Kur'an-ı KerimMâide Suresi Ayetleri

Yalana Kulak Veren ve Haram Yiyenlerin Hükmü Nedir?

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Kur’an-ı Kerim Mâide Suresi, 42. Ayet-i Kerimede Anlatılmak İstenenler

 

Bu ayet, bir önceki ayette (Mâide 41) bahsedilen münafık ve Yahudi topluluklarının hilekâr ve yalancı karakterlerini detaylandırır. Onların yalan dinlemeye meraklı olduklarını ve haram yemeye (sühut) düşkün olduklarını belirterek, Hz. Peygamber’e (s.a.v) bu tür kimselerin kendi aralarında çıkan bir anlaşmazlıkta hakem tayin etmeleri durumunda nasıl davranması gerektiğine dair bir hüküm verir. Ayet, Peygamber’e (s.a.v), isterse aralarında hüküm vermeyi seçebileceğini, isterse de onlardan yüz çevirebileceğini bildirir. Ancak hüküm verecek olursa, mutlaka adaletle hükmetmesini emrederek, adil davranmanın Allah katındaki önemini vurgular.

 

Ayet-i Kerime

 

Arapça Okunuşu: سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّالُونَ لِلسُّحْتِ ۚ فَإِن جَاءُوكَ فَاحْكُم بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ ۖ وَإِن تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيْئًا ۖ وَإِنْ حَكَمْتَ فَاحْكُم بَيْنَهُم بِالْقِسْطِ ۚ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Onlar, yalana çok kulak verirler ve çok haram yerler. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hükmet, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Eğer aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever.

Türkçe Okunuşu: Semmâûne lil kezibi ekkâlûne lis suht(suhti) fe in câuke fahkum beynehum ev a’rıd anhum, ve in tu’rıd anhum fe len yedurrûke şey’â(şey’en) ve in hakemte fahkum beynehum bil kıst(kıstı) innallâhe yuhıbbul muksıtîn(muksıtîne).

 

Mâide Suresi’nin 42. Ayeti Işığında Dualar

 

Bu ayet, mümini, yalana ve harama meyil etmekten sakınmaya, adalet ve hakkaniyet üzere yaşamaya teşvik eder. Bu ayetten ilhamla şu dualar edilebilir:

Hak ve Adalet Duası: “Ya Rabbî! Bizi, yalan ve haramdan uzak tut. Kalbimizi adalet ve hakkaniyet sevgisiyle doldur. Bize, hakemlik yaptığımızda, hüküm verdiğimizde veya şahitlik ettiğimizde Senin rızan için adaletle hareket etme gücü ver. Bizi, zalimlerin ve fasıkların yolundan ayır.”

İlahi Koruma ve İman Duası: “Allah’ım! Bizi, yalancıların ve haram yiyenlerin şerrinden koru. Onların hileleri ve tuzakları karşısında imanımızı zayıflatma. Bizimle alay edenlerin ve hakikatten uzak duranların zararlarından bizi muhafaza eyle. Ey adaletlileri seven Allah, bizi de o adil kullarından eyle. Âmin.”

 

Hadisler ve Sahabe Uygulamaları Bölümü

 

Hz. Peygamber (s.a.v), Yahudi ve Hristiyanların, kendi dinlerindeki bazı hükümleri terk edip, aralarında çıkan ihtilaflarda kolaylarına gelecek bir hüküm bulmak için Hz. Peygamber’e başvurdukları durumlarla karşılaşmıştır. Bu ayet, Peygamberimizin bu tür hilekârlıklar karşısında nasıl bir tavır alması gerektiğini açıklamaktadır. Sahabeler, bu ayetten aldıkları dersle, adaletin, düşmana karşı dahi olsa tavizsiz bir şekilde uygulanması gerektiğini anlamışlardır.

 

İcma Bölümü

 

İslam alimleri, bu ayette Yahudi ve Hristiyanların kendi dinlerinden hüküm almayıp Hz. Peygamber’e başvurmalarının, samimiyetsiz bir davranış olduğu ve bu durumun, İslam’ın adaletine olan inançlarından değil, kendi çıkarlarına uygun bir hüküm bulma arzusundan kaynaklandığı konusunda icma (ittifak) etmiştir. Aynı zamanda, “sühut” (haram mal) kavramının, rüşvet, faiz, kumar ve hırsızlık gibi haksız kazanç yollarını içerdiği hususunda da alimler görüş birliğindedir.

 

Sünnet-i Seniyye Bölümü

 

Sünnet, Mâide 42’deki adaletin önemini vurgulayan ilkeyi pratikte göstermiştir. Peygamberimiz, Yahudilerin kendi aralarında bir zina davasında hakem olması istendiğinde, onlara Tevrat’ın asıl hükmü olan recm (taşlama) cezasını hatırlatmıştır. Bu, adaletin, muhatabın kim olduğuna bakılmaksızın, ilahi hükümlere göre tesis edilmesi gerektiğini gösterir. Bu ayet, Peygamberimizin, adalet konusunda ne kadar hassas olduğunu ve kendi heva ve hevesine göre hüküm vermekten ne kadar uzak durduğunu ortaya koyar.

 

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler

 

  1. Haram Kazancın Tehlikesi: “Ekkâlûne lis suht” (çok haram yerler) ifadesi, haram kazancın, yalan ve fesat gibi kötü ahlaklarla doğrudan ilişkili olduğunu gösterir. Haram kazanç, kalbi karartır ve kişiyi hakikatten uzaklaştırır.
  2. Adaletin Evrenselliği: Ayet, adaletin, Müslümanlar arasında olduğu gibi, gayrimüslimler arasında da uygulanması gereken evrensel bir ilke olduğunu vurgular.
  3. Hüküm Vermenin Sorumluluğu: Peygamber’e, isterse hüküm verme veya yüz çevirme konusunda irade bırakılması, hüküm verme sorumluluğunun ne kadar ağır olduğunu ve bu sorumluluğu üstlenenlerin adaletle hareket etmesi gerektiğini gösterir.
  4. İlahi Sevgi: “Allah, adaletli davrananları sever” ifadesi, adaletli davranmanın sadece bir görev değil, aynı zamanda Allah’ın sevgisini kazanmanın bir yolu olduğunu belirtir.

 

Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı Bölümü

 

Bu ayet, bir önceki ayette (Mâide 41) bahsedilen münafık ve Yahudilerin küfürde yarışmalarını ve kalplerinin temizlenmediğini anlatır. Mâide 42 ise, bu kötü niyetli insanların pratik hayattaki bir tezahürünü, yani hakemlik arayışlarını gösterir. Ardından gelen Mâide 43. ayet ise, bu ikiyüzlü tutumun nedenini sorgular: “İçinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında dururken seni nasıl hakem yapıyorlar da sonra da ondan dönüyorlar?” Böylece, bu ayetler bir bütün olarak, ilahi hükümleri bilerek inkâr etmenin ve menfaat için hakikati terk etmenin sonuçlarını ortaya koyar.

 

Mâide Suresi ve İlgili Konular Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

 

  1. “Yalana çok kulak verirler” ifadesiyle kimler kastedilmektedir? Bu ifade, hakikatten yüz çeviren, Peygamber’in tebliğine inanmayan ve kendi heva ve heveslerine uygun olan yalan ve iftiralara kolayca kulak veren Yahudi ve münafıkları kastedmektedir.
  2. “Sühut” (haram) kelimesi ayette ne anlama gelir? “Sühut”, rüşvet, faiz, yalan şahitlik, hırsızlık ve gasp gibi haksız ve gayri meşru yollardan elde edilen kazancı ifade eder.
  3. Peygamber’in hüküm verme veya yüz çevirme konusunda serbest bırakılmasının hikmeti nedir? Bu, Peygamber’in (s.a.v) otoritesini ve verdiği hükümlerin ilahi bir kaynak taşıdığını gösterir. Yüz çevirmesi durumunda, bu insanlar zaten hakikatten yüz çevirmiş olacaklardır.
  4. Adaletle hükmetmek neden bu kadar önemlidir? Adalet, Allah’ın temel emirlerinden biridir. Adaletle hükmetmek, sadece bireylerin değil, tüm toplumun huzurunu ve istikrarını sağlar.
  5. “Onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler” sözü neyi vurgular? Bu söz, Peygamber’in Allah tarafından korunduğunu ve inkârcıların tuzaklarının Allah’ın iradesine karşı koyamayacağını vurgular. Bu, aynı zamanda müminlere de bir güvence verir.
  6. “Allah adaletli davrananları sever” ifadesi, ayetin genel bağlamına nasıl bir anlam katar? Ayetteki ağır cezalar ve inkârcıların durumu ele alındıktan sonra, bu ifade, Allah’ın merhamet ve rızasının, ancak adaletle hareket eden ve doğru yolda olanlarla birlikte olduğunu gösterir.
  7. Yalan ve haram kazancın bir toplum için sonuçları nelerdir? Bu ayet, yalan ve haramın, toplumun ahlaki ve manevi yapısını bozarak, adaletsizliğe, güvensizliğe ve sonuçta ilahi azaba yol açacağını gösterir.
  8. Bu ayet, günümüzdeki adalet sistemleri için ne gibi bir temel oluşturur? Bu ayet, bir adalet sisteminin, sadece hukuki prosedürlerle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda ahlaki ve ilahi değerlere bağlı olarak, hakkaniyetli ve tarafsız bir şekilde karar vermesi gerektiğini gösterir.
  9. Ayetteki “onların arasında hükmet” emri, İslam’ın, gayrimüslimlere karşı adaletli davranma yükümlülüğünü mü getirir? Evet. İslam’ın adalet anlayışı, sadece Müslümanları değil, tüm insanları kapsar. Müslüman bir hakem, gayrimüslimler arasında da hak ve adaletle hükmetmekle yükümlüdür.
  10. Hüküm verme iradesi Peygamber’e nasıl bir ayrıcalık tanır? Bu, Peygamber’in, ilahi rehberliğe sahip olduğu için, Ehl-i Kitab’ın kendi dinlerinden saptığını bildiğinden, onlara hüküm verme veya hüküm vermeme konusunda bir nevi esneklik tanınmasını ifade eder.
  11. “Onlar yalana çok kulak verirler” ifadesi, bir müminin nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğini anlatır? Bu ifade, müminin, söylentilere, yalanlara ve dedikodulara kulak vermekten kaçınması, aksine daima hakikati araması ve doğruluğun peşinden gitmesi gerektiğini öğretir.
  12. Ayet, hile ve aldatıcılığın ahiretteki akıbeti hakkında ne söyler? Ayette, bu türden kişilerin “dünyada rezillik ve ahirette büyük bir azap” ile karşılaşacağı belirtilerek, aldatma ve hilenin kısa vadeli kazançlarının, ebedi bir azap ve hüsranla sonuçlanacağı vurgulanır.
  13. “Allah adaletlileri sever” ifadesi, Allah’ın sevgisini kazanmanın yolunun ne olduğunu gösterir? Bu ifade, Allah’ın sevgisinin sadece ibadetlerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda toplumsal yaşamda adalet, doğruluk ve hakkaniyet gibi yüksek ahlaki değerlere bağlı kalmakla da kazanılabileceğini gösterir.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu