İnkarcılar Kur’an İçin Neden “Eskilerin Masalları” Dediler?
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
İnkarcıların Büyük Yanılgısı: Kur’an İçin Neden “Eskilerin Masalları” Dediler?
İnkarcılar Kur’an İçin Neden “Eskilerin Masalları” Dediler?
Kur’an-ı Kerim Enfâl Suresi 31. Ayeti
Arapça Okunuşu:
Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ kâlû kad semi’nâ lev neşâu le kulnâ misle hâzâ in hâzâ illâ esâtîrul evvelîn(evvelîne).
1.) Ayetin Arapça Metni:
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا قَالُوا قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَٓاءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هٰذَآۙ اِنْ هٰذَآ اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ
2.) Ayetin Türkçe Meali (Elmalılı Hamdi Yazır):
“Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman, ‘İşittik (biliyoruz), dilesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir’ derler.”
3.) Ayetin Detaylı Tefsiri
Enfâl Suresi’nin 31. ayeti, hakikatin karşısında aciz kalan insan kibrinin en klasik ve en ilkel savunma mekanizmasını deşifre eder. Önceki ayette, müşriklerin Peygamberimizi öldürmek için kurdukları tuzağın Allah tarafından nasıl boşa çıkarıldığı anlatılmıştı. Fiziksel olarak İslam’ı yok edemeyen kâfirler, bu kez psikolojik bir savaşa girişerek, Allah’ın kelamını sıradanlaştırma ve değersizleştirme (itibar suikastı) yolunu seçmişlerdir. Bu ayet, ayetleri dinleyip inat edenlerin içler acısı kibrini ve Kur’an’ın eşsizliği karşısında sığındıkları o komik bahaneyi gözler önüne serer.
Kibrin Maskesi: “İşittik, Dilesek Benzerini Söyleriz”
Ayetin girişindeki “kad semi’nâ” (işittik/duyduk) ifadesi, Enfâl 21. ayetteki “işittik deyip de dinlemeyenlerin” tam bir prototipidir. Müşriklerin elebaşları (özellikle Nadr bin Hâris gibi isimler), Peygamber Efendimiz (s.a.v) Kur’an okuduğunda o muazzam edebi üslup ve derinlik karşısında içten içe sarsılıyorlardı. Ancak kabile taassupları ve kibirleri gerçeği kabul etmelerine engel oluyordu. Bu ezikliği bastırmak için çok büyük bir yalan uydurdular: “Lev neşâu le kulnâ misle hâzâ” (Dilesek biz de bunun benzerini söyleriz). Bu, tarihin en altı boş, en küstah iddialarından biridir. Zira Kur’an onlara defalarca meydan okumuş (Tahaddi); “Eğer dürüstseniz hadi Kur’an’ın bir suresinin, hatta on ayetinin benzerini getirin” demişti. Kureyş’in o en meşhur şairleri, edebiyatçıları bu meydan okuma karşısında tek bir satır bile yazamamış, çaresizlikten kılıca sarılmışlardı. “İstesek yaparız” demek, yapamayan korkakların ve acizlerin en ucuz bahanesidir.
“Esâtîru’l-Evvelîn” (Eskilerin Masalları) Hezeyanı
Ayetin asıl can alıcı noktası, inkârcıların sığındığı “Esâtîrul evvelîn” (Eskilerin masalları/mitolojileri) iftirasıdır. Kur’an, insanlara ibret almaları için geçmiş kavimlerin (Ad, Semud, Firavun vb.) kıssalarını anlatır. Nadr bin Hâris isimli müşrik, ticaret için İran’a (Hîre’ye) gider, oradan Rüstem ve İsfendiyar gibi efsanevi kralların destanlarını öğrenip Mekke’ye gelirdi. Efendimiz (s.a.v) Kur’an okuduğunda, o da halkın kafasını karıştırmak için “Muhammed size eskilerin masallarını anlatıyor, gelin ben de size Fars krallarının masallarını anlatayım” derdi. Onlar, içinde ilahi bir mesaj, ahlak ve hesap günü korkusu olan vahyi; içi boş efsanelerle bir tutmaya çalıştılar. Çünkü Kur’an’ı “ilahi bir mesaj” olarak kabul etselerdi, putlarını yıkmak ve adil bir hayat yaşamak (itaat etmek) zorunda kalacaklardı.
Sohbet üslubuyla günümüze bakarsak; aslında inkârcıların bahaneleri yüzyıllar geçse de hiç değişmemiştir. Ebu Cehil’in veya Nadr bin Hâris’in “Bu eskilerin masalıdır” demesiyle, bugünün bazı kibirli insanlarının “Kur’an 1400 yıl öncesinin çöl kanunlarıdır, bunlar mitolojidir, tarihsel metinlerdir” demesi arasında psikolojik olarak zerre kadar fark yoktur. İnsan, uymak istemediği bir kuralı önce değersizleştirmeye çalışır. Eğer Kur’an’ı ilahi bir kelam olarak kabul ederlerse, hayat tarzlarını, kazançlarını ve kibirlerini değiştirmek zorunda kalacaklarını çok iyi bilirler. İşte Enfâl 31 bize şunu fısıldar: Birisi hakikate “masal” diyorsa, bil ki o kişi aklıyla değil, hakikate teslim olmaktan korkan nefsiyle konuşuyordur. Kur’an masal olsaydı asırlardır insanları diriltemezdi; Kur’an hayattır, asıl masal kâfirlerin kendilerini kandırdıkları o kibirli bahaneleridir.
Enfâl Suresi’nin 31. Ayeti Işığında Duası
“Allah’ım! Sen kelamların en yücesini indiren, Kur’an’ı kalplerimize şifa ve hidayet kılan El-Hakk ve El-Mübîn olan Rabbimizsin. Bizleri, senin yüce ayetlerin okunduğunda kibre kapılıp onlara ‘masal’ deme gafletine düşen inkârcıların kararmış kalplerinden sana sığınıyoruz. Rabbimiz! Bize, ayetlerini işittiğinde ‘İstesek biz de yaparız’ diyen o kof kibrin karşısında, Kur’an’ın eşsizliğine (i’câzına) sonsuz bir hayranlıkla teslim olan bir iman lütfeyle. Kur’an’ı bizim için dünyada bir rehber, kabirde bir yoldaş, kıyamette bir şefaatçi kıl. Bizi ayetlerini dinleyip de inat eden bedbahtlardan değil, her bir ayetinde senin azametini ve hayatın gerçeğini bularak secdeye kapanan sâdık kullarından eyle. Amin.”
Enfâl Suresi’nin 31. Ayeti Işığında Hadisler
“Allah’ın Kitabı (Kur’an) öyle bir kitaptır ki; içinde sizden öncekilerin haberleri, sizden sonrakilerin (kıyamet ve ahiret) haberleri ve aranızdaki meselelerin hükmü vardır. O, hak ile batılı ayıran kesin bir hükümdür, asla bir şaka (veya masal) değildir.” (Tirmizi). — Ayetin “masal” iftirasına verdiği en net nebevi cevaptır.
“Kur’an’ın acayiplikleri (sırları ve hikmetleri) tükenmez. Onu çok okumakla o asla eskimez (modası geçmez).” (Tirmizi).
“Kim Kur’an’ı okur da, başkasına verilen (dünyalık) bir şeyin, kendisine verilenden daha üstün olduğunu zannederse, Allah’ın büyüttüğü şeyi (Kur’an’ı) küçümsemiş olur.” (Hakim).
“Kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremez… Kibir hakkı reddetmektir.” (Müslim). — Ayetleri reddetmenin altındaki asıl psikolojiyi açıklar.
Enfâl Suresi’nin 31. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Peygamber Efendimiz (s.a.v), Kur’an’a karşı yapılan bu çirkin “Eskilerin Masalları” iftiralarına karşı hiçbir zaman öfkeyle veya hakaretle karşılık vermemiştir. O’nun (s.a.v) sünneti, Kur’an’ın bizzat kendi gücüne (i’câzına) güvenerek tebliğe tavizsiz devam etmektir. Müşrikler meclislerde bağırıp çağırıp O’nun sözünü kesmeye (veya masallar anlatarak halkı oyalamaya) çalıştıklarında, Efendimiz (s.a.v) vakarla durmuş ve ayetleri okumaya devam etmiştir. Nitekim Utbe bin Rebia gibi azılı müşrikler bile O’nu dinlediklerinde büyülenmiş gibi geri dönmüş ve “Vallahi bu ne sihir ne de bir masaldır” demek zorunda kalmışlardır. Sünnet-i Seniyye; batılın kuru gürültüsüne ve alaycı bahanelerine aldırış etmeden, ilahi kelamın o sarsılmaz ve diriltici sadeliğini (Furkan’ı) insanlara aktarmaktaki o muazzam sabır ve özgüvendir.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Kibrin Bahanesi: İnsan aklı, boyun eğmek istemediği bir ilahi kuralı iptal edemediğinde, onu “tarihsel, modası geçmiş veya efsane” diyerek değersizleştirmeye (itibar suikastına) çalışır.
Kur’an’ın Eşsizliği (İ’câz): Müşriklerin “İstesek benzerini söyleriz” sözü kuru bir yalandır. Çünkü Allah onlara “Hadi bir benzerini getirin” (Bakara 23) dediğinde hepsi aciz kalmıştır.
Kıssalar Masal Değildir: Kur’an’da anlatılan geçmiş kavimlerin hikâyeleri (kıssalar), çocukları uyutmak için değil, yetişkinleri gaflet uykusundan uyandırmak için anlatılan sosyolojik hakikatlerdir.
Önyargının Körlüğü: Ayetleri dinleyip inat edenler, metnin içeriğine (ne söylediğine) değil, o metnin kimden geldiğine bakarak peşin hüküm verirler.
Değişmeyen İnkâr Psikolojisi: Bin yıl önceki Ebu Cehil’in itirazı ile bugünkü bir ateistin Kur’an’a “mitoloji” demesi arasında zihniyet olarak hiçbir fark yoktur; hakikate düşmanlık şekil değiştirse de özünde aynıdır.
Özet:
Peygamberimize vahyedilen ayetler okunduğunda, kibre kapılıp inat eden müşriklerin bu ilahi kelamı küçümsemek ve ondan kaçmak için “Dilesek biz de böyle söyleriz, bunlar eskilerin masallarından ibarettir” diyerek asılsız ve küstahça bahaneler ürettikleri bildirilmektedir.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:
Hicretin 2. yılında, Medine’de inmiştir. Ancak bu ayet, Mekke dönemindeki müşrik elebaşlarının (özellikle Nadr bin Hâris’in) Peygamberimizin davetini sabote etmek için yıllarca başvurdukları o ucuz kara propaganda yöntemini hatırlatmak ve onların bu acizliğini teşhir etmek için nazil olmuştur.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı:
30. ayette müşriklerin fiziksel bir tuzak (suikast) kurdukları anlatılmıştı. 31. ayet ise onların bu kez psikolojik bir tuzak (Kur’an’a masal iftirası) kurduklarını deşifre etti. 32. ayette ise onların bu inadının ve körlüğünün zirve noktası olan o korkunç bedduaları anlatılacaktır: “Ey Allah! Eğer bu Kur’an gerçekten senin katından gelmişse, hak ise, gökten üzerimize taş yağdır!” diyecek kadar akıllarını nasıl yitirdikleri ibretle gözler önüne serilecektir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. “Esâtîru’l-Evvelîn” (Eskilerin Masalları) Ne Demektir?
“Esâtîr”, yazılmış şeyler, efsaneler, masallar ve mitolojiler anlamına gelir. “Evvelîn” ise öncekiler, eskiler demektir. Müşrikler, Kur’an’da anlatılan geçmiş peygamberlerin ve helak olan kavimlerin ibretlik hikâyelerini (kıssaları), dilden dile dolaşan asılsız mitolojik masallara benzeterek Kur’an’ın ilahi kaynağını reddetmeye çalışmışlardır.
2. Kur’an’a “Eskilerin Masalları” Diyen Müşrik Kimdir?
Tefsir kaynaklarına göre bu iddiayı en çok dillendiren kişi Nadr bin Hâris‘tir. Ticaret için İran (Fars) bölgesine gider, oranın masallarını (Rüstem ve İsfendiyar efsanelerini) öğrenir, Mekke’ye dönerdi. Peygamberimiz (s.a.v) Kur’an okuduğunda o da halkı başına toplar ve “Gelin, Muhammed’in eskilerin masallarından anlattığı gibi ben de size daha güzellerini anlatayım” diyerek aklınca Kur’an’la alay ederdi.
3. Müşriklerin “İstesek Benzerini Söyleriz” İddiası Neden Boş Bir Bahanedir?
Bu iddia tamamen kof bir kibirden ibarettir. Çünkü Kur’an, “Tahaddi” (meydan okuma) ayetleriyle onlara defalarca seslenmiş, “Eğer şüpheniz varsa hadi Kur’an’ın bir suresinin, hatta uydurma on ayetin benzerini getirin” demiştir. Arapçayı ve şiiri en iyi kullanan Mekkeli edebiyatçılar bu meydan okuma karşısında tek bir sure bile üretememiş, kalemle cevap veremedikleri için kılıca (savaşa) başvurmuşlardır.
4. Kur’an’ın Eşsizliği (İ’câz) Ne Anlama Gelir?
İ’câz, “aciz bırakmak” demektir. Kur’an’ın dilinin (belagat ve fesahatinin), içerdiği geçmiş ve gelecek gayb haberlerinin, hukuki kusursuzluğunun ve insan ruhuna işleyen ahengini insan sözüyle taklit etmenin imkânsız olmasıdır. İnsanlar bir araya gelse bile onun bir benzerini yazamazlar.
5. Ayetleri Dinleyip İnat Edenlerin Psikolojik Durumu Nedir?
Bu kişilerin temel sorunu anlama eksikliği değil, “kabul etme” eksikliğidir. Kur’an’ın hak olduğunu içten içe hissetseler bile; bu gerçeği kabul ettiklerinde putlarını, haksız kazançlarını (faiz, tefecilik), statülerini ve kabileci kibirlerini kaybedecekleri korkusuyla psikolojik bir savunma duvarı örmüş ve inada sürüklenmişlerdir.
6. İnkarcıların Bahaneleri Tarih Boyunca Neden Hep Aynıdır?
Çünkü insanın nefsani ve şeytani dürtüleri değişmez. Geçmişte vahye “Bu eskilerin efsanesidir, sihirbaz sözüdür” diyen zihniyet ile bugün “Kur’an tarihseldir, bugünün sorunlarına hitap etmez, mitolojiden etkilenmiştir” diyen zihniyet tamamen aynı kibir (ilahlık taslama) damarından beslenmektedir.
7. Kur’an’daki Kıssalar Neden “Masal” Değildir?
Masallar eğlendirmek, vakit geçirmek ve uyutmak için anlatılan kurgusal (gerçek dışı) hikâyelerdir. Kur’an kıssaları ise yaşanmış, tarihi gerçekliği olan, amacı insanı uyutmak değil “uyandırmak” olan, ahlaki, teolojik ve sosyolojik ibretler sunan ilahi belgelerdir.
8. Peygamber Efendimiz Bu Alaycı Tavırlara Nasıl Karşılık Vermiştir?
Peygamberimiz (s.a.v), Nadr bin Hâris gibi kişilerin alaycı ve manipülatif tavırları karşısında asla onların seviyesine inip sözlü kavgaya girmemiştir. Vakarını korumuş, Kur’an’ın kendi gücüne (i’câzına) güvenerek bıkmadan usanmadan ayetleri tilavet etmeye (okumaya) devam etmiştir.
9. Mekkeli Müşriklerin Kur’an’dan Bu Kadar Korkmasının Sebebi Neydi?
Çünkü Kur’an sadece ruhani bir kitap değildi; kölelerle efendileri eşitliyordu, mazlumun hakkını zalimden almayı emrediyordu, adaletsiz ticaret sistemini (faizi) yasaklıyordu. Müşrikler, Kur’an’ın sadece kalpleri değil, haksız yere kurdukları sosyo-ekonomik sömürü düzenini de yıkacağından korktukları için ona savaş açmışlardır.
10. Günümüzde Kur’an’a “Tarihsel Bir Metin” Diyenlerin Durumu Enfâl 31 İle Nasıl Açıklanır?
Kur’an’ın hükümlerinin sadece 1400 yıl önceki bir döneme ait olduğunu (“eskilerin masalları/tarih” olduğunu) iddia edip bugünkü hayattan vahyi dışlamak isteyenler, ayette geçen Kureyşli inkârcıların modern versiyonlarıdır. Bu, vahyin evrenselliğini (çağlar üstü olmasını) reddedip onu etkisizleştirme çabasıdır.