Ramazan Geceleri: Eşlerinizle İlişki Helal Kılındı
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Arapça Okunuşu:
اُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ اِلٰى نِسَٓائِكُمْۜ هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّۜ عَلِمَ اللّٰهُ اَنَّكُمْ كُنْتُمْ تَخْتَانُونَ اَنْفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنْكُمْۚ فَالْـٰٔنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْۘ وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْاَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْاَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِۖ ثُمَّ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِلَى الَّيْلِۚ وَلَا تُبَاشِرُوهُنَّ وَاَنْتُمْ عَاكِفُونَۙ فِي الْمَسَاجِدِۜ تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِ فَلَا تَقْرَبُوهَاۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ
Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 187. Ayeti
Türkçe Okunuşu:
“Uḥille lekum leylete-ṣṣiyâmi-rrafeśu ilâ nisâikum, hunne libâsun lekum ve entum libâsun lehun(ne), ‘alima-llâhu ennekum kuntum taḫtânûne enfusekum fetâbe ‘aleykum ve ‘afâ ‘ankum, fel-âne bâşirûhunne vebteġû mâ keteba-llâhu lekum, ve kulû veşrabû ḥattâ yetebeyyene lekumu-lḫayṭu-l-ebyeḍu mine-lḫayṭi-l-esvedi mine-lfecr(i), śumme etimmu-ṣṣiyâme ile-lleyl(i), ve lâ tubâşirûhunne ve entum ‘âkifûne fi-lmesâcid(i), tilke ḥudûdu-llâhi felâ takrabûhâ, keżâlike yubeyyinu-llâhu âyâtihî linnâsi le’allehum yettekûn(e).”
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
“Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı (tevbenizi) kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için takdir ettiğini (evlat) isteyin. Fecrin beyaz ipliği (aydınlığı) siyah iplikten (karanlıktan) ayırt edilinceye kadar yiyin, için, sonra da akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikâfta bulunduğunuz zaman kadınlarınıza yaklaşmayın. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki, (günahlardan) korunsunlar.”
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 187. Ayeti Işığında Duası:
Bu ayet-i kerime, Ramazan orucuyla ilgili çok önemli hükümleri ve ruhsatları içerir. Oruç gecelerinde eşlerle birlikte olmanın helal kılınması, sahur ve iftar vakitlerinin belirlenmesi, itikâftaki yasaklar ve Allah’ın sınırlarına riayet etmenin gerekliliği gibi konular ele alınır. Ayet, Allah’ın kullarına olan rahmetini, kolaylık dilemesini ve onların takvaya ulaşmaları için ayetlerini açıklamasıyla son bulur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bu hükümlere harfiyen uymuş, ümmetine öğretmiş ve dualarında Allah’tan bu ibadetleri kolaylaştırmasını, kabul buyurmasını ve takva üzere bir hayat nasip etmesini dilemiştir.
Allah’ın Kolaylık ve Rahmetine Şükür Duaları: Ayetteki “Allah nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı (tevbenizi) kabul buyurdu ve sizi bağışladı” ve “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez” ifadeleri, O’nun sonsuz rahmetini ve kullarına olan şefkatini gösterir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bu rahmete şükreder ve ümmetine de şükretmeyi öğretirdi. Bir duasında şöyle buyurmuştur: “Allah’ım! Hamd yalnız Sanadır. Sen, göklerin, yerin ve içindekilerin nurusun. Hamd yalnız Sanadır. Sen, göklerin, yerin ve içindekilerin Kayyûm’usun (varlıklarını devam ettirenisin)…” (Buhârî, Teheccüd, 1). Bu, Allah’ın lütuflarına karşı genel bir hamd ve şükür ifadesidir.
Salih Evlat ve Hayırlı Nesil İçin Dua: “Allah’ın sizin için takdir ettiğini (evlat) isteyin” (vebteġû mâ keteballâhu lekum) ifadesi, meşru birlikteliğin bir amacının da hayırlı nesiller yetiştirmek olduğunu gösterir. Peygamberimiz (s.a.v) de salih evlat için dua etmiş ve ümmetini de buna teşvik etmiştir.
Allah’ın Sınırlarına Riayet Etme ve Takvaya Ulaşma Duası: “Bunlar Allah’ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın” ve “Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki, (günahlardan) korunsunlar (takvaya ersinler)” ifadeleri, ilahi sınırlara uymanın ve takvanın önemini vurgular. Peygamberimiz (s.a.v) dualarında sık sık Allah’tan takva istemiştir: “Allah’ım! Nefsime takvasını ver ve onu tezkiye et…” (Müslim, Zikir, 73).
Bakara Suresi’nin 187. Ayeti Işığında Hadisler:
Oruç Gecelerinde Eşlerle Birlikte Olma Ruhsatının Nüzul Sebebi: Bu ayetin ilk bölümünün nüzul sebebiyle ilgili olarak Berâ bin Âzib (r.a.)’den şu olay rivayet edilir: Orucun ilk farz kılındığı dönemlerde, yatsı namazından sonra veya uyuduktan sonra ertesi gün iftara kadar yeme, içme ve cinsel ilişki yasaktı. Bu durum bazı Müslümanlara zor gelmişti. Bir gün Kays bin Sırma el-Ensârî (r.a.) oruçlu iken iftar vakti evine gelmiş, hanımına yiyecek bir şey olup olmadığını sormuş, hanımı “Hayır, ama gidip senin için bir şeyler bulayım” demiş. Kays (r.a.) gündüz çalıştığı için yorgun düşüp uyuyakalmış. Hanımı geldiğinde onu uyur bulunca, “Sana yazıklar olsun (nasıl da uyudun, iftar edemedin)!” demiş. Ertesi gün öğleye doğru açlıktan bayılmış. Bu durum Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) anlatılınca, “Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı…” ayetinin başı nazil olmuş ve Müslümanlar buna çok sevinmişlerdir. (Buhârî, Savm, 15; Tefsîru Sûre (2), 27). Bu, Allah’ın kullarına olan rahmetini ve onlara zorluk değil, kolaylık dilediğini gösterir.
Sahur ve İftar Vakitlerinin Belirlenmesi (“Beyaz İplik Siyah İplikten Ayırt Edilinceye Kadar”): Adiy bin Hâtim (r.a.) anlatıyor: “(Sahurla ilgili) …’beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar…’ ayeti nazil olunca, bir siyah bir de beyaz iplik alıp yastığımın altına koydum. Geceleyin onlara bakıp duruyordum ama birbirinden ayırt edemiyordum. Sabah olunca Resûlullah’a (s.a.v) gidip durumu anlattım. O güldü ve şöyle buyurdu: ‘Senin yastığın ne kadar da genişmiş (ki gece ile gündüzü altına sığdırıyor)! O (ayette kastedilen), gecenin karanlığı ile gündüzün aydınlığıdır.'” (Buhârî, Savm, 16; Tefsîru Sûre (2), 28; Müslim, Sıyâm, 33, 34). Bu hadis, ayetteki ifadenin mecazi olduğunu ve fecr-i sâdıkla (gerçek şafakla) imsak vaktinin başladığını öğretir.
İtikâfta Eşlere Yaklaşma Yasağı: Peygamber Efendimiz (s.a.v) Ramazan’ın son on gününde mescitte itikâfa girerdi. İtikâf, dünyevi işlerden uzaklaşıp tamamen ibadete yönelmektir. Bu süre zarfında eşlerle cinsel ilişki yasaklanmıştır. Ayet bu hükmü açıkça belirtir.
Bakara Suresi’nin 187. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye:
- Ramazan Gecelerinin Değerlendirilmesi: Ayet, Ramazan gecelerinde meşru dairede eşlerle birlikte olmayı helal kılarak, orucun gündüz tutulan bir ibadet olduğunu ve gecelerinin de bir dinlenme ve meşru ihtiyaçların giderilmesi için bir fırsat olduğunu gösterir. Ancak bu, ibadetten tamamen uzaklaşmak anlamına gelmez; teravih namazı, teheccüd, zikir ve dua gibi ibadetlerle de Ramazan geceleri ihya edilir.
- Sahura Kalkmak: Peygamber Efendimiz (s.a.v) sahura kalkmayı teşvik etmiş ve “Sahur yapınız, çünkü sahurda bereket vardır” (Buhârî, Savm, 20; Müslim, Sıyâm, 45) buyurmuştur. Bu, ayetteki “yiyin, için…” emrinin bir uygulamasıdır.
- İftarda Acele Etmek: Güneş battığında iftar etmekte acele etmek de sünnettir. Bu da, orucun sınırlarının Allah tarafından belirlendiğini ve bu sınırlara riayet etmenin önemini gösterir.
- İtikâf İbadeti: Peygamberimiz’in (s.a.v) Ramazan’ın son on gününde itikâfa girmesi, bu ibadetin önemini ve faziletini gösterir. İtikâf, kişinin Rabbiyle baş başa kalarak yoğun bir ibadet ve tefekkürle meşgul olmasıdır.
Özet:
Bu uzun ayet, Ramazan orucuyla ilgili önemli kolaylıklar ve açıklamalar getirir. Oruç gecelerinde eşlerle cinsel ilişkinin helal olduğu belirtilir ve eşler birbirleri için birer “elbise” (koruyucu, örtücü, yakın) olarak tanımlanır. Allah’ın, kullarının daha önceki bir zorlukta nefislerine yenik düşebileceklerini bildiği için tevbelerini kabul ettiği ve onları affettiği ifade edilir. Artık Ramazan gecelerinde eşlerle birlikte olunabileceği ve Allah’ın takdir ettiği (nesil gibi) şeylerin istenebileceği belirtilir. Ayrıca, şafağın beyaz ipliği gecenin siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyip içilebileceği (sahur vakti), sonra da orucun akşama kadar tamamlanması emredilir. Mescitlerde itikâfta iken eşlerle cinsel ilişkinin yasak olduğu hatırlatılır. Bütün bunların Allah’ın sınırları olduğu, onlara yaklaşılmaması gerektiği ve Allah’ın ayetlerini insanlara takvaya ulaşmaları için böyle açıkladığı vurgulanır.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:
Medine döneminde, hicretin ikinci yılında Ramazan orucunun farz kılınmasının ardından, oruçla ilgili bazı uygulamalarda yaşanan zorluklar ve müminlerin bu konudaki soruları üzerine nazil olmuştur. Özellikle, orucun ilk dönemlerinde yatsıdan sonra veya uyuduktan sonra ertesi gün iftara kadar yeme, içme ve cinsel ilişkinin yasak olması bazı Müslümanlara ağır gelmişti. Bu ayet, bu konuda bir kolaylık ve ruhsat getirerek Ramazan gecelerindeki yasakları kaldırmış ve sahur ile iftar vakitlerini netleştirmiştir.
Ayetin Detaylı Tefsiri:
“Uḥille lekum leylete-ṣṣiyâmi-rrafeśu ilâ nisâikum” (Oruç gecesi kadınlarınıza “rafeś” (cinsel yaklaşma) size helâl kılındı): Bu, önemli bir ruhsattır. Daha önceki uygulamada Ramazan gecelerinde de (uyuduktan sonra) cinsel ilişki yasaktı. “Rafeś” kelimesi burada cinsel ilişkiyi ve ona götüren davranışları ifade eder.
“Hunne libâsun lekum ve entum libâsun lehun(ne)” (Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz): Bu, eşler arasındaki yakınlığı, birbirlerini koruyup gözetmelerini, birbirlerinin ayıp ve kusurlarını örtmelerini, birbirleri için bir huzur ve sükûnet kaynağı olmalarını ifade eden çok güzel bir benzetmedir. Elbise nasıl insanı örter, korur ve güzelleştirirse, eşler de birbirleri için böyledir.
“‘Alima-llâhu ennekum kuntum taḫtânûne enfusekum fetâbe ‘aleykum ve ‘afâ ‘ankum” (Allah, sizin kendinize hıyanet etmekte (nefsinize yenik düşmekte) olduğunuzu bildi de tevbenizi kabul etti ve sizi affetti): Bazı Müslümanlar, önceki zorlayıcı yasak sebebiyle Ramazan gecelerinde eşleriyle birlikte olmuşlar ve sonra pişmanlık duymuşlardı. Allah, onların bu zaafını bildiğini, tevbelerini kabul ettiğini ve onları affettiğini belirtir. Bu, Allah’ın rahmetinin ve affediciliğinin bir göstergesidir.
“Fel-âne bâşirûhunne vebteġû mâ keteba-llâhu lekum” (Artık (bundan sonra) onlara (eşlerinize) yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdığını (takdir ettiği evladı veya meşru zevki) arayın/isteyin): Bu, Ramazan gecelerinde cinsel ilişkinin helal kılındığının kesin bir ifadesidir. “Allah’ın sizin için yazdığını isteyin” ifadesi, bu birlikteliğin meşru bir amacı (neslin devamı, helal yoldan tatmin) olması gerektiğini de ima eder.
“Ve kulû veşrabû ḥattâ yetebeyyene lekumu-lḫayṭu-l-ebyeḍu mine-lḫayṭi-l-esvedi mine-lfecr(i)” (Ve (geceleyin) fecrin beyaz ipliği (aydınlığı) siyah iplikten (gecenin karanlığından) sizce ayırt edilinceye kadar yiyin için): Bu, sahur vaktinin sonunu, yani imsak vaktinin başlangıcını belirler. “Beyaz iplik,” şafağın ilk aydınlığı; “siyah iplik” ise gecenin kalan karanlığıdır. Bu ikisi birbirinden net bir şekilde ayırt edilinceye kadar yiyip içilebilir.
“Śumme etimmu-ṣṣiyâme ile-lleyl(i)” (Sonra orucu geceye (akşama/güneş batıncaya) kadar tamamlayın): Bu da iftar vaktini, yani orucun bitiş zamanını belirler. Gece, güneşin batmasıyla başlar.
“Ve lâ tubâşirûhunne ve entum ‘âkifûne fi-lmesâcid(i)” (Mescitlerde itikâfta bulunduğunuz zaman kadınlarınıza (cinsel olarak) yaklaşmayın): Bu, itikâf ibadetindeyken eşlerle cinsel ilişkinin yasak olduğunu belirten özel bir hükümdür. İtikâf, kişinin kendini tamamen ibadete verdiği bir inziva halidir ve bu hale uygun olmayan davranışlardan kaçınılması gerekir.
“Tilke ḥudûdu-llâh(i) felâ takrabûhâ” (Bunlar Allah’ın sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın): Bütün bu emirler ve yasaklar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmak (yani onları ihlal etmeye yeltenmek) bile yasaklanmıştır, bırakın ihlal etmeyi. Bu, ilahi sınırlara karşı son derece dikkatli ve saygılı olunması gerektiğini vurgular.
“Keżâlike yubeyyinu-llâhu âyâtihî linnâsi le’allehum yettekûn(e)” (Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki, (günahlardan) korunsunlar/takvaya ersinler): Allah’ın bu hükümleri bu kadar açık ve detaylı bir şekilde bildirmesinin amacı, insanların takvaya ulaşmaları, yani Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle hareket ederek günahlardan sakınmaları ve O’nun rızasını kazanmalarıdır. Bu, orucun temel gayesi olan takvaya (Bakara 2/183) bir kez daha atıfta bulunur.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler:
- İslam’da Kolaylık ve Rahmet: Allah, kullarına zorluk değil, kolaylık diler. Oruç gibi önemli bir ibadette bile, onların ihtiyaçlarını ve zaaflarını gözeterek ruhsatlar ve kolaylıklar getirmiştir.
- Evlilik ve Aile Hayatının Önemi: Eşler arasındaki meşru ilişkinin helal kılınması ve onların birbirleri için bir “elbise” olarak nitelendirilmesi, İslam’ın aile hayatına verdiği değeri gösterir.
- Tevbenin Kabulü: Allah, samimi tevbeleri kabul eder ve kullarını affeder. Hata yapan bir kulun ümitsizliğe kapılmaması, O’nun rahmetine sığınması gerekir.
- Helal ve Haram Sınırlarına Riayet: Allah’ın koyduğu sınırlar (hudûdullah) kutsaldır ve onlara titizlikle riayet etmek gerekir. Bu sınırlara yaklaşmak bile tehlikelidir.
- Takvanın Hedef Olması: Bütün ibadetlerin ve ilahi hükümlerin nihai amacı, kulların takvaya ulaşması, yani Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle donanarak O’nun rızasına uygun bir hayat sürmeleridir.
- Açık ve Anlaşılır İlahi Rehberlik: Allah, ayetlerini insanlar için açık ve anlaşılır bir şekilde beyan eder ki, onlar doğru yolu bulabilsinler.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı:
Bu 187. ayet, Bakara Suresi 183-185. ayetlerde genel hatlarıyla ve bazı ruhsatlarıyla emredilen Ramazan orucuyla ilgili çok önemli pratik detayları ve kolaylıkları açıklar. Özellikle Ramazan gecelerindeki yasakların kaldırılması, sahur ve iftar vakitlerinin netleştirilmesi ve itikâf gibi özel durumlarla ilgili hükümler bu ayette yer alır. Bu ayet, oruçla ilgili temel hükümleri tamamlar. Bir sonraki ayet olan Bakara 2:188’de ise, oruç ve takva ruhuyla da bağlantılı olarak, insanların birbirlerinin mallarını haksız yere yememeleri ve rüşvet gibi haram yollara başvurmamaları konusunda bir uyarı gelecektir.
Sonuç:
Bakara Suresi 187. ayeti, Ramazan orucunun uygulanışıyla ilgili birçok önemli detayı ve ruhsatı içeren, Allah’ın kullarına olan rahmetini ve kolaylık dilemesini açıkça gösteren bir ayettir. Oruç gecelerinde eşlerle meşru birlikteliğin helal kılınması, sahur ve iftar vakitlerinin belirlenmesi, itikâftaki özel durumlar ve en önemlisi Allah’ın sınırlarına riayet ederek takvaya ulaşma hedefi bu ayette vurgulanan temel konulardır. Bu ayet, müminlere hem ibadetlerini doğru bir şekilde yerine getirme hem de Allah’ın rahmetinden ümit kesmeme konusunda yol gösterir.