Topraktan Ruha Yolculuk: Hz. Adem (a.s.) Nasıl Yaratıldı? – (1. Bölüm)
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
1.) Ayetin Arapça Metni
إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِن طِينٍ فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ
(Sâd Suresi, 71 ve 72. Ayetler)
2.) Ayetin Türkçe Meali
Hani Rabbin meleklere demişti ki: “Ben çamurdan bir beşer yaratacağım. Onu tesviye edip (şekillendirip), içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal onun için secdeye kapanın.”
3.) Ayetin Detaylı Tefsiri ve Sohbeti
Kainatın sessizliğinde, henüz insan nefesinin duyulmadığı, aşkın ve imtihanın sahnesinin kurulmadığı o demde, Rabbimiz (c.c.), kudret kalemini eline aldı ve Adem-i Safiyullah (a.s.) babamızın hikayesini yazmaya başladı. Bu hikaye, sadece bir bedenin inşası değil; toprağın göklere, çamurun nura, hiçliğin varlığa olan aşk yolculuğudur.
Neden Toprak? Neden Çamur? Allah Teâlâ dileseydi Hz. Adem’i nurdan, ateşten veya kıymetli mücevherlerden de yaratabilirdi. Ancak O, tevazunun simgesi olan toprağı seçti. Hadis-i şeriflerde anlatıldığı üzere; yeryüzünün her renginden, her dokusundan (sertinden, yumuşağından, kırmızısından, siyahından) birer tutam toprak alındı. İşte biz insanların renklerinin, dillerinin ve huylarının farklılığı, babamız Adem’in harcına katılan bu dünya toprağının çeşitliliğindendir. Toprak sadıktır, toprak üretkendir, toprak üzerine basılsa da içinde gülü besler. Hz. Adem’in mayası, işte bu sadakat üzerinedir.
Kudret Elleriyle Şekilleniş (Tesviye) Ayet-i kerimede geçen “Onu tesviye ettiğimde…” ifadesi, yaratılışın bir sanat eseri gibi işlendiğini gösterir. Bu sadece biyolojik bir form vermek değildir. Allah (c.c.), Hz. Adem’i “kudret elleriyle” yoğurmuştur. Bu ifade, ona verilen değeri, özeni ve şerefi simgeler. Bir çömlek ustasının eserine gösterdiği ihtimamın sonsuz misliyle, Rabbimiz insanı en güzel kıvamda (Ahsen-i Takvim) yaratmıştır. O cansız çamur yığını, Allah’ın iradesiyle kemiklere, damarlara, gören göze ve işiten kulağa dönüşmeye hazırlanmıştır.
Ve O Muazzam An: Ruhun Üflenmesi Yaratılışın en tüyler ürpertici, en duygusal anı 72. ayette gizlidir: “Ruhumdan üflediğim zaman…” İşte burası, Adem babamızın “Adem” olduğu andır. O ana kadar bir balçık yığını olan beden, Alemlerin Rabbi’nin ruhundan üflemesiyle (bu üfleme, zatından bir parça değil, O’nun emriyle hayat bahşeden bir nurdur) titreyerek can bulmuştur.
Düşünün ki; o cansız bedene ilahi nefes değdiğinde, gözleri açılmış, kalbi atmaya başlamış ve ilk hissettiği şey, Yaradan’ın sonsuz şefkati olmuştur. Bu ruh üflenişi, insanın sadece bir et yığını olmadığının, Allah ile arasında kopmaz, “tanıdık” bir bağ olduğunun ispatıdır. Bizim içimizdeki o bitmek bilmeyen sonsuzluk arzusu, gurbet hissi ve Allah’a duyduğumuz o gizli özlem, işte o ilk nefhadan, o ilk nefesten kalma bir mirastır.
Secde Emrinin Sırrı Ruh üflenir üflenmez meleklere “Secde edin!” emrinin gelmesi, Hz. Adem’in şahsında insana verilen değeri gösterir. Bu secde, bir ibadet secdesi değil; bir “tazim ve saygı” secdesidir. Allah, yarattığı bu muazzam eseri (insanı), meleklerine takdim etmiş ve “Bakın, bu benim halifemdir, ona hürmet edin” buyurmuştur. Melekler, o çamurdan bedenin içindeki ilahi nuru görmüş ve tereddütsüz secdeye kapanmıştır.
Adem (a.s.), henüz cennetten kovulmamış, henüz yasak meyveyi yememiş, henüz yeryüzüne inmemişti. O an sadece “Safiyullah” idi; yani Allah’ın tertemiz, seçilmiş dostu…
Özet:
Bu ayetler, Hz. Adem’in (a.s.) alelade bir oluşumla değil, Allah’ın bizzat “kudret elleriyle” şekillendirdiği toprağa ruh üflemesiyle yaratıldığını ve bu şerefli yaratılış karşısında meleklerin saygı secdesiyle emrolunduğunu müjdeler. İnsanın aslı toprak, cevheri ise ilahi ruhtur.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:
Sâd Suresi, Mekke döneminin ortalarında inmiştir. Müşriklerin insanı değersiz gören, kabile ve soy üstünlüğüne dayalı kibirli bakışlarına karşı; insanın asıl değerinin Allah’ın ruhunu taşımasında olduğu ve şeytanın kibrinin nasıl bir felaket getirdiği bu surede anlatılarak müminlere moral verilmiştir.