Dine Bütüncül İman Zilletten ve Azaptan Sığınmak
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi, 85. Ayet-i Kerimede Anlatılmak İstenenler
Bu ayet, bir önceki ayette İsrailoğulları’nın “birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın” diye verdikleri sağlam sözü (misakı) hatırlattıktan sonra, onların bu söze nasıl açıkça ihanet ettiklerini somut ve tarihi bir örnekle yüzlerine vurur. Ayet, Peygamberimiz zamanındaki Medine Yahudilerinin sergilediği büyük bir çelişkiyi ve ikiyüzlülüğü deşifre eder. Onların suçu iki aşamalıdır:
1) Sözleşmeyi Çiğneme: Onlar, “Sonra siz o kimselersiniz ki, birbirinizi öldürüyor, içinizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz.” Ayet, onların, müttefik oldukları Arap kabileleri arasındaki savaşlara katılarak, kendi dindaşları olan diğer Yahudileri öldürdüklerini ve evlerinden sürdüklerini, böylece Allah’a verdikleri sözün her iki maddesini de çiğnediklerini belirtir. Hatta bu suçlarını, günah ve düşmanlıkta birbirleriyle yardımlaşarak işlerler.
2) Kitabın Bir Kısmına İnanıp, Bir Kısmını İnkâr Etme: Onların asıl ikiyüzlülüğü ise, savaştan sonra ortaya çıkar. Savaşta öldürdükleri ve sürdükleri kendi dindaşları, düşman tarafından esir alındığında, bu sefer Tevrat’ın “esirler için fidye ödeyin” emrine sarılarak, fidye ödeyip onları kurtarmaya çalışırlar. Allah, onların bu çelişkili tavrını, “Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?” diye sorgular. Yani, işlerine geldiği zaman (savaşta öldürmek yasakken) Kitab’ın hükmünü çiğniyor, işlerine geldiği zaman (fidye ödemek itibar kazandırdığı için) Kitab’ın başka bir hükmüne sarılıyorlar. Ayet, bu korkunç ahlaki çürümenin ve ikiyüzlülüğün cezasının ne olduğunu ilan eder: Böyle yapanların cezası, dünya hayatında bir rezillik (hizy) ve Kıyamet Günü’nde ise azabın en şiddetlisine atılmaktır. Ayet, Allah’ın onların yaptıklarından asla gafil olmadığı uyarısıyla sona erer.
Ayet-i Kerime
Arapça Okunuşu: ثُمَّ اَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تَقْتُلُونَ اَنْفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَر۪يقًا مِنْكُمْ مِنْ دِيَارِهِمْ تَظَاهَرُونَ عَلَيْهِمْ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِؕ وَاِنْ يَأْتُوكُمْ اُسَارٰى تُفَادُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ اِخْرَاجُهُمْؕ اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۚ فَمَا جَزَٓاءُ مَنْ يَفْعَلُ ذٰلِكَ مِنْكُمْ اِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يُرَدُّونَ اِلٰٓى اَشَدِّ الْعَذَابِؕ وَمَا اللّٰهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Sonra sizler, yine o kimselersiniz ki, birbirinizi öldürüyorsunuz, içinizden bir zümreyi yurtlarından çıkarıyorsunuz, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmak size haram olduğu halde, esir olarak geldiklerinde fidye verip kurtarıyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de azabın en şiddetlisine itilirler. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.
Türkçe Okunuşu: Summe entum hâulâi taktulûne enfusekum ve tuhricûne ferîkan minkum min diyârihim, tezâharûne aleyhim bil ismi vel udvân(udvâni), ve in ye’tûkum usârâ tufâdûhum ve huve muharramun aleykum ihrâcuhum, e fe tu’minûne bi ba’dil kitâbi ve tekfurûne bi ba’d(ba’dın), fe mâ cezâu men yef’alu zâlike minkum illâ hızyun fîl hayâtid dunyâ, ve yevmel kıyâmeti yureddûne ilâ eşeddil azâb(azâbi), ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 85. Ayeti Işığında Duası
Bu ayet, mü’mini, dine bir bütün olarak iman etmeye, işine gelen hükümleri alıp gelmeyenleri terk etme gibi tehlikeli bir ikiyüzlülükten sakınmaya davet eder. Dinin hükümlerini, kişisel çıkarlar için eğip bükmenin sonunun, dünyada zillet, ahirette ise en şiddetli azap olduğunu öğretir. Mü’minin duası, bu ahlaki çöküşten ve acı sondan Allah’a sığınmaktır.
Dine Bütüncül İman Duası: “Ya Rabbi! Bizi, Senin Kitabının bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr edenlerin durumuna düşürme. Bize, Kitabının tamamına, nefsimize ağır gelse bile, tam bir teslimiyetle iman etmeyi ve onunla amel etmeyi nasip et. Bizi, dinini çıkarlarına göre eğip bükenlerin ikiyüzlülüğünden koru.”
Zilletten ve Azaptan Sığınma Duası: “Allah’ım! Bizi, işledikleri bu suçlar yüzünden hem dünya hayatında rezilliğe (hizy) hem de ahirette azabın en şiddetlisine müstahak olanların akıbetinden muhafaza eyle. Bize, bu dünyada izzetli bir hayat ve ahirette rahmetini nasip et. Şüphesiz Sen, yaptıklarımızdan asla gafil değilsin; bizi bu şuurla yaşayanlardan eyle.”
Bakara Suresi’nin 85. Ayeti Işığında Hadisler ve Sahabe Uygulamaları
Ayette bahsedilen olay, Medine’deki Yahudi kabilelerinin (Benî Kurayza, Benî Nadîr, Benî Kaynuka) kendi aralarındaki ve Medineli putperest kabilelerle (Evs ve Hazrec) olan ittifaklarının bir sonucuydu.
Medine’deki Kabile Savaşları: İslam’dan önce Medine’de, Evs ve Hazrec kabileleri sürekli savaş halindeydi. Benî Kurayza ve Benî Nadîr Yahudileri Evs kabilesiyle, Benî Kaynuka Yahudileri ise Hazrec kabilesiyle müttefikti. Bu savaşlarda, müttefikleri uğruna, karşı taraftaki kendi dindaşlarını öldürüyor ve onları yurtlarından sürüyorlardı. Bu, “birbirinizi öldürmeyin, yurtlarınızdan çıkarmayın” ahdini açıkça çiğnemekti. Savaş bittikten sonra ise, esir düşen kendi dindaşlarını, Tevrat’ın emri gereği fidye vererek kurtarıyorlardı. Ayet, onların bu tutarsız ve ikiyüzlü davranışını kınamaktadır.
Bakara Suresi’nin 85. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Peygamber Efendimiz (s.a.v), dinin bir bütün olduğunu ve onun hükümlerinin asla parçalanamayacağını öğretmiştir.
İslam’a Tam Giriş: Peygamberimiz, insanları İslam’a davet ederken, onları dinin bütün hükümlerini kabul etmeye çağırırdı. “Kim İslam’a tam bir teslimiyetle girerse…” ayetinin ruhuna uygun olarak, dinin işine gelen kısmını alıp, gelmeyen kısmını terk etmeye asla izin vermemiştir. Adaletin Bütünlüğü: Sünnet, adaletin bölünemeyeceğini öğretir. Peygamberimizin yönetimi altında, bir mü’min, bir zimmîye (İslam devleti vatandaşı olan gayrimüslim) haksızlık ettiğinde, o zimmînin hakkı en adil şekilde korunurdu. Bu, ayetteki, dindaşlarına karşı zalim, ama başka bir konuda dindar görünme çelişkisinin tam zıddıdır. İlahi Gözetim Şuuru: Peygamberimiz, ashabına her zaman “Allah’ın yaptıklarınızdan gafil olmadığı” şuurunu aşılamıştır. Bu şuur, onları, insanların görmediği yerlerde bile, Allah’ın hükümlerine karşı dürüst ve tutarlı olmaya sevk etmiştir.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Bu ayet, dini yaşamdaki en büyük tehlikelerden birini, yani tutarsızlığı ve ikiyüzlülüğü ele alır:
- Dini Parçalama Suçu: “Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmek”, dinin ruhuna yönelik en büyük saldırılardan biridir. Bu, kişinin, Allah’ın otoritesini değil, kendi heva ve hevesini ölçü aldığı anlamına gelir. İşine gelen hükmü Allah’tan, işine gelmeyeni ise yok sayar.
- Ahlaki Çöküş: Bir insanın, aynı insana (dindaşına) karşı hem en büyük suçu (öldürme, sürme) işleyip hem de en büyük iyiliklerden birini (esaretten kurtarma) yapması, onun ahlaki pusulasının tamamen bozulduğunu, iyi ile kötüyü kendi çıkarlarına göre tanımladığını gösterir.
- Cezanın İki Aşaması: Bu suçun cezası da iki aşamalıdır:
- Dünyada Rezillik (Hizy): Onların bu ikiyüzlülükleri, Peygamberimiz ve Kur’an tarafından deşifre edilerek, insanlar arasında onursuz ve güvenilmez bir duruma düşmüşlerdir. Tarih boyunca da, ilahi ahde ihanet eden kavimler, dünyada zillet ve perişanlıktan kurtulamamışlardır.
- Ahirette En Şiddetli Azap: Dünyadaki rezilliğin ardından, ahirette onları, sıradan bir azap değil, “azabın en şiddetlisi” beklemektedir. Çünkü onların suçu, basit bir günah değil, bilerek ve isteyerek dine ve ilahi ahde ihanettir.
- İlahi Gözetim: “Allah yaptıklarınızdan gafil değildir” ifadesi, bu iki aşamalı cezanın nedenini ve garantisini belirtir. O, onların bu ikiyüzlü amellerinin hepsini gördüğü ve bildiği için, bu adil cezayı takdir etmiştir ve bu ceza mutlaka gerçekleşecektir.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı
- Önceki Ayet (Bakara Suresi 84. Ayet): Bu iki ayet arasında, bir sözleşme (misak) ve o sözleşmeye ihanet ilişkisi vardır. 84. ayet, “Siz, ‘öldürmeyeceğiz, sürmeyeceğiz’ diye söz verdiniz ve bunu ikrar ettiniz” diyerek sözleşmeyi hatırlatmıştı. Bu 85. ayet ise, “Sonra siz, o ikrarınızın tam tersini yaparak birbirinizi öldürüyor ve sürüyorsunuz” diyerek, o sözleşmeye nasıl ihanet ettiklerini yüzlerine vurur.
- Sonraki Ayet (Bakara Suresi 86. Ayet): Bu 85. ayet, onların bu suçlarını ve cezalarını belirttikten sonra, 86. ayet, onların bu duruma neden düştüklerinin nihai teşhisini koyar: “İşte onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir…” Yani, onların Kitab’ın bir kısmını inkâr etmelerinin temel sebebi, ahiret inançlarının zayıflığı ve dünya hayatının geçici çıkarlarını, ebedi hayata tercih etmeleridir.
Özet:
Bakara Suresi’nin 85. ayetinde, Medine’deki Yahudilerin, Allah’a verdikleri “birbirinizi öldürmeyin ve yurtlarınızdan çıkarmayın” şeklindeki sağlam söze nasıl ihanet ettikleri anlatılır. Onlar, müttefik oldukları putperest kabileler uğruna kendi dindaşlarını öldürüp yurtlarından sürerken, aynı dindaşları esir düştüğünde ise Tevrat’ın başka bir emrine sarılarak onları fidye verip kurtarmaya çalışıyorlardı. Ayet, onların bu “Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etme” şeklindeki ikiyüzlü tavırlarını şiddetle kınar. Bu suçun cezasının, bu dünyada rezil ve onursuz bir hayat (hizy), ahirette ise azabın en şiddetlisi olduğunu bildirir ve Allah’ın onların tüm yaptıklarından haberdar olduğu uyarısıyla sona erer.
Sure ve İlgili Konular Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
- “Kitab’ın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr etmek” ne demektir?
- Bu, bir dinin veya kitabın, sadece kendi işine gelen, kolay veya çıkarına uygun olan hükümlerini kabul edip, nefsinin hoşuna gitmeyen, sorumluluk yükleyen veya fedakârlık gerektiren hükümlerini reddetmek veya görmezden gelmektir.
- Bu ayetteki tehdit günümüz Müslümanları için de geçerli midir?
- Evet. Kur’an’ın faiz, miras, tesettür gibi hükümleri işine gelmediği için onları görmezden gelen veya “çağa uygun değil” diyerek reddeden, ancak namaz, oruç gibi diğer hükümleri kabul eden bir Müslüman da, bu ayette kınanan “Kitab’ın bir kısmını inkâr etme” tehlikesiyle karşı karşıyadır.
- Onlar neden öldürmeyi yasaklayan hükmü çiğneyip, fidye emrine uydular?
- Çünkü kabile ittifakları ve savaşlar, onların dünyevi güç ve çıkarları için gerekliydi; bu yüzden öldürme yasağını çiğnediler. Ancak esir düşen bir Yahudi’yi kurtarmamak, onlar için büyük bir utanç ve kabile onuruna bir leke idi; bu yüzden fidye emrine uydular. Yani, kararlarını ilahi emir değil, dünyevi çıkar ve kabile onuru belirliyordu.
- “Dünyada rezillik” (hizy) nasıl gerçekleşti?
- Bu, hem Peygamberimiz zamanında ihanetleri ortaya çıkınca Medine’de rezil olmaları, bir kısmının sürgün edilmesi (Benî Kaynuka, Benî Nadîr) veya cezalandırılması (Benî Kurayza) şeklinde gerçekleşmiştir. Hem de tarih boyunca, ahdini bozan İsrailoğulları’nın sık sık başka milletlerin hâkimiyeti altına girerek zillet içinde yaşamaları şeklinde tecelli etmiştir.
- “Azabın en şiddetlisi” neden onlara veriliyor?
- Çünkü onların suçu, bilmemekten kaynaklanan bir günah değil, hakikati (Kitab’ı) bildikleri halde, ona bilinçli olarak ihanet etmektir. Bilenin suçu, bilmeyenin suçundan her zaman daha büyüktür.
- Bu ayetin ana mesajı nedir?
- Din, bir bütün olarak kabul edilmesi veya reddedilmesi gereken ilahi bir sistemdir. Onu, kişisel çıkarlara göre parçalara ayırıp işine gelen kısmını almak, hem dünyada hem de ahirette büyük bir felakete ve ilahi gazaba yol açan bir ikiyüzlülüktür.
- Bu ayet, bir önceki ayetlerle nasıl bir bütünlük arz eder?
- Önceki ayetler (83-84), onlardan alınan sözü (misakı) anlatmıştı. Bu ayet, o sözleşmeye nasıl ihanet ettiklerini anlatarak, onların tarihi karakterlerini deşifre etmeye devam eder.
- “Enfusekum” (kendi nefislerinizi) ifadesi neden kullanılıyor?
- Bir önceki ayette olduğu gibi, bu ifade, onların tek bir ümmet olduklarını, dolayısıyla birbirlerini öldürmelerinin veya sürmelerinin, aslında kendi kendilerini yok etmek anlamına geldiğini vurgulamak içindir.
- Allah neden onların yaptıklarından “gafil olmadığını” vurguluyor?
- Bu, onların, bu çelişkili amelleriyle insanları kandırabileceklerini, ama her şeyi bilen ve gören Allah’ı asla kandıramayacaklarını ve O’nun adaletinden kaçamayacaklarını hatırlatmak içindir.
- Bu ayet, bir sonraki ayete nasıl bir zemin hazırlar?
- Bu ayet, onların bu davranışlarının “hükmünü ve cezasını” bildirdi. Bir sonraki ayet (86), bu davranışlarının “sebebini” açıklayacaktır: “Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alanlardır.”