Bakara Suresi AyetleriKur'an-ı Kerim

Kıble’nin Değişimi: Akılsızların İtirazı ve İlahi Hikmetin Beyanı

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Arapça Okunuşu:

سَيَقُولُ السُّفَهَٓاءُ مِنَ النَّاسِ مَا وَلّٰيهُمْ عَنْ قِبْلَتِهِمُ الَّت۪ي كَانُوا عَلَيْهَاۜ قُلْ لِلّٰهِ

الْمَشْرِقُ وَالْمَغْرِبُۜ يَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ

Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 142. Ayeti

Türkçe Okunuşu:

“Seyekûlu-ssufehâu mine-nnâsi mâ vellâhum ‘an kıbletihimu-lletî kânû ‘aleyhâ, kul lillâhi-lmeşriku ve-lmaġrib(u), yehdî men yeşâu ilâ ṣırâṭin mustekîm(in).”

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

“İnsanlardan bir kısım beyinsizler: “Onları (müslümanları) üzerinde bulundukları kıbleden (Kudüs’ten Kâbe’ye) çeviren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da batı da Allah’ındır. O dilediğini doğru yola iletir.””

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 142. Ayeti Işığında Duası:

Bu ayet-i kerime, Müslümanların kıblesinin Mescid-i Aksa’dan Kâbe’ye çevrilmesi üzerine bazı “süfehâ”nın (aklı kıt, beyinsiz kimselerin; genellikle Yahudiler, münafıklar veya müşriklerden bazılarının) ortaya atacağı itirazları ve soruları (“Onları kıblelerinden çeviren nedir?”) önceden haber verir. Cevap olarak da, doğunun da batının da Allah’a ait olduğu ve O’nun dilediğini dosdoğru yola ilettiği belirtilir. Bu, Allah’ın mutlak hakimiyetini ve hidayetin O’nun elinde olduğunu vurgular. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bu tür ilahi emirlere tam bir teslimiyet göstermiş, fitne ve itirazlar karşısında Allah’a sığınmış ve O’ndan sebat dilemiştir.

  • Hidayet ve Sebât İçin Dua: Kıblenin değişimi gibi büyük bir ilahi emir karşısında kalplerin sarsılmaması, şüpheye düşmemesi ve hidayette sabit kalması için dua etmek önemlidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) sık sık şöyle dua ederdi: “Ey kalpleri (halden hale) çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl.” (Tirmizî, Kader, 7; Deavât, 89, 124). Bu dua, bu ayetteki “O dilediğini doğru yola iletir” ifadesiyle bağlantılı olarak, o doğru yolda kalma arzusunu ifade eder. Ayrıca, Fatiha Suresi’nde her gün okuduğumuz “İhdine’s-sırâta’l-müstakîm” (Bizi dosdoğru yola ilet) duası da, Allah’ın hidayetini talep etmenin en güzel örneğidir.

  • Fitne ve Şüphelerden Korunma Duası: “Süfehâ”nın (beyinsizlerin) yayacağı şüphe ve itirazlar birer fitnedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) fitnelerin şerrinden Allah’a sığınırdı: “Allah’ım! Kabir azabından, cehennem azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden ve Mesih Deccal’in fitnesinin şerrinden sana sığınırım.” (Buhârî, Cenâiz, 88; Müslim, Zikir, 49).

  • Allah’ın Hikmetine Teslimiyet: Kıblenin değişimi gibi emirlerin ardındaki hikmeti tam olarak kavrayamasak bile, Allah’ın her emrinde bir hayır ve hikmet olduğuna inanarak teslim olmak gerekir. Bu teslimiyet ruhuyla yapılan dualar makbuldür.

Bakara Suresi’nin 142. Ayeti Işığında Hadisler:

  • Kıblenin Değişimi Olayı ve Muhatapların Tepkileri: Hadis kaynaklarında kıblenin Mescid-i Aksa’dan Kâbe’ye çevrilmesi olayı detaylı bir şekilde anlatılır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) Medine’ye hicret ettikten sonra yaklaşık 16-17 ay boyunca Mescid-i Aksa’ya doğru namaz kılmıştı. Ancak kalbinde Kâbe’ye yönelme arzusu vardı ve bu yönde dua ediyordu. Nihayet Bakara Suresi 144. ayetle bu emir geldi. Berâ bin Âzib (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v) (Medine’ye geldikten sonra) on altı veya on yedi ay Beytü’l-Makdis’e doğru namaz kıldı. Sonra Kâbe’ye doğru namaz kılmaya başladı. (Kıble değiştiğinde) ilk kıldığı namaz ikindi namazıydı. Onunla beraber bir grup insan da namaz kıldı. Sonra onlardan biri çıktı, (başka bir mescitte) ikindi namazını kılan bir cemaate uğradı ve ‘Allah adına şahitlik ederim ki, Resûlullah (s.a.v) ile beraber Kâbe’ye doğru namaz kıldım’ dedi. Bunun üzerine onlar da namaz içinde oldukları halde Kâbe’ye doğru döndüler.” (Buhârî, Îmân, 30; Salât, 31; Tefsîru Sûre (2), 17; Müslim, Mesâcid, 11-12). Bu hadis, müminlerin ilahi emre anında nasıl teslim olduğunu gösterirken, ayette bahsedilen “süfehâ”nın (Yahudiler, münafıklar ve müşriklerden bazıları) bu değişikliği dillerine dolayarak, “Muhammed ne yaptığını bilmiyor, bir o kıbleye bir bu kıbleye dönüyor”, “Atalarının kıblesini terk etti, şimdi tekrar ona dönüyor, eğer önceki doğruysa bu neden, bu doğruysa önceki neden yanlıştı?” gibi sözlerle fitne çıkarmaya çalıştıkları da rivayet edilir. İşte ayet, onların bu tür sözlerini önceden haber vermektedir.

  • Allah’ın Hidayeti Dilediğine Vermesi: “O dilediğini doğru yola iletir” ifadesi, hidayetin Allah’ın elinde olduğunu vurgular. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bu hakikati sık sık dile getirmiştir. Amcası Ebû Talib’in iman etmemesinden dolayı çok üzüldüğünde, Allah Teâlâ, “Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin, ama Allah dilediğini hidayete erdirir” (Kasas 28/56) ayetini indirmiştir. Bu, Peygamber’in (s.a.v) görevinin tebliğ olduğunu, kalpleri hidayete erdirenin ise Allah olduğunu gösterir.

Bakara Suresi’nin 142. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye:

  • İlahi Emirlere Tam Teslimiyet: Peygamber Efendimiz (s.a.v), kıblenin değişimi emri geldiğinde derhal Kâbe’ye yönelmiş ve ashabına da bunu emretmiştir. Bu, Allah’tan gelen her emre kayıtsız şartsız uymanın en güzel örneğidir.
  • Fitne Karşısında Sabır ve Doğru Bilgilendirme: Efendimiz (s.a.v), kıblenin değişimi üzerine ortaya atılan fitne ve dedikodulara karşı sabırla mukabele etmiş, Allah’ın emriyle onlara cevap vermiş ve müminlerin zihinlerini bulandırmaya çalışanlara karşı onları doğru bilgilendirmiştir. Ayetteki “De ki: Doğu da batı da Allah’ındır…” ifadesi, bu ilahi cevabın bir parçasıdır.
  • Müslüman Kimliğinin Pekiştirilmesi: Kıblenin Kâbe’ye çevrilmesi, Müslüman ümmetinin kendi kimliğini ve bağımsızlığını pekiştiren önemli bir adımdı. Bu, onları Ehl-i Kitap’tan ayıran ve Hz. İbrahim’in (A.S.) mirasına bağlayan bir semboldü. Peygamberimiz (s.a.v) de bu yeni kıbleye yönelerek Müslümanların birliğini ve istikametini sağlamlaştırmıştır.

Özet:

Bu ayet, Medine’deki bazı aklı kıt ve anlayışsız kimselerin (süfehâ), Müslümanların kıblelerini Mescid-i Aksa’dan Kâbe’ye çevirmeleri üzerine, “Onları daha önceki kıblelerinden çeviren nedir?” diyerek fitne çıkaracaklarını önceden haber verir. Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) onlara, “Doğu da batı da (bütün yönler ve mülk) Allah’ındır. O, dilediği kimseyi dosdoğru yola iletir” şeklinde cevap vermesini emreder.

İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:

Medine döneminde, hicretten yaklaşık 16-17 ay sonra, kıblenin Beytü’l-Makdis’ten (Kudüs) Kâbe’ye (Mekke) çevrilmesi olayı üzerine veya bu olayın hemen öncesinde, bu tür itirazların çıkacağı öngörülerek nazil olmuştur. Kıblenin değiştirilmesi, Medine’deki Yahudiler, münafıklar ve hatta bazı Müslümanlar arasında çeşitli yankılar uyandırmış, sorulara ve tartışmalara neden olmuştu. Bu ayet, bu duruma ilahi bir açıklama ve yönlendirme getirir.

Ayetin Detaylı Tefsiri:

  • “Seyekûlu-ssufehâu mine-nnâs(i)” (İnsanlardan bir kısım süfehâ (aklı kıtlar/beyinsizler) diyecekler ki):

    • “Seyekûlu”: Baştaki “se” (س) harfi, yakın gelecekte olacak bir olayı haber verir.
    • “Es-Sufehâ’”: “Sefih” (سفيه) kelimesinin çoğuludur. Sefih, aklı kıt, düşüncesiz, hafif meşrep, muhakeme yeteneği zayıf, gerçeği kavrayamayan veya anlamak istemeyen kimse demektir. Burada, kıblenin değiştirilmesi gibi ilahi bir emrin hikmetini kavrayamayan veya bunu bir fitne vesilesi yapmak isteyen Yahudiler, münafıklar ve müşriklerden bazıları kastedilmektedir.
    • “Mine-nnâs”: “İnsanlardan.” Bu, söz konusu “süfehâ”nın belirli bir grup değil, genel olarak insanlar arasından çıkabileceğini gösterir.
  • “Mâ vellâhum ‘an kıbletihimu-lletî kânû ‘aleyhâ” (“Onları (Müslümanları) üzerinde bulundukları (eski) kıblelerinden çeviren nedir?”): İşte o “süfehâ”nın ileri süreceği itiraz budur. Onlar, Müslümanların daha önce Mescid-i Aksa’ya yönelerek namaz kılmalarını bildikleri için, bu değişikliği bir tutarsızlık, bir kararsızlık veya bir sapma olarak yorumlayacak ve “Ne oldu da eski kıblelerini terk ettiler? Onları bundan çeviren sebep nedir?” diyerek kafa karıştırmaya çalışacaklardır.

  • “Kul lillâhi-lmeşriku ve-lmaġrib(u)” (De ki (Ey Muhammed!): “Doğu da batı da (bütün yönler ve mülk) Allah’ındır”): Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) onlara vermesi gereken cevabı öğretir:

    • “Kul”: “De ki.”
    • “Lillâhi-lmeşriku ve-lmaġrib”: “Doğu da batı da Allah’ındır.” Bu ifade, Bakara Suresi 115. ayette de geçmişti. Anlamı, bütün yönlerin, bütün mekanların ve dolayısıyla tüm kâinatın mutlak sahibi ve hakimi Allah’tır. O, dilediği yönü kıble tayin etme yetkisine sahiptir. Kıble, Allah’ın bir emridir ve O’nun belirli bir mekânda veya yönde olduğu anlamına gelmez. O, kulları için bir birlik ve yöneliş sembolü olarak bir yönü kıble kılar.
  • “Yehdî men yeşâu ilâ ṣırâṭin muste<b>k</b>îm(in)” (O, dilediği kimseyi dosdoğru yola iletir): Kıblenin tayini de dahil olmak üzere, her türlü hidayet Allah’ın dilemesiyledir.

    • “Yehdî men yeşâ’”: “Dilediğini hidayete erdirir.” Allah, kimin hidayete layık olduğunu, kimin samimi olduğunu bilir ve ona göre hidayetini lütfeder.
    • “İlâ ṣırâṭin mustekîm”: “Dosdoğru bir yola.” Kıbleye yönelmek de dahil olmak üzere Allah’ın emirlerine itaat etmek, bu dosdoğru yolun bir parçasıdır. Allah, bu değişiklikle de kullarından dilediklerini (samimi olanları) bu dosdoğru yolda sabit kılacak, dilediklerini (inatçıları ve şüphecileri) ise saptıracaktır. Kıblenin değişimi, aynı zamanda bir imtihan vesilesidir.

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler:

  1. İlahi Emirlerdeki Hikmet ve Teslimiyet: Allah’ın emirlerinde ve yasaklarında, bazen bizim hemen kavrayamadığımız nice hikmetler vardır. Müminin görevi, bu hikmetleri anlamaya çalışmakla birlikte, öncelikle Allah’ın emrine teslim olmaktır.
  2. Allah’ın Mutlak Hakimiyeti: Allah, mülkün sahibidir ve mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. Kıbleyi değiştirmesi de O’nun bu mutlak hakimiyetinin bir tecellisidir.
  3. Hidayetin Kaynağı Allah’tır: Hidayet, ancak Allah’ın dilemesiyle olur. İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın, Allah lütfetmedikçe hakiki hidayete eremez.
  4. “Süfehâ”nın (Aklı Kıtların) Eleştirilerine Aldırmamak: Hak yolda olanlar, her zaman bazı cahillerin, anlamak istemeyenlerin veya art niyetlilerin eleştirilerine ve sataşmalarına maruz kalabilirler. Önemli olan, bu tür eleştirilere takılıp kalmadan, Allah’ın emrine uygun hareket etmektir.
  5. Kıblenin Değişimindeki Hikmetler: Kıblenin Mescid-i Aksa’dan Kâbe’ye çevrilmesinin birçok hikmeti vardır: Müslümanların kendi bağımsız kimliklerini kazanmaları, Hz. İbrahim’in (A.S.) mirasına bağlanmaları, imanlarının sınanması, itaat edenlerle etmeyenlerin ayırt edilmesi gibi.

Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı:

Bu 142. ayet, Bakara Suresi’nde İsrailoğulları ile ilgili uzunca bir bölümün (özellikle onların ahitlerini bozmaları, peygamberlerine karşı gelmeleri, Hz. İbrahim’in (A.S.) dininden sapmaları gibi konuların) ardından, Müslüman ümmetinin kimliğini ve yönünü belirleyecek çok önemli bir konuya, yani kıblenin değiştirilmesine bir giriş yapar. Bir önceki ayetlerde (134 ve 141) “Onlar bir ümmetti geldi geçti…” denilerek geçmiş ümmetlerin sorumluluklarının kendilerine ait olduğu vurgulanmıştı. Şimdi ise yeni ümmetin kendi istikameti belirlenmektedir. Bu ayet, bir sonraki ayet olan Bakara 2:143 için de bir zemin hazırlar. 143. ayette, Müslüman ümmetinin “vasat (dengeli ve şahit) bir ümmet” kılındığı ve kıblenin değiştirilmesinin, Peygamber’e uyanlarla ökçeleri üzerine geri dönecek olanları ayırt etmek için bir imtihan olduğu belirtilecektir.

Sonuç:

Bakara Suresi 142. ayeti, kıblenin değiştirilmesi gibi önemli bir ilahi emir karşısında bazı anlayışsız ve art niyetli kimselerin ortaya atacağı itirazları önceden haber vererek, müminleri bu tür fitnelere karşı uyarır ve onlara nasıl cevap vermeleri gerektiğini öğretir. Ayet, Allah’ın mutlak hakimiyetini, O’nun bütün yönlerin sahibi olduğunu ve hidayetin ancak O’nun dilemesiyle gerçekleşeceğini vurgulayarak, müminleri Allah’ın emirlerine tam bir teslimiyetle uymaya ve “süfehâ”nın sözlerine aldırış etmemeye davet eder.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu