Kur'an-ı KerimNisa Suresi Ayetleri

Şeytanın Yemini: “Kullarından Belli Bir Pay Edineceğim”

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Kur’an-ı Kerim, Nisa Suresi, 118. Ayet-i Kerimede Anlatılmak İstenenler

 

Bu ayet, bir önceki ayette bahsedilen ve müşriklerin aslında kendisine taptığı o “inatçı Şeytan’ın” kim olduğunu ve onun insanlığa karşı misyonunun ne olduğunu açıklamaya başlar. Ayet, Şeytan’ın hikayesini üç temel aşamada anlatır:

1) İlahi Lanet: Her şeyin başlangıcı, Şeytan’ın, Hz. Âdem’e secde etmeyi reddederek Allah’a isyan etmesi ve bu yüzden Allah’ın ona lanet etmesiyle, yani onu rahmetinden tamamen kovmasıyla başlar. Onun düşmanlığı, bu ilahi lanetin bir sonucudur.

2) Şeytan’ın Yemini ve Tehdidi: Bu lanete uğrayan Şeytan, pes etmek yerine, intikam ve düşmanlık dolu bir yemin eder. Allah’a karşı, “Andolsun, senin kullarından belirli bir pay (nasîben mefrûdâ) edineceğim” der. Bu, onun, insanlığın tamamını saptıramayacağını bildiğini, ancak onlardan belirli bir grubu (kendisine uyacak olanları) kendi tarafına çekeceğini ve kendi cemaati yapacağını ilan eden küstahça bir tehdittir. Bu ayet, insanlık tarihinin en büyük mücadelesinin, yani Allah’ın hidayet çağrısı ile Şeytan’ın saptırma yemini arasındaki mücadelenin başlangıcını ve temelini ortaya koyar.


 

Ayet-i Kerime

 

Arapça Okunuşu: لَعَنَهُ اللّٰهُۢ وَقَالَ لَاَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَص۪يبًا مَفْرُوضًاۙ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Allah, o şeytana lanet etti. Ve o da: «Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım.» dedi.

Türkçe Okunuşu: Leanehullâh(leanehullâhu), ve kâle le ettehizenne min ibâdike nasîben mefrûdâ(mefrûdan).


 

Nisa Suresi’nin 118. Ayeti Işığında Dualar

 

Bu ayet, mü’mine, en büyük düşmanının kim olduğunu, bu düşmanlığın ne kadar köklü (ilahi lanete dayalı) olduğunu ve bu düşmanın nihai hedefinin ne olduğunu (insanı Allah’ın kulluğundan çalıp kendi payı yapmak) en net şekilde öğretir. Mü’minin duası, bu lanetlenmiş düşmanın şerrinden ve onun “payı” olmaktan Allah’a sığınmaktır.

Şeytan’ın Şerrinden Sığınma Duası: “Ya Rabbi! Senin lanetlediğin ve rahmetinden kovduğun o inatçı Şeytan’ın şerrinden Sana sığınırız. Bizi, onun, ‘senin kullarından edineceğim pay’ olarak belirlediği o bedbaht zümreden eyleme. Bizi, onun hilelerinden, tuzaklarından ve saptırmalarından muhafaza eyle.”

Allah’ın Kulu Olarak Kalma Duası: “Allah’ım! Bizi, sadece Senin kulun (ibâdike) olma şerefiyle yaşat. Bizi, Şeytan’a pay olanlardan, onun askeri ve yoldaşı olanlardan eyleme. Bizi, Senin hidayet ipine sımsıkı sarılan ve Şeytan’ın davetine asla uymayan sadık kullarından kıl.”


 

Nisa Suresi’nin 118. Ayeti Işığında Hadisler ve Sahabe Uygulamaları

 

Ayette bahsedilen Şeytan’ın insanlardan pay edinme yemini, hadis-i şeriflerde, her doğan çocuğa musallat olmasıyla açıklanmıştır.

Şeytan’ın Her İnsana Musallat Olması: Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlundan doğan her çocuğa, doğduğu anda mutlaka Şeytan dokunur. Çocuk bu dokunma sebebiyle (çığlık atarak) ağlar. Meryem oğlu (İsa) ve annesi hariç.” Peygamberimiz daha sonra, Hz. Meryem’in annesinin duasını aktaran ayeti okudu: “Ben onu ve zürriyetini, o kovulmuş Şeytan’dan Sana sığındırırım” (Âl-i İmrân, 3/36). (Buhârî, Enbiyâ, 44; Müslim, Fedâil, 147). Bu hadis, Şeytan’ın, ayetteki “kullarından bir pay edineceğim” yeminini, her insanın doğduğu andan itibaren yerine getirmeye çalıştığını ve bu düşmanlığın ne kadar erken başladığını gösterir.


 

Nisa Suresi’nin 118. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v), ümmetine, bu ayette yemini aktarılan düşmanın kim olduğunu ve ona karşı nasıl bir mücadele verilmesi gerektiğini en ince detayına kadar öğretmiştir.

Düşmanın Tanıtılması: Sünnet, Şeytan’ı, insanlığın en büyük ve en amansız düşmanı olarak tanıtır. Onun, kibirli, inatçı, yalancı ve son derece sinsi bir karakteri olduğunu anlatır. Bu, mü’minin, düşmanını iyi tanıyarak ona karşı tedbir almasını sağlar.

Manevi Silahlar: Peygamberimiz, Şeytan’ın bu pay alma girişimine karşı, mü’minleri manevi silahlarla donatmıştır. Eûzü besmele çekmek, Kur’an okumak, zikir, dua ve abdest, Şeytan’ın saldırılarına karşı en etkili korunma yöntemleridir.

Allah’a Sığınma: Sünnet’in özü, bu düşman karşısında kulun acizliğini itiraf edip, tek ve mutlak koruyucu olan Allah’a sığınmasıdır. Felak ve Nas Sureleri, bu sığınmanın en özlü dualarıdır.


 

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler

 

Bu ayet, insanlık tarihinin en temel mücadelesinin başlangıcını ve felsefesini ortaya koyar:

  1. Düşmanlığın Kökeni: Şeytan’ın insanlığa olan düşmanlığı, kişisel bir anlaşmazlıktan değil, Allah tarafından lanetlenmiş olmasından ve bu lanetlenmenin sebebi olarak insanı görmesinden kaynaklanan, köklü ve ideolojik bir düşmanlıktır.
  2. Şeytan’ın Hedefi: Şeytan’ın nihai hedefi, insanları sadece günaha sokmak değil, onları Allah’a kul olmaktan çıkarıp, kendi “payı”, kendi “hizbi” (grubu) ve kendi “askeri” yapmaktır. Bu, bir egemenlik ve kulluk mücadelesidir.
  3. “Belirli Bir Pay” İfadesi: “Nasîben mefrûdâ” (belirlenmiş, ayrılmış bir pay) ifadesi, Şeytan’ın, bütün insanlığı saptıramayacağını, Allah’ın samimi kullarına (muhlisîn) gücünün yetmeyeceğini bildiğini gösterir. O, sadece kendisine uyacak olan, iradesi zayıf ve gaflet içindeki bir kesimi hedeflemektedir. Bu, mü’min için bir ümit kaynağıdır: İhlaslı olunduğu sürece, Şeytan’ın payından olmak mümkün değildir.
  4. İlahi Müsaade: Şeytan’ın bu yemini Allah’ın huzurunda etmesi ve Allah’ın ona Kıyamet’e kadar mühlet vermesi, bu mücadelenin, dünya imtihanının bir parçası olarak, ilahi bir izin ve hikmetle gerçekleştiğini gösterir. Bu mücadele, samimi olanlarla olmayanları ayırt etmek için bir imtihandır.

 

Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı

 

  • Önceki Ayet (Nisa Suresi 117. Ayet): 117. ayet, müşriklerin, aslında “inatçı bir şeytana taptıklarını” tespit etmişti. Bu 118. ayet ise, o taptıkları şeytanın kim olduğunu, onun “Allah tarafından lanetlenmiş” ve insanlardan “pay almaya yemin etmiş” bir varlık olduğunu açıklayarak, bir önceki ayetteki teşhisi detaylandırır.
  • Sonraki Ayetler (Nisa Suresi 119-120. Ayetler): Bu 118. ayet, Şeytan’ın “Ben onlardan bir pay alacağım” şeklindeki genel “yeminini” aktardı. Bir sonraki 119. ve 120. ayetler ise, o yemini nasıl yerine getireceğini, yani insanları saptırmak için kullanacağı “taktikleri” ve “stratejileri” detaylı bir şekilde anlatmaya başlar: “Onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara boğacağım, onlara emredeceğim…” Bu, 118. ayetteki genel hedefin, 119-120. ayetlerdeki eylem planıyla açıklanmasıdır.

 

Özet:

 

Nisa Suresi’nin 118. ayetinde, bir önceki ayette bahsedilen ve müşriklerin taptığı “inatçı Şeytan”ın, Allah tarafından lanetlenmiş (rahmetinden kovulmuş) bir varlık olduğu belirtilir. Ardından, bu lanetlenmiş Şeytan’ın, Allah’ın huzurunda ettiği küstahça bir yemin aktarılır. O, “Andolsun ki, Senin kullarından, kendime ayrılmış belirli bir pay edineceğim (onları saptırıp kendime tabi kılacağım)” diyerek, insanlığa karşı ebedi düşmanlığını ve saptırma misyonunu ilan etmiştir.


Sure ve İlgili Konular Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

  1. “Lanet” ne demektir?
    • Lanet, bir varlığın, hayrın ve rahmetin kaynağı olan Allah’tan tamamen uzaklaştırılması, kovulması ve O’nun rahmetinden mahrum bırakılmasıdır.
  2. Bu ayet, bir önceki ayetler dizisini nasıl devam ettiriyor?
    • Önceki ayetler (115-116), Peygamber’den ve mü’minlerin yolundan ayrılmanın, affedilmeyecek olan şirke götüren bir sapıklık olduğunu belirtmişti. Bu ayetler (117-120), o sapıklık yolunun liderinin kim olduğunu (Şeytan) ve o liderin insanlığı nasıl saptırmaya çalıştığını açıklayarak, tehlikenin kaynağını deşifre eder.
  3. Şeytan neden insanlardan “pay” almak istiyor?
    • Çünkü o, Allah’a karşı olan isyanında yalnız kalmak istemez. İnsanları da kendisine benzeterek, onları da isyankâr ve nankör bir hale getirerek, kendi cehennem yoldaşlarının sayısını artırmak ve böylece intikam aldığını düşünmek ister.
  4. Bu ayetin günümüzdeki yansıması nedir?
    • Günümüzde de, insanları Allah’a kulluktan uzaklaştırıp, boş kuruntulara, batıl ideolojilere ve ahlaksızlıklara sürükleyen her türlü akım, fikir ve kişi, bu ayette yemini aktarılan Şeytan’ın misyonuna hizmet etmektedir.
  5. Bu ayetin ana mesajı nedir?
    • İnsanlık, kendisini Allah’a kulluktan alıkoyup kendi payı yapmaya yemin etmiş, lanetli ve amansız bir düşmanla (Şeytan) karşı karşıyadır. Bu mücadelede gaflete düşmek, düşmanın payı olmak demektir.
  6. “Nasîben mefrûdâ” (belirlenmiş bir pay) ne demektir?
    • “Mefrûd”, farz kılınmış, kesilip ayrılmış, belirlenmiş demektir. Şeytan, sanki bu onun hakkıymış gibi, “Benim payım belli, ben o payımı alacağım” şeklinde bir cüretkârlık ve kesinlik ifadesi kullanmaktadır.
  7. Bu ayet, bir sonraki ayete nasıl bir zemin hazırlar?
    • Bu ayet, Şeytan’ın hedefini (“pay almak”) ortaya koydu. Bir sonraki ayet (119), o hedefe ulaşmak için kullanacağı “metotları” ve “taktikleri” anlatmaya başlayacaktır.
  8. Allah neden Şeytan’ın bu yeminine ve faaliyetine izin veriyor?
    • Bu, dünya imtihanının bir parçasıdır. İnsanların, iradelerini kullanarak, bu şeytani davete karşı Allah’ın hidayet davetini mi seçeceklerini ortaya çıkarmak için bu mücadeleye izin verilmiştir.
  9. Bu ayeti okuyan bir mü’min nasıl bir tavır almalıdır?
    • Düşmanının kim olduğunu ve niyetinin ne olduğunu bilerek, ona karşı sürekli bir manevi teyakkuz halinde olmalı, asla gardını düşürmemeli ve her an Allah’ın korumasına sığınmalıdır.
  10. Ayetin üslubu nasıldır?
    • Ayet, insanlık tarihinin başlangıcındaki o kozmik dramayı, Şeytan’ın yeminini doğrudan aktararak, son derece canlı ve tehditkâr bir üslup ile sunar.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu