İlk Lisan: Hz. Adem Hangi Dili Konuşuyordu? – (19. Bölüm)
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
1.) Ayetin Arapça Metni
وَمِنْ آيَاتِهِ خَلْقُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافُ أَلْسِنَتِكُمْ وَأَلْوَانِكُمْ ۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِّلْعَالِمِينَ
(Rûm Suresi, 22. Ayet)
2.) Ayetin Türkçe Meali
Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için ibretler vardır.
3.) Ayetin Detaylı Tefsiri ve Sohbeti
İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük özellik nedir? Akıl deriz, irade deriz ama bunları dışarıya vuran asıl araç “Lisan” (Dil) dir. Hz. Adem (a.s.) dünyaya indiğinde, derdini anlatmak için hayvanlar gibi sesler çıkarmadı veya el kol hareketleri yapmadı. O, Rabbi tarafından eğitilmiş, kelime hazinesi olan ve “konuşan” bir varlıktı.
Dil Evrimleşti mi, Öğretildi mi? Bazı teoriler, insanların önce homurdandığını, taklit seslerle kelimeler türettiğini iddia eder. Kur’an bu görüşü reddeder. Bakara Suresi’nde geçen “Adem’e isimleri öğretti” ayeti ile Rûm Suresi’ndeki bu ayet birleşince şu hakikat çıkar: Dil, insana Allah vergisi (vehbi) bir mucizedir. Allah, Hz. Adem’in beynine gramer yapısını, gırtlağına ses çıkarma yeteneğini ve kalbine manaları kodlamıştır.
Hz. Adem Hangi Dili Konuşuyordu? Bu konuda İslam alimlerinin ve tefsir kaynaklarının (İbn Kesir, Suyuti) farklı ama çok ilginç rivayetleri vardır:
Cennet Lisanı (Arapça): Bazı rivayetlere göre cennet dili, fesahat ve belagatı en üstün dil olan Arapça’dır. Hz. Adem cennetteyken bu dili konuşuyordu.
Süryanice: Yeryüzüne inip tarım ve dünya işleriyle uğraşmaya başlayınca, dilinin biraz değiştiği veya basitleştiği, böylece Sami dillerinin atası sayılan Süryanice (veya İbranice kökenli bir dil) konuştuğu rivayet edilir.
Kök Dil (Ümmü’l Elsinet): En güçlü görüş şudur: Allah Hz. Adem’e “Bütün İsimleri” öğrettiği için, o bütün dillerin köklerini, temel kelimelerini biliyordu. Çocuklarına bu kelimeleri öğretti. İnsanlar yeryüzüne dağıldıkça, bu kök dilden bugün konuştuğumuz binlerce farklı dil (Türkçe, İngilizce, Farsça vb.) türedi.
Dillerin Farklılığındaki Hikmet Ayet-i kerimede “Dillerinizin farklı olması O’nun ayetlerindendir” buyrulur. Neden herkes tek bir dil konuşmuyor?
Tanışmak İçin: Eğer herkes aynı dili konuşsaydı, kültürler, medeniyetler ve “öğrenme merakı” olmazdı. Farklılık, zenginliktir.
Kudretin Göstergesi: Aynı etten, aynı kemikten ve gırtlaktan yaratılan insanların; Çince gibi tonlu, Arapça gibi vurgulu veya Türkçe gibi sondan eklemeli binlerce farklı matematiksel yapıda ses çıkarabilmesi, Allah’ın sanatının sonsuzluğunu gösterir.
Kelimelerin Gücü Hz. Adem, eşine “Havva” dediğinde, bu sadece bir sesleniş değil, “Hayatım, canım” manasına gelen bir sevgi beyanıydı. O günden bugüne dil; duanın, aşkın, ilmin ve vahyin taşıyıcısı oldu. Bizim ağzımızdan çıkan her güzel söz, aslında babamız Adem’den kalan o “öğretilmiş miras”ın bir yansımasıdır.
Özet:
Bu ayet, dillerin ve ırkların çeşitliliğini Allah’ın varlığının bir delili olarak sunar. Hz. Adem’in konuşma yeteneği sonradan kazanılmış değil, Allah tarafından öğretilmiş bir mucizedir (Talim-i Esma). İlk dilin mahiyeti hakkında Arapça veya Süryanice rivayetleri olsa da, kesin olan şudur ki; insanlık tarihinin başlangıcından beri “söz” ve “beyan” hep vardı.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:
Rûm Suresi Mekke döneminde inmiştir. Farklı kabilelerin ve milletlerin (Rumlar, Farslar) çatıştığı, ırkçılığın ve dil taassubunun olduğu bir dönemde; Allah (c.c.) tüm dillerin ve renklerin Kendi yaratması olduğunu hatırlatarak, üstünlüğün dilde değil takvada olduğunu vurgulamıştır.
Yazarın Notu:
Dil vardı, ev vardı, ekmek vardı. Artık bu yuvayı şenlendirecek “cıvıltılara” ihtiyaç vardı. Hz. Havva validemizin karnında bir kıpırtı hissedildi. İnsanlık tarihinin ilk hamileliği, ilk doğumu ve ilk ebeveynlik heyecanı başlıyordu. Bir sonraki yazımızda, Hz. Adem’in baba, Hz. Havva’nın anne oluşunu konuşacağız.