Günah İşleyip “Atalarımızı Böyle Bulduk” Diyenlerin Bahanesi
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim A’râf Suresi 28. Ayeti
Arapça Okunuşu: وَاِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً قَالُوا وَجَدْنَا عَلَيْهَآ اٰبَآءَنَا وَاللّٰهُ اَمَرَنَا بِهَاۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَأْمُرُ بِالْفَحْشَآءِۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Türkçe Okunuşu: Ve izâ faalû fâhişeten kâlû vecednâ aleyhâ âbâenâ vallâhu emeranâ bihâ, kul innallâhe lâ ye’muru bil fahşâi, e tekûlûne alallâhi mâ lâ ta’lemûn.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali: “Onlar bir hayâsızlık yaptıkları zaman: ‘Babalarımızı bu yolda bulduk, Allah da bize bunu emretti’ derler. De ki: ‘Allah hayâsızlığı emretmez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?'”
Ayetin Detaylı Tefsiri
Bu ayet-i kerime, batılın kendini nasıl savunduğunu ve Şeytan’ın insanı nasıl “gelenekçi bir müşrik” haline getirdiğini anlatır.
Fahişelik ve Hayâsızlık (Fâhişeten): “Fâhişe”, haddi aşan, çirkinliği herkesçe malum olan, edep ve hayâ sınırlarını zorlayan her türlü söz ve eylemdir. Alper, burada özellikle Kabe’yi çıplak tavaf etmek gibi cahiliye adetlerine gönderme yapılsa da, hüküm geneldir. Şeytan, 27. ayetteki “soyma” hedefini gerçekleştirdiğinde, insan bu çıplaklığı ve çirkinliği bir “norm” olarak kabul etmeye başlar.
İki Büyük Mazeret:
Atacılık (Vecednâ aleyhâ âbâenâ): “Biz babalarımızdan, dedelerimizden böyle gördük” mantığıdır. Bu, akıl ve vahiy yerine körü körüne taklidi koymaktır. Şeytan, bir günahı kuşaktan kuşağa aktararak ona “kutsal bir gelenek” süsü verir.
İftira (Vallâhu emeranâ bihâ): En tehlikelisi budur. İşledikleri çirkinliği Allah’a nispet ederler. “Allah böyle istedi, kaderimiz böyleymiş, eğer Allah istemeseydi yapmazdık” diyerek günahı dini bir kisveye büründürürler. Bu, kulun kendi iradesiyle seçtiği kötülüğü Allah’a fatura etmesidir.
İlahi Cevap (İnnallâhe lâ ye’muru bil fahşâi): Allah, bu küstahça savunmayı tek bir cümleyle yıkar: “Allah hayâsızlığı emretmez!” Allah temizdir, temizliği sever; mukaddestir, edebi emreder. Kendi kirli arzularını Allah’ın emriymiş gibi pazarlamak, Allah hakkında bilmeden konuşmak ve O’na iftira atmaktır.
A’râf Suresi’nin 28. Ayeti Işığında Duası
“Allah’ım! Bizleri cahiliye karanlığından, körü körüne taklitçilikten ve senin adına yalan uyduranların fitnesinden koru. Rabbim! Atalarımızdan bize miras kalan yanlış adetleri değil, senin vahyini ve Peygamberin’in (s.a.v.) sünnetini rehber edinmeyi nasip eyle. Bizim nefsimiz bir hayâsızlığa meylettiğinde, onu ‘kader’ diyerek meşrulaştırmaktan sana sığınırız. Hatalarımızı sahiplenme dürüstlüğünü, günahlarımızdan arınma azmini bize lütfet. Senin emretmediğin çirkinlikleri senin dinine mal edenlerden eyleme. Kalbimizi ‘fahişe’ olan her şeyden temizle; bizi edep, hayâ ve takva ile süsle. Ey hakkı hak, batılı batıl gösteren Allah’ım! Bizlere feraset ver ki senin temiz dinini insanların kirli yorumlarından ayırt edebilelim.”
A’râf Suresi’nin 28. Ayeti Işığında Hadisler
“Hayâ imandandır.” (Buhari) — Ayetteki “fahişe” (hayâsızlık) eyleminin imansızlıktan veya imanın zayıflığından kaynaklandığını teyit eder.
“Kim bizim bu dinimizde ondan olmayan bir şeyi uydurursa, o reddedilir.” (Buhari) — Kendi uydurduğu çirkinlikleri “Allah emretti” diyenlere karşı en net nebevi duruştur.
“Şüphesiz Allah temizdir, temizliği sever; kerem sahibidir, keremi sever…” (Tirmizi) — Allah’ın çirkinliği ve hayâsızlığı emretmeyeceğinin karakter analizidir.
A’râf Suresi’nin 28. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Efendimiz’in (s.a.v.) hayatında bu ayet, “Zihinsel Devrim ve Saf İnanç” olarak yaşanmıştır. Efendimiz (s.a.v), asırlardır süregelen “atalar dini” tabusunu tek başına yıkmıştır. Sünnet-i Seniyye; bir şeyin sadece “eski” veya “geleneksel” olduğu için değil, “hak” olduğu için kabul edilmesidir. Efendimiz, cahiliye döneminin hayâsızlıklarını (kadın istismarı, çıplak tavaf, faiz, içki) “babalarımız böyle yapardı” savunmalarına aldırmadan ortadan kaldırmıştır. O’nun sünneti, dini her türlü hurafeden ve insan uydurması “çirkinliklerden” arındırıp, Allah’ın tertemiz emrini (A’râf 29’da geleceği üzere “adaleti”) ikame etmektir.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Taklitçilik Tuzaktır: “Herkes yapıyor” veya “eskiler böyle yapardı” demek, günahı meşru kılmaz.
Allah’a İftira Etmeyin: Kendi nefsi arzularınızı “İslam böyle istiyor” diyerek pazarlamak en büyük cürümdür.
Hayâ Dinin Direğidir: Bir eylem hayâ sınırlarını aşıyorsa, onun Allah’tan olması imkansızdır.
Akıl ve Vahiy Süzgeci: Mümin, çevresinden gördüğü adetleri mutlaka Kur’an süzgecinden geçirmelidir.
Özet
Müşrikler ve sapanlar, işledikleri her türlü hayâsızlığı “atalarımızdan böyle gördük” ve “Allah bize bunu emretti” diyerek savunurlar; oysa Allah çirkinliği asla emretmez, bu sadece O’na atılan bir iftiradır.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı
Mekke’de, Kabe çevresinde ibadet adı altında yapılan ahlaksızlıkları savunanlara; dinin temelinin “temizlik ve edep” olduğunu, babaların hatalarının din haline getirilemeyeceğini haykırmak için inmiştir.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı
ayette Şeytan’ın soyma operasyonu anlatılmıştı. 28. ayette bu durumun toplumsal bir “adet” haline getirilmesi eleştirildi. 29. ayette ise bu sahte mazeretlere karşı Allah’ın “gerçekten” neyi emrettiği (adaleti ve ihlası) anlatılacaktır.
Sonuç
A’râf 28, “Günahına kılıf uydurma, Allah’ın temiz dinini kendi nefsine alet etme” uyarısıdır.
Sıkça Sorulan Sorular (13 Soru)
“Fâhişe” (hayâsızlık) denince sadece zina mı anlaşılmalıdır? Hayır; yalan, iftira, çıplaklık, zulüm ve vicdanın kabul etmediği her türlü aşırılık fâhişedir.
Neden atalarını bahane ederler? Sorumluluktan kaçmak ve toplumsal bir şemsiye altına sığınmak için; çünkü toplu işlenen günahlar ferde daha az ağır gelir.
“Allah emretti” demeleri bir inanç mı yoksa yalan mı? Çoğu zaman kendi vicdanlarını susturmak için uydurdukları bir yalandır (iftiradır).
Ataların her adeti reddedilmeli mi? Hayır, sadece vahiyle ve fıtratla çelişen, “fâhişe” sınıfına giren adetler reddedilmelidir.
Günümüzde bu ayet nasıl tezahür eder? “Moda böyle”, “Zamanın ruhu bunu gerektiriyor” veya “Dinimiz bunu hoş görür” diyerek yapılan ahlaksızlıklarla.
Allah neden hayâsızlığı emretmez? Çünkü Allah “Kuddüs”tür (noksanlıktan münezzehtir) ve insanın şerefini korumasını ister.
Cahiliye Arapları neden çıplak tavaf ederdi? “Günah işlediğimiz elbiselerle Allah’ın huzuruna çıkmayız” gibi çarpık bir mantıkla Şeytan onları kandırmıştı.
Bir gelenek ne zaman dinin önüne geçer? Kişi Kur’an’ın açık emri varken “ama bizde böyle” dediği an gelenek putlaşmış olur.
Allah hakkında bilmeden konuşmanın cezası nedir? Kur’an bunu şirkten hemen sonra gelen en büyük günahlardan biri sayar.
Bu ayet kadın-erkek ayrımı yapar mı? Hayır, “Onlar” (izâ faalû) ifadesi tüm toplumu ve her iki cinsi de kapsar.
Şeytan bu süreçte nerede? Şeytan, o çirkinlikleri “ataların mirası” gibi göstererek insanların zihninde süsleyen (müzeyyin) konumundadır.
İnsan kendi hatasını neden Allah’a yükler? Vicdan azabını dindirmek ve “Benim elimde değil, Allah böyle yaratmış” diyerek kendini masum göstermek için.
Doğru din anlayışı nedir? Ataların mirasını vahyin ışığında eleyen, sadece Allah’ın “temiz ve adil” emirlerine uyan bir anlayıştır.