Arâf Suresi AyetleriKur'an-ı Kerim

Cehennemde Nesillerin Birbirine Lanet Etmesi ve Azabın Katlanması

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Kur’an-ı Kerim A’râf Suresi 38. Ayeti

Arapça Okunuşu: قَالَ ادْخُلُوا ف۪يٓ اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ فِي النَّارِۜ كُلَّمَا دَخَلَتْ اُمَّةٌ لَعَنَتْ اُخْتَهَاۜ حَتّٰٓى اِذَا ادَّارَكُوا ف۪يهَا جَم۪يعاً قَالَتْ اُخْرٰيهُمْ لِاُولٰيهُمْ رَبَّنَا هٰٓؤُلَٓاءِ اَضَلُّونَا فَاٰتِهِمْ عَذَاباً ضِعْفاً مِنَ النَّارِۜ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلٰكِنْ لَا تَعْلَمُونَ

Türkçe Okunuşu: Kâledhulû fî umemin kad halet min kablikum minel cinni vel insi fîn nâr, kullemâ dehalet ummetun leanet uhtehâ, hattâ izeddârakû fîhâ cemîan kâlet uhrâhum li ûlâhum rabbenâ hâulâi edallûnâ fe âtihim azâben dı’fen minen nâr, kâle likullin dı’fun ve lâkin lâ ta’lemûn.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Allah: “Sizden önce geçmiş cin ve insan topluluklarıyla beraber ateşe girin!” der. Her topluluk (ateşe) girdikçe yoldaşına (kendi dindaşına) lânet eder. Nihayet hepsi orada toplandıkları zaman, sonrakiler öncekiler (liderleri) hakkında derler ki: “Rabbimiz! İşte bunlar bizi saptırdılar. Onlara ateşten kat kat azap ver!” Allah der ki: “Herkes için kat kat (azap) vardır, fakat siz bilmezsiniz.”


Ayetin Detaylı Tefsiri

Alper, bir önceki ayette can verirken sahte ilahlarının kaybolduğunu itiraf eden inkarcıların, şimdi ahiretteki o dehşetli buluşma anına, cehennemin kapılarından içeri girdikleri o kâbus gibi sahneye şahitlik ediyoruz. Bu ayet, dünyada kötülük üzerine kurulan ittifakların, ahirette nasıl korkunç bir düşmanlığa ve ihanete dönüştüğünün en çarpıcı tablosudur.

Ateşe Giriş ve Kopan Bağlar (Kâledhulû fî umemin): Allah Teâlâ, sapkınlıkta ısrar eden cin ve insan topluluklarına “Ateşe girin!” emrini verir. Dünyada küfür, zulüm ve isyan bayrağı altında birleşenler, “biz büyük bir aileyiz, yenilmeyiz” diyenler, ateşe bölük bölük girerler. Fakat ayetin en sarsıcı kısmı şudur: “Her topluluk girdikçe yoldaşına (kendi kız kardeşine/kendi benzerine) lanet eder.” Dünyada birbirlerini alkışlayanlar, günah işlerken birbirlerine cesaret verenler, aynı ideolojinin veya aynı sapkın inancın etrafında kenetlenenler, azabı gördükleri an birbirlerinden iğrenmeye başlarlar. Kötülük üzerine kurulan hiçbir sevgi ahirete taşınamaz; orada sahte dostlukların yerini sadece nefret ve lanetleşme alır.

Tebaanın Liderlere İsyanı (Kâlet uhrâhum li ûlâhum): Cehennemde herkes bir araya toplanıp yüzleştiğinde (izeddârakû fîhâ cemîan), alt tabaka yani “sonradan gelenler ve körü körüne uyanlar” (uhrâhum), kendilerini saptıran kanaat önderlerine, liderlerine, yöneticilerine (ûlâhum) karşı Allah’a şikayette bulunurlar. “Rabbimiz! Bizi bunlar saptırdı, onlara azabı kat kat ver!” derler. Alper, bu feryat, dünyadayken aklını kiraya verenlerin, iradesini başkasına teslim edenlerin acı uyanışıdır. Dünyada liderlerine toz kondurmayan, onların her yanlışını savunan kitleler, ateşi tattıklarında ilk taşı o taptıkları liderlerine atarlar. Sorumluluğu başkasına yıkarak kendi cezalarını hafifletmeye çalışırlar.

İlahi Adaletin Kesin Hükmü (Kâle likullin dı’fun): Allah, bu şikayete karşı muazzam ve sarsıcı bir adalet ilkesiyle cevap verir: “Herkes için kat kat azap vardır, fakat siz bilmezsiniz.” Peki neden herkesin azabı kat kattır? Liderlerin azabı kat kattır; çünkü hem kendileri sapmış hem de ellerindeki gücü, medyayı, makamı kullanarak binlerce insanı saptırmışlardır (saptırma ve sapma suçu). Körü körüne uyan kitlelerin azabı da kat kattır; çünkü Allah onlara akıl vermiş, peygamber göndermiş, fıtrat bahşetmiştir. Onlar bu ilahi nimetleri kullanmayıp körü körüne batılın peşinden gittikleri için hem iradelerini iptal etme suçunu, hem de o zalim liderleri alkışlayarak onlara güç verme suçunu işlemişlerdir. Zalim, zulmünü ancak onu körü körüne destekleyen kalabalıklar sayesinde yapabilir. Bu yüzden ilahi adalet terazisinde aklını kullanmayıp sürüye katılanın da cezası kat kattır.


A’râf Suresi’nin 38. Ayeti Işığında Duası

Allah’ım! Bizleri dünyada peşinden körü körüne gittiğimiz, ahirette ise birbirimize lanet okuyacağımız sahte dostluklardan, batıl önderlerden ve zalim kitlelerden muhafaza eyle. Rabbim! Bize bahşettiğin en büyük emanet olan aklımızı ve irademizi kendi ellerimizle başkalarına teslim edip, kıyamet gününde ‘Rabbimiz bizi bunlar saptırdı’ diyerek çaresizce feryat eden bedbahtlardan olmaktan sana sığınıyoruz. Bizleri hakkı hak bilip ona uyan, batılı batıl bilip ondan uzaklaşan şuurlu kullarından eyle. Günah işlerken birbirini cesaretlendiren toplulukların değil; iyilikte, takvada ve adalette birbirine omuz veren salihlerin arasına kat bizi. Ateşin etrafında toplanıp birbirine beddua edenlerin o korkunç akıbetinden bizi uzak tut. Kalbimizi sadece senin kelamına ve sevgili elçinin sünnetine bağla.


A’râf Suresi’nin 38. Ayeti Işığında Hadisler

  • “Kişi (dünyada) sevdiğiyle beraberdir.” (Buhari) — Ancak bu ayet, Allah için olmayan sevgilerin ahirette nefrete dönüşeceğini gösterir.

  • “İnsanlar ne yaparsa biz de onu yaparız, iyilik yaparlarsa iyilik, kötülük yaparlarsa kötülük yaparız diyen ‘immaa’ (körü körüne taklitçi) kimselerden olmayın! Aksine, iyilik yaptıklarında iyilik yapmaya, kötülük yaptıklarında ise onlara uymamaya kendinizi alıştırın.” (Tirmizi)

  • “Kim kötü bir çığır açarsa, hem o çığırın günahı hem de kıyamete kadar o yoldan gidenlerin günahı (onların günahından hiçbir şey eksilmeksizin) onun boynuna yazılır.” (Müslim)


A’râf Suresi’nin 38. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye

Efendimiz’in (s.a.v.) hayatı ve getirdiği sistem, insanın “bireysel sorumluluğunu” inşa etme üzerine kuruludur. O (s.a.v), insanların aklını cebine koyup sadece kalabalıklara uymasını kesin bir dille yasaklamıştır. Cahiliye toplumunun en büyük hastalığı olan “Kabilem ne derse, kabilemin lideri ne yaparsa o doğrudur” şeklindeki asabiyet (körü körüne bağlılık) kültürünü yıkmıştır. Sünnet-i Seniyye; bir lidere, bir gruba veya bir çoğunluğa değil, sadece ve sadece Allah’ın vahyine ve hakikate tabi olmaktır. Efendimiz, ashabına her zaman “Sizden biri, bir başkasının kölesi (iradesiz bir gölgesi) olmasın” bilincini aşılamış, hesap gününde herkesin kendi aklının ve kendi iradesinin faturasını tek başına ödeyeceğini öğreterek “şahsiyetli mümin” profilini ortaya koymuştur.


Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler

  • Sorumluluk Devredilemez: “Ben bilmiyordum, büyüklerim öyle söyledi” mazereti ahirette geçerli değildir; Allah aklı bunun için vermiştir.

  • Sahte Dostlukların Çöküşü: Menfaat veya günah üzerine kurulan dünyevi bağlılıklar, ahirette mutlak bir düşmanlığa dönüşür.

  • Kalabalıkların Suçu: Zalim bir gücü destekleyen, sessiz kalan veya alkışlayan kalabalıklar, o zulmün ortağı sayıldıkları için kat kat azabı hak ederler.

  • Kötü Örnek Olmanın Vebali: Başkalarını saptıranlar, sadece kendi günahlarının değil, saptırdıkları her insanın günahının da ağırlığını çekerler.


Özet

Cehennemde bir araya gelen sapkın topluluklar birbirlerine lanet ederler; körü körüne uyan kitleler, kendilerini saptıran liderleri için Allah’tan iki kat azap isterler, ancak Allah aklını kullanmayıp sapanların da, saptıranların da azabını kat kat yapacağını bildirir.


İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı

Mekke’de, zengin Kureyş liderlerinin “Siz bize uyun, eğer ahiret diye bir şey varsa günahlarınızı biz çekeriz” diyerek fakirleri ve zayıfları kandırdıkları o psikolojik baskı ortamında; kalabalıklara “Kandırılıyorsunuz, ahirette onlar sizi tanımayacak bile” gerçeğini haykırmak için inmiştir.


Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı

  1. ayette ölüm anındaki uyanış ve çaresizlik anlatılmıştı. 38. ayette bu çaresizliğin ahiret sahnesinde nasıl bir karşılıklı suçlamaya dönüştüğü resmedildi. 39. ayette ise, kendisine iki kat azap verilmesi istenen o “liderlerin”, alt tabakaya dönüp verecekleri o küstah ve acı cevap yer alacaktır.


Sonuç

A’râf 38, “İradesini başkasına kiralayanın ahiretteki bedeli, kiralayanla aynı dipten yanmaktır” diyen muazzam bir akıl ve irade uyarısıdır.


Sıkça Sorulan Sorular (12 Soru)

  1. “Kendi dindaşına (kız kardeşine) lanet eder” ifadesi neyi anlatır? Buradaki “kız kardeş” (uht), aynı inancı, aynı ideolojiyi veya aynı günah yolunu paylaşan yoldaş topluluklar demektir.

  2. Alt tabaka (uhrâhum) neden liderleri için “iki kat azap” istiyor? Kendi suçlarını hafifletmek ve dünyadayken güvendikleri o kişilere karşı duydukları tarifsiz öfke ve ihanete uğramışlık hissinden dolayı.

  3. Körü körüne uyanların azabı neden kat kattır? Bir katı işledikleri isyan için, diğer katı ise Allah’ın verdiği aklı kullanmayıp zalimlerin gücüne sayısal destek sağladıkları içindir.

  4. Cinler ve insanlar cehennemde birbirlerini görecek mi? Evet, ayet “Cin ve insan topluluklarıyla beraber girin” diyerek aynı azap ortamında birleşeceklerini açıkça belirtir.

  5. Ahiretteki bu konuşmalar gerçekten olacak mı? Kur’an, gelecekte kesin yaşanacak olayları, yaşanmış gibi (mazi kipiyle) anlatarak bunun mutlak bir gerçeklik olduğunu gösterir.

  6. “Siz bilmezsiniz” ifadesi ne anlama geliyor? “Siz kendi azabınızın dehşetine o kadar kapılacaksınız ki, kimin ne kadar ceza çektiğini hesap edecek veya onların iki kat yandığını görüp sevinecek durumunuz bile olmayacak” demektir.

  7. Dünyadaki kötü liderler ahirette taraftarlarını koruyamaz mı? Kesinlikle koruyamazlar; aksine ayetin gösterdiği gibi taraftarları tarafından ilk lanet edilecek kişiler onlardır.

  8. Bu ayet sadece dini sapkınlıkları mı kapsar? Hayır; siyasi, ideolojik veya felsefi olarak kitleleri yanlışa ve zulme sürükleyen her türlü lider-tabi ilişkisini kapsar.

  9. Aklını başkasına kiraya vermenin (taklid) dindeki yeri nedir? Dinde körü körüne taklit haramdır; herkes imanını aklıyla, kalbiyle ve tahkik (araştırma) ederek bulmak zorundadır.

  10. Cehennemdekiler neden sürekli birbirlerine beddua ederler? Çünkü küfrün ve isyanın ham maddesi sevgisizliktir; Allah’ın rahmetinden uzaklaşanların birleşebileceği tek duygu kindir.

  11. Bu durumdan kurtulmanın yolu nedir? Dünyadayken “Büyüklerimiz böyle diyor” mazeretini bırakıp, “Allah’ın Kitabı ve Resulü ne diyor?” diyerek vahyi mihenk taşı yapmaktır.

  12. Öncekiler (liderler) bu suçlamaya sessiz mi kalacaklar? Hayır, hemen bir sonraki ayette (A’râf 39) onlar da alt tabakaya dönüp kendi savunmalarını yapacaklardır.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu