Kuran-ı Kerim Tüm Sureler

Beled Suresi

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

90-Beled  Suresi 1. Ayet

  • Lâ uksimu bi hâzel beled(beledi).
  • بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ لَآ أُقْسِمُ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
  • (1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

90-Beled  Suresi 2. Ayet

  • Ve ente hıllun bi hâzel beled(beledi).
  • وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ
  • (1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

90-Beled  Suresi 3. Ayet

  • Ve vâlidin ve mâ veled(velede).
  • وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ
  • (1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

90-Beled  Suresi 4. Ayet

  • Lekad halaknel insâne fî kebed(kebedin).
  • لَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ فِى كَبَدٍ
  • (1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.

90-Beled  Suresi 5. Ayet

  • E yahsebu en len yakdira aleyhi ehad(ehadun).
  • أَيَحْسَبُ أَن لَّن يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ
  • İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

90-Beled  Suresi 6. Ayet

  • Yekûlu ehlektu mâlen lubedâ(lubeden).
  • يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُّبَدًا
  • “Yığınla mal harcadım” diyor.

90-Beled  Suresi 7. Ayet

  • E yahsebu en lem yerahû ehad(ehadun).
  • أَيَحْسَبُ أَن لَّمْ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ
  • Kendisini kimsenin görmediğini mi sanıyor?

90-Beled  Suresi 8. Ayet

  • E lem nec’al lehu ayneyn(ayneyni).
  • أَلَمْ نَجْعَل لَّهُۥ عَيْنَيْنِ
  • (8-10) Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

90-Beled  Suresi 9. Ayet

  • Ve lisânen ve şefeteyn(şefeteyni).
  • وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ
  • (8-10) Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

90-Beled  Suresi 10. Ayet

  • Ve hedeynâhun necdeyn(necdeyni).
  • وَهَدَيْنَٰهُ ٱلنَّجْدَيْنِ
  • (8-10) Biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?

90-Beled  Suresi 11. Ayet

  • Fe laktehamel akabete.
  • فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ
  • Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.

90-Beled  Suresi 12. Ayet

  • Ve mâ edrâke mel akabeh(akabetu).
  • وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْعَقَبَةُ
  • Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?

90-Beled  Suresi 13. Ayet

  • Fekku rekabetin.
  • فَكُّ رَقَبَةٍ
  • O tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir.

90-Beled  Suresi 14. Ayet

  • Ev ıt’âmun fî yevmin zî mesgabeh(mesgabetin).
  • أَوْ إِطْعَٰمٌ فِى يَوْمٍ ذِى مَسْغَبَةٍ
  • (14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

90-Beled  Suresi 15. Ayet

  • Yetîmen zâ makrabeh(makrabetin).
  • يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ
  • (14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

90-Beled  Suresi 16. Ayet

  • Ev miskînen zâ metrabeh(metrabetin).
  • أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ
  • (14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

90-Beled  Suresi 17. Ayet

  • Summe kâne minellezîne âmenû ve tevâsav bis sabri ve tevâsav bil merhame(merhameti).
  • ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا۟ بِٱلْمَرْحَمَةِ
  • (17-18) Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

90-Beled  Suresi 18. Ayet

  • Ulâike ashâbul meymeneh(meymeneti).
  • أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
  • (17-18) Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.

90-Beled  Suresi 19. Ayet

  • Vellezîne keferû bi âyâtinâ hum ashâbul meş’emeh(meş’emeti).
  • وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
  • Âyetlerimizi inkâr edenler ise; kötülüğe batmış kimselerdir.

90-Beled  Suresi 20. Ayet

  • Aleyhim nârun mu’sadeh(mu’sadetun).
  • عَلَيْهِمْ نَارٌ مُّؤْصَدَةٌۢ
  • Üzerlerinde etrafı sımsıkı kapatılmış bir ateş vardır.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu