toplumun hem dünyevi hem de uhrevi saadetini hedefleyen derin anlamlar taşıdığını göstermektedir.

Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı:

Bakara Suresi 275. ayeti, kendisinden önceki ve sonraki ayetlerle güçlü bir anlam bütünlüğü içindedir ve infak (Allah yolunda harcama) ile riba (faiz) arasındaki derin tezatı vurgular.

  • Önceki Ayet (Bakara 274): “Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarfedenler var ya, onların Rableri katında ecirleri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” Bu ayet, Allah rızası için malını cömertçe harcayanları, infakta bulunanları över ve onlara büyük mükafatlar vaat eder. Hemen ardından gelen 275. ayette ise tam tersi bir tutum olan faizcilik ve onun getirdiği yıkım ele alınır. Böylece, malı artırmanın meşru ve gayrimeşru yolları karşılaştırılır; bir yanda Allah için vermekle bereketlenen ve ahirette karşılığı alınan mal, diğer yanda başkalarının sırtından haksız kazançla elde edilen ve ilahi gazaba sebep olan faiz kazancı sergilenir.

  • Sonraki Ayet (Bakara 276): “Allah, faizi mahveder (bereketini giderir), sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah, hiçbir günahkâr nankörü sevmez.” Bu ayet, 275. ayetteki faiz yasağının ve faiz yiyenlerin acı akıbetinin gerekçesini ve sonucunu daha da pekiştirir. Faizle elde edilen malın görünüşte artıyor gibi olsa da, Allah’ın onu bereketten mahrum bırakacağını, sonunun hüsran olacağını belirtir. Buna karşılık, Allah yolunda verilen sadakaların ise hem dünyada hem de ahirette artırılacağını vurgular. Bu, 275. ayetteki “Allah, alım satımı helâl, ribayı haram kılmıştır” hükmünün ilahi bir teyidi ve hikmetinin açıklamasıdır. “Günahkâr nankör” ifadesi, Allah’ın helal kıldığı ticaret ve cömertlik yerine haram olan faize yönelenlerin nankörlüğüne işaret eder.

Bu bağlantılar, Kur’an’ın infak, sadaka, helal ticaret gibi yapıcı ekonomik davranışları teşvik ederken, faiz gibi yıkıcı ve sömürüye dayalı uygulamaları kesin bir şekilde reddettiğini göstermektedir. Ayetler bir bütün olarak, adil, merhametli ve Allah’ın rızasına uygun bir ekonomik hayatın nasıl olması gerektiğini ortaya koyar.

Sonuç:

Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 275. ayeti, faizin kesin olarak haram kılındığını ve faizcilik yapanların hem bu dünyada manevi bir perişanlık içinde olacaklarını hem de ahirette şiddetli bir azapla karşılaşacaklarını bildiren son derece önemli bir ilahi uyarıdır. Allah Teâlâ’nın helal kıldığı ticaret ile haram kıldığı faiz arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koyan bu ayet, müminleri haksız kazançtan uzak durmaya, tövbe etmeye ve Allah’ın emirlerine boyun eğmeye çağırmaktadır. Ayetin mesajı, adil, sömürüsüz ve bereketli bir ekonomik hayatın ancak ilahi rehberliğe uymakla mümkün olacağını göstermektedir.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu