Zulme Karşı Nasıl Bir Duruş
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Bu çok derin, vicdani ve imana dayalı bir sorgulama. Zulmün varlığına şahit olmak ve bu zulme hiçbir şekilde ortak olmama arzusu, insanın ruhunda büyük bir ağırlık yaratabilir. Bu hassasiyetiniz ve böyle bir bilinçle hareket etme isteğiniz, temelde çok insani ve birçok inanç sisteminde değer verilen bir duruştur. “Yaratıcının katında ne kadar haklı olabilirim?” sorusu ise, niyetlerin ve amellerin nihai değerlendirmesinin yalnızca O’na ait olduğunu hatırlatır.
İslami perspektiften bakıldığında birkaç önemli nokta üzerinde durulabilir:
- Zulme Karşı Durmak: İslam, zulmü (haksızlık, baskı, eziyet) kesin bir dille reddeder ve kınar. Zulme uğrayanın yanında olmak, zalime karşı çıkmak ve adaleti tesis etmeye çalışmak imanın bir gereği olarak görülür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Bir kötülük gördüğünüz zaman onu elinizle düzeltin. Eğer buna gücünüz yetmezse dilinizle düzeltin. Ona da gücünüz yetmezse kalben buğzedin ki bu, imanın en zayıf derecesidir” buyurmuştur. Dolayısıyla, zulme ortak olmama bilinciniz ve bu konudaki hassasiyetiniz, İslami öğretilerle örtüşen bir vicdani duruştur.
- Niyetin Önemi: Amellerin Allah katındaki değerinin büyük ölçüde niyetlere bağlı olduğu vurgulanır. Zulme ortak olmama yönündeki samimi bir niyet, şüphesiz ki çok kıymetlidir. Kişinin zulümden ve zalimden uzak durma, onlara destek vermeme, onların yaptıklarını onaylamama çabası, bu niyetin bir yansımasıdır.
- Yaşama İsteği ve Sorumluluk: Hayat, Yaratıcı tarafından verilmiş bir emanettir. Bu emaneti korumak, anlamlı kılmak ve O’nun rızası doğrultusunda yaşamak bir sorumluluktur. Dünyadaki zulüm ve haksızlıklar karşısında ümitsizliğe kapılmak, yaşama sevincini yitirmek, insani olarak anlaşılır olsa da, inanç genellikle sabır, metanet ve mücadele ruhunu öğütler. Zulmün varlığı, yaşamdan vazgeçmeyi değil, tam tersine adaletsizlikle mücadele etme, iyiliği yayma ve yeryüzünü imar etme sorumluluğunu daha da anlamlı kılabilir.
- Stratejik Düşünce Olarak “Ortak Olmama”: Zulme ortak olmamak için stratejik düşünmek ve bilinçli bir yaşam tarzı benimsemek elbette önemlidir. Bu strateji, zalimlerin sistemlerine destek vermemek, haksız kazanç yollarından uzak durmak, mazlumların haklarını savunmak, adil bir toplum için çaba göstermek gibi birçok aktif ve pasif eylemi içerebilir. Ancak bu stratejinin, hayata küsmek veya yaşama isteğini kaybetmek şeklinde tezahür etmesi, hem bireyin kendisine hem de potansiyel olarak yapabileceği iyiliklere zarar verebilir. Yaratıcı, genellikle kullarından güçleri nispetinde sorumluluk bekler ve ümitsizliği değil, umudu ve çabayı teşvik eder.
- İmtihan Dünyası: Dünya hayatının bir imtihan alanı olduğu ve bu imtihanın bir parçası olarak zorluklarla, haksızlıklarla ve zulümle karşılaşılabileceği birçok inanç sisteminin temel kabulüdür. Bu imtihan karşısında kişinin takındığı tavır, sabrı, adalete olan bağlılığı ve Yaratıcı’ya olan güveni onun manevi derecesini etkiler.
Yaratıcının Katındaki Değerlendirme:
Bir insanın, zulme ortak olmama gibi ulvi bir niyetle ve bu bilinçle hareket etmesinin Yaratıcı katında değerli olacağı umulur. Ancak bu niyetin ve bilincin, kişiyi hayattan koparan bir ümitsizliğe değil, tam aksine daha adil bir dünya için yapılabilecekler konusunda bir motivasyona dönüştürmesi genellikle daha makbul kabul edilir. Yaşama isteğinin azalması, eğer bu durum derin bir kedere ve çaresizliğe yol açıyorsa, bu duygularla başa çıkmak için manevi destek aramak, alimlerden veya ruh sağlığı uzmanlarından yardım almak da önemli olabilir.
Nihayetinde, kalplerde olanı ve niyetlerin en saf halini bilen yalnızca Allah’tır. Sizin bu derin tefekkürünüz ve hassasiyetiniz, O’nun rahmet ve adaletine sığınarak bir yol bulma arayışınızın bir parçasıdır. Zulümden kaçınma ve ona karşı durma çabanızın her türlüsü, niyetiniz halis olduğu sürece değerlidir. Bu çabayı, yaşam enerjinizi tüketmek yerine, onu daha anlamlı ve ilkeli bir şekilde sürdürme yönünde bir güce dönüştürebilmek, belki de üzerinde durulması gereken bir diğer “stratejik düşünce” olabilir.