İblis’in Yeniden Diriliş Gününe Kadar Mühlet (Zaman) İstemesi
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kibrinin bedeli olarak ilahi huzurdan kovulan İblis’in, hatasını anlayıp tövbe etmek yerine nasıl bir intikam hırsına büründüğünü görüyoruz. Bu ayet, Şeytan’ın insanlık üzerindeki o sinsi ve uzun vadeli planının ilk resmi talebidir:
Kur’an-ı Kerim A’râf Suresi 14. Ayeti
Arapça Okunuşu: قَالَ اَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
Türkçe Okunuşu: Kâle enzırnî ilâ yevmi yub’asûn.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali: (İblis): “Bana insanların diriltileceği güne kadar mühlet ver” dedi.
Ayetin Detaylı Tefsiri
Bu ayet-i kerime, İblis’in psikolojisindeki o korkunç dönüşümü ve insan nesline duyduğu kadim nefretin büyüklüğünü gözler önüne serer.
Mühlet Talebi (Enzırnî): İblis, kovulma hükmünü duyunca af dilemek yerine “vakit” istedi. “Enzırnî” kelimesi, “beni beklet, bana mühlet tanı, cezamı ertele” demektir. Alper, burada dikkat çeken en büyük hikmet; İblis’in Allah’ın duaları kabul eden, mühlet veren ve mülkün tek sahibi olan kudretini çok iyi bilmesidir. O, Allah’ı inkar etmiyor; O’nun mülkünde, O’nun kullarını saptırmak için yine O’ndan izin istiyor. Bu, isyanın zirvesindeki bir küstahlıktır.
Diriliş Gününe Kadar (İlâ yevmi yub’asûn): İblis neden “ölüm anına kadar” değil de “diriliş gününe kadar” mühlet istedi? Alimler bunu iki sebebe bağlar: Birincisi, diriliş gününden sonra artık ölüm yoktur; yani o, ölümü hiç tatmamayı ve ilahi cezadan sonsuza dek kaçmayı murat etmiştir. İkincisi ise, insanlık tarihinin sonuna kadar her bir ferde ulaşabilmek, Adem’in soyundan intikamını tam manasıyla alabilmek için en geniş zaman dilimini hedeflemiştir.
İnadın ve Kin’in Anatomisi: İblis kendi düşüşünün suçunu Hz. Adem’e (ve dolaylı olarak onu yaratan iradeye) attığı için, davasını “insanı saptırmak” üzerine kurmuştur. Bu ayet, bize düşmanımızın ne kadar kararlı, ne kadar sabırlı ve ne kadar uzun vadeli bir stratejiyle hareket ettiğini haber verir.
A’râf Suresi’nin 14. Ayeti Işığında Duası
“Allah’ım! Senin huzurundan kovulmuş, rahmetinden mahrum kalmış ve tek gayesi bizleri saptırmak olan Şeytan’ın şerrinden sana sığınırız. O, senin izzetine and içerek bizleri yolundan ayırmak için mühlet istedi; sen ise bizlere her nefeste tövbe kapısını açık tuttun. Rabbim! Şeytan’ın o uzun vadeli ve sinsi planlarına karşı bizleri uyanık eyle. Onun mühletini, bizim aleyhimize bir yıkıma değil; bizim senin rahmetine daha çok sığınmamıza vesile kıl. Kalplerimizi onun vesveselerine karşı bir kale gibi koru. Bizleri, diriliş gününe kadar onun tuzaklarına düşmeyen, imanını muhafaza eden ve senin huzuruna alnı açık çıkan sâlih kullarından eyle. Ey mühlet verenlerin en hayırlısı! Bize verdiğin ömrü, senin rızanı kazanmak için bir fırsat bilmeyi nasip et.”
A’râf Suresi’nin 14. Ayeti Işığında Hadisler
“Şeytan, insanoğlunun damarlarında kanın dolaştığı gibi dolaşır.” (Buhari) — İblis’in aldığı o geniş mühletin, insanın en derin noktalarına kadar nüfuz etme yetkisiyle birleştiğini anlatır.
“Allah buyurdu ki: ‘İzzetim ve celalim hakkı için, kullarımın ruhları bedenlerinde olduğu sürece (ölene kadar) onların tövbelerini kabul etmeye devam edeceğim!'” (Ahmed b. Hanbel) — Şeytanın saptırma mühletine karşı, Allah’ın kuluna verdiği tövbe mühletinin müjdesidir.
“Şeytan dedi ki: ‘Senin izzetine yemin ederim ki, ruhları bedenlerinde olduğu sürece Ademoğullarını saptırmaktan vazgeçmeyeceğim.'” (Hakim) — Ayetin arka planındaki o karanlık yemini deşifre eder.
A’râf Suresi’nin 14. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Efendimiz’in (s.a.v.) hayatında bu ayet, “Sürekli Manevi Teyakkuz” olarak karşılık bulmuştur. O (s.a.v), Şeytan’ın mühlet alıp boş durmadığını bildiği için, her anını bir koruma kalkanı olan zikir ve dualarla örmüştür. Sünnet-i Seniyye; düşmanın mühletine karşı, “vaktin kıymetini bilmek”tir. Efendimiz, uyumadan önce, evden çıkarken, yemeğe başlarken, hatta helaya girerken bile dua ederek Şeytan’a hiçbir boşluk bırakmamıştır. O’nun sünneti, Şeytan’ın sinsi fısıltılarına karşı Kur’an’ın kalesine sığınmaktır. Efendimiz, Şeytan’ın mühletini kullanarak insanı ümitsizliğe sevk etme çabasına karşı, her zaman “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın, zorlaştırmayın” buyurarak umudu diri tutmuştur.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Düşman Kararlıdır: Şeytan rastgele değil, planlı ve son ana kadar sürecek bir hedefle hareket eder.
Mühlet Bir İmtihandır: Allah’ın Şeytan’a mühlet vermesi, insanın iradesinin gerçek manada sınanması içindir.
İsyanda Israr: İblis, cezadan kurtulmak için değil, daha fazla kötülük yapmak için ömür istemiştir.
Vaktin Önemi: Şeytan diriliş gününe kadar plan yapıyorsa, mümin de ebedi hayatı için saniyelerini bile zayi etmemelidir.
Özet
Huzurdan kovulan İblis, hatasından dönmek yerine, insanları saptırmak ve intikam almak için Allah’tan diriliş gününe kadar yaşama izni (mühlet) istedi.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı
Mekke’de, Müslümanları dinlerinden döndürmek için her türlü hileye ve baskıya başvuran müşriklerin arkasındaki asıl gücün (İblis) ne kadar eski ve sinsi bir plana hizmet ettiğini müminlere haber verip sabırlarını artırmak için inmiştir.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı
ayette İblis’in “alçaklardan” olduğu tescillenip kovulmuştu. 14. ayette bu kovulmaya karşılık intikam talebi geldi. 15. ayette ise Allah’ın “Haydi, sen mühlet verilenlerdensin” buyurarak bu talebi kabul edişi anlatılacaktır.
Sonuç
A’râf 14, imtihanın süresini ve düşmanın ciddiyetini bildiren bir “uyarı” ayetidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Allah neden Şeytan gibi bir varlığın mühlet talebini kabul etti? İnsanın “iyiyi” ve “kötüyü” kendi iradesiyle seçebileceği tam bir imtihan ortamı oluşturmak için.
İblis bu mühleti tövbe etmek için mi istedi? Hayır; aksine daha çok insanı peşinden sürüklemek ve intikam almak için istedi.
“Diriliş günü” (Yevmi yub’asûn) vurgusu neden önemlidir? İblis, ölümden tamamen kurtulmayı ve cezadan kaçabildiği kadar kaçmayı hedeflediği için.
İblis’in bu duası bir “ibadet” sayılır mı? Hayır, bu bir yakarış değil, isyanını sürdürmek için bir pazarlık ve taleptir.
Şeytan bizi saptırırken bu mühleti nasıl kullanıyor? “Daha vaktin çok, sonra tövbe edersin” diyerek bizi erteleme (tesvif) hastalığına düşürür.
Bu mühlet olmasaydı imtihan olur muydu? Kötülüğe çağıran bir odak olmasaydı, insanın iradesiyle hayrı tercih etmesinin bir kıymeti kalmazdı.
İblis Allah’ın gücüne inanıyor mu? Evet, mühleti Allah’tan istemesi O’nun her şeye kadir olduğunu bildiğini gösterir. Sorunu inançsızlık değil, itaatsizliktir.
Şeytan her insana yetişecek mühlete sahip mi? Evet, Allah ona bu imkanı (enerjiyi ve hızı) imtihan gereği tanımıştır.
Mühlet almak Şeytan’ı güçlü mü kılar? Hayır, sadece süresini uzatır. Allah “Şeytanın tuzağı gerçekten zayıftır” (Nisa, 76) buyurmuştur.
Şeytan bu mühletten sonra ne olacak? Mühlet bittiğinde, yani kıyamet koptuğunda o da ölümü tadacak ve ardından ebedi cehenneme atılacaktır.
Şeytanın mühlet alması adil midir? Evet; çünkü Allah insana da akıl, peygamber, kitap ve tövbe kapısı vererek dengeyi kurmuştur.
Neden “ölüm gününe kadar” değil de “diriliş günü” dedi? Sur’a ilk üflenişte herkes ölecektir; o ise o andaki ölümden de kaçıp doğrudan hesap gününe atlamak istemiştir.
İblis’in planı sadece dindarları mı kapsıyor? Hayır; tüm insanlığı, her türlü ahlaki ve insani değerden uzaklaştırmayı hedefler.
Biz de hayırlı işler için mühlet isteyebilir miyiz? Evet; “Allah’ım ömrümü rızan yolunda bereketli kıl” demek müminin meşru mühlet talebidir.
İblis bu mühleti alınca sevindi mi? O an için bir zafer kazandığını sansa da, aslında bu mühlet onun yükünü ve azabını artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.