Allah’ı Bırakıp Dişi Putlara ve Şeytana Tapanların Durumu
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim, Nisa Suresi, 117. Ayet-i Kerimede Anlatılmak İstenenler
Bu ayet, bir önceki ayette bahsedilen “Allah’a ortak koşanların” (müşriklerin), bu eylemleriyle aslında kime taptıklarının ve kimin tuzağına düştüklerinin iç yüzünü deşifre eder. Ayet, onların şirk koşma eylemlerinin iki temel ve birbiriyle bağlantılı hakikatini ortaya koyar:
1) Taptıklarının Acizliği ve Değersizliği: Onlar, her şeyin sahibi ve yaratıcısı olan Allah’ı bırakıp, O’nun yanı sıra sadece “dişilere (inâs)” dua edip tapıyorlar. “İnâs”, hem dişi isimli putları (Lât, Uzzâ, Menât gibi) hem de genel olarak aciz, pasif ve güçsüz varlıkları ifade eder. Bu, onların, kudretli Allah yerine ne kadar aciz ve değersiz varlıklara yöneldiklerini gösteren aşağılayıcı bir tespittir.
2) Asıl Otoritenin Kim Olduğu: Ayet, onların bu puta tapma eylemlerinin arkasındaki asıl faili ve yönlendiriciyi ilan eder: Onlar, aslında o putlara değil, sadece “inatçı ve hayırdan isyan ederek uzaklaşmış bir şeytana (şeytânen merîdâ)” tapıyorlar ve ona dua ediyorlar. Çünkü insanları, Allah’ı bırakıp aciz varlıklara tapmaya sevk eden, onları bu akıl dışı yola sürükleyen, en başından beri Allah’a isyan etmiş olan Şeytan’ın kendisidir. Kısacası ayet, şirkin, aslında bir aldanmacadan ibaret olduğunu; müşriklerin, ilah zannettikleri şeylerin aslında hiçbir gücü olmayan aciz varlıklar olduğunu ve bu eylemleriyle farkında olmadan, kendilerini Allah’ın rahmetinden uzaklaştırmayı hedefleyen en büyük düşmanları olan Şeytan’a kulluk etmiş olduklarını ilan eder.
Ayet-i Kerime
Arapça Okunuşu: اِنْ يَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ٓ اِلَّٓا اِنَاثًاۚ وَاِنْ يَدْعُونَ اِلَّا شَيْطَانًا مَر۪يدًاۙ
Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Onlar, Allah´ı bırakıp, birtakım dişilere tapıyorlar. Ve onlar, ancak inatçı bir şeytana tapıyorlar.
Türkçe Okunuşu: İn yed’ûne min dûnihî illâ inâsâ(inâsen), ve in yed’ûne illâ şeytânen merîdâ(merîden).
Nisa Suresi’nin 117. Ayeti Işığında Dualar
Bu ayet, mü’mini, şirkin her türlüsünün ardındaki şeytani tuzağa karşı uyanık olmaya davet eder. İbadetin ve duanın tek ve yegâne merciinin Allah olduğunu, O’nun dışında yönelinen her şeyin aciz ve aldatıcı olduğunu öğretir. Mü’minin duası, bu Tevhid şuurunu korumak ve şeytanın kulluğundan Allah’a sığınmaktır.
Şirkten ve Şeytana Kulluktan Sığınma Duası: “Ya Rabbi! Bizi, Seni bırakıp da, aciz ve dişi isimli putlara veya başka mahlukata dua edenlerin sapkınlığından koru. Bize, bu eylemimizle aslında sadece inatçı bir şeytana kulluk etmiş olacağımız şuurunu ver. Dualarımızı, ibadetlerimizi ve bütün yönelişimizi sadece ve sadece Sana has kılan muvahhidlerden eyle bizi.”
Tevhid Üzere Sebat Duası: “Allah’ım! Bize, Senden başka dua edilecek, yardım istenecek ve tapılacak hiçbir varlık olmadığını tam bir yakin ile idrak etmeyi nasip et. Bizi, Şeytan’ın ve onun dostlarının süslü gösterdiği her türlü batıl inançtan ve sahte ilahtan muhafaza eyle. Kalbimizi sadece Sana olan kullukla doldur.”
Nisa Suresi’nin 117. Ayeti Işığında Hadisler ve Sahabe Uygulamaları
Ayette bahsedilen “dişilere tapma” ifadesi, Mekkeli müşriklerin en temel şirk inançlarından birine işaret eder.
Müşriklerin Melekleri ve Putları Dişi Kabul Etmesi: Mekkeli müşrikler, Lât, Uzzâ ve Menât gibi en büyük putlarına dişi isimleri verirlerdi. Daha da ileri giderek, meleklerin Allah’ın kızları olduğunu iddia ederlerdi. Kur’an, birçok ayette onların bu saçma ve çelişkili inancını kınar: “Rabbiniz, oğulları size seçti de, meleklerden kendine dişileri mi edindi? Gerçekten siz, çok büyük bir söz söylüyorsunuz.” (İsrâ, 17/40). Bu ayetteki “dişilere tapıyorlar” ifadesi, onların bu sapkın inancına doğrudan bir göndermedir.
Nisa Suresi’nin 117. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Peygamber Efendimiz (s.a.v), insanların, Allah’ı bırakıp taptıkları her şeyin ardındaki asıl yönlendiricinin Şeytan olduğunu öğretmiştir.
Putlara Tapmanın Ardındaki Şeytan: Peygamberimiz, putlara kurban kesmenin veya onlara tapmanın, aslında o cansız taşlara değil, onların arkasına gizlenerek insanları saptıran Şeytan’a yapılmış bir ibadet olduğunu belirtmiştir. Bu, ayetin, “onlar ancak inatçı bir şeytana tapıyorlar” tespitinin bir açıklamasıdır.
Tevhidin Saflığı: Sünnet, Tevhid inancını her türlü şirk şaibesinden korumayı hedefler. Peygamberimizin, kabirlerin mescit edinilmesini yasaklaması, resim ve heykellere karşı olan tavrı, hep insanları, Allah dışındaki varlıkları kutsallaştırarak şirke düşmekten korumaya yönelikti.
Şeytanın Düşmanlığı: Peygamberimiz, ümmetine, Şeytan’ın onların apaçık bir düşmanı olduğunu ve tek amacının onları Allah’a kulluktan alıkoyup, kendisine kul etmek olduğunu sürekli hatırlatmıştır.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Bu ayet, şirkin doğası ve psikolojisi hakkında derin tahliller sunar:
- Şirkin Hakikati: Ayet, şirkin ne kadar akıl dışı ve aşağılayıcı bir eylem olduğunu gösterir. Müşrikler, her şeyi yaratan, kudreti sonsuz olan Allah’ı bırakıp, kendilerine bile faydası veya zararı dokunmayan, aciz ve pasif varlıklara (“dişilere”) yalvarmaktadırlar.
- Aldanışın Perde Arkası: İnsanların bu kadar mantıksız bir eyleme nasıl sürüklendiğinin cevabı verilir: Onlar, kendi iradeleriyle hareket ettiklerini sanırken, aslında hakka karşı inatçı ve isyankâr bir karakter olan “Şeytan’ın” oyununa gelmektedirler. Putlar, sadece birer maskedir; maskenin arkasındaki asıl düşman Şeytan’dır.
- Şeytan’ın Sıfatı (“Merîd”): Ayette Şeytan için kullanılan “merîd” sıfatı çok anlamlıdır. “Merîd”, “hayırdan tamamen soyulmuş, isyanı karakter haline getirmiş, inatçı ve asi” demektir. Bu, onların, ne kadar hayırsız ve isyankâr bir lidere tabi olduklarını gösterir.
- “Dua Etmek” ve “Tapmak”: Ayette “tapıyorlar” (ya’budûn) yerine, “dua ediyorlar/çağırıyorlar” (yed’ûne) fiilinin kullanılması, şirkin en temel tezahürünün “dua” eylemi olduğunu gösterir. Allah’tan başkasından, sadece O’nun gücünün yetebileceği bir şeyi istemek (yardım, rızık, şifa vb.), o varlığı ilahlaştırmak ve ona tapmak anlamına gelir.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı
- Önceki Ayet (Nisa Suresi 116. Ayet): 116. ayet, “Kim Allah’a ortak koşarsa, şüphesiz o, çok uzak bir sapıklığa düşmüş olur” diyerek, şirkin ne kadar büyük bir sapkınlık olduğunu genel olarak belirtmişti. Bu 117. ayet ise, o “uzak sapıklığın” içeriğinin ne olduğunu, yani o müşriklerin “kime” taptıklarını (“dişilere” ve “şeytana”) açıklayarak, bir önceki ayeti somutlaştırır ve tefsir eder.
- Sonraki Ayet (Nisa Suresi 118. Ayet): Bu 117. ayet, onların inatçı bir şeytana taptıklarını tespit etti. Bir sonraki 118. ayet ise, o taptıkları şeytanın kim olduğunu ve onun insanlığa karşı misyonunun ne olduğunu açıklamaya başlar: “Allah, ona (o şeytana) lanet etti. Ve o da dedi ki: ‘Andolsun, kullarından belirli bir pay edineceğim.'” Bu, bir sonraki ayetlerde devam edecek olan, Şeytan’ın insanlığı saptırma planlarının ve vaatlerinin anlatılacağı bir bölüme giriş yapar.
Özet:
Nisa Suresi’nin 117. ayetinde, Allah’a ortak koşanların, bu eylemleriyle aslında kime taptıklarının hakikati ortaya konulur. Onlar, her şeye gücü yeten Allah’ı bırakıp, O’nun yanı sıra, Lât ve Uzzâ gibi dişi isimli putlar veya melekler gibi aciz ve pasif varlıklara yalvarmaktadırlar. Ayet, bu eylemlerinin nihai sonucunun, aslında o putlara değil, onları bu yola sevk eden, hayırdan tamamen soyulmuş, inatçı ve asi bir şeytana tapmak ve ona dua etmek olduğunu ilan eder.
Sure ve İlgili Konular Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
- “İnâs” (dişiler) kelimesi neden kullanılıyor?
- Bu, hem onların taptıkları Lât, Uzzâ, Menât gibi putların isimlerinin dişil formda olmasına hem de melekleri Allah’ın kızları olarak görme sapkınlıklarına bir göndermedir. Aynı zamanda, “dişilik” kelimesinin taşıdığı “pasiflik, edilgenlik, acizlik” gibi anlamlarla, taptıkları şeylerin ne kadar güçsüz olduğunu da ima eder.
- Bu ayet, kadınları aşağılıyor mu?
- Asla. Ayet, kadınları değil, müşriklerin, ilahlık gibi mutlak güç gerektiren bir sıfatı, o dönemki kültürlerinde genellikle daha pasif ve zayıf olarak görülen “dişilik” kavramıyla ilişkilendirmelerinin mantıksızlığını ve çelişkisini eleştirir. Sorun dişilikte değil, ilahlık tasavvurundaki sapkınlıktadır.
- Bir puta tapan, aslında Şeytan’a mı tapmış olur?
- Evet. Çünkü o cansız taşın veya heykelin kendisinin bir gücü yoktur. İnsanı o taşa taptıran, onu süslü gösteren ve onu Allah’a bir rakip olarak sunan, Şeytan’ın vesvesesi ve aldatmacasıdır. Dolayısıyla, eylemin nihai yönlendiricisi Şeytan olduğu için, o kişi aslında Şeytan’ın iradesine boyun eğmiş ve ona kulluk etmiş olur.
- Bu ayetin günümüzdeki yansıması nedir?
- Günümüzde de, Allah’ı bırakıp, O’nun dışındaki aciz varlıklardan (para, makam, liderler, ideolojiler, nefsin arzuları vb.) medet uman, onlara dua eden veya hayatının merkezine onları koyan herkes, bu ayetteki “Allah’ı bırakıp acizlere ve Şeytan’a tapma” hatasına düşmüş olur.
- Bu ayetin ana mesajı nedir?
- Şirkin her türlüsü, özünde, kudretli Yaratıcı’yı bırakıp, aciz yaratılmışlara ve onların ardındaki asıl düşman olan Şeytan’a kulluk etmektir.
- Bu ayet, bir önceki ayetlerle nasıl bir bütünlük oluşturur?
- Önceki ayetler (115-116), Peygamber’den ve Tevhid yolundan ayrılmanın “uzak bir sapıklık” olduğunu belirtmişti. Bu ayet, o sapıklığın ne olduğunu somutlaştırır: O sapıklık, Şeytan’a kulluktur.
- Bu ayet, bir sonraki ayete nasıl bir zemin hazırlar?
- Bu ayet, düşmanı (“inatçı bir şeytan”) teşhis etti. Bir sonraki ayetler (118-120), o düşmanın yeminini, hedeflerini ve insanları saptırmak için kullandığı taktikleri detaylı bir şekilde anlatmaya başlayacaktır.
- “Merîd” (inatçı, asi) sıfatı Şeytan hakkında ne söyler?
- Bu sıfat, onun isyanının geçici bir hata değil, onun özünü ve karakterini oluşturan, hayra tamamen kapalı, inatçı ve köklü bir isyan olduğunu gösterir.
- Bu ayetin üslubu nasıldır?
- Ayet, son derece net, teşhis edici ve deşifre edici bir üsluba sahiptir. Şirkin görünen yüzünün (putlar) arkasındaki asıl ve görünmeyen gerçeği (Şeytan’a kulluk) ortaya çıkarır.
- Bu ayeti okuyan bir mü’min ne yapmalıdır?
- Allah’tan başka sığındığı, medet umduğu veya hayatının merkezine koyduğu bütün sahte ilahları (para, makam, insanlar, arzular vb.) sorgulamalı ve kalbini sadece Allah’a kulluk için arındırmalıdır.