Bakara Suresi AyetleriKur'an-ı Kerim

Îlâ Yemini: Eşinden Uzaklaşma Yemininde Dört Ay Mühlet

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Arapça Okunuşu:

لِلَّذ۪ينَ يُؤْلُونَ مِنْ نِسَٓائِهِمْ تَرَبُّصُ اَرْبَعَةِ اَشْهُرٍۚ فَاِنْ فَٓاؤُ۫ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ


Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 226. Ayeti

Türkçe Okunuşu: Lilleżîne yu/lûne min nisâ-ihim terabbuṣu erbe’ati eşhur(in)(s) fe-in fâû fe-inna(A)llâhe ġafûrun raḥîm(un)

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Kadınlarından îlâ edenler (onlara yaklaşmamaya yemin edenler) için dört ay beklemek vardır, eğer o müddet içinde dönerlerse şüphe yok ki Allah gafurdur rahîmdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir).

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 226. Ayeti Işığında Duası: Bu ayet-i kerime, cahiliye döneminde erkeklerin eşlerine zarar vermek amacıyla yaptıkları “îlâ” yeminini (eşine yaklaşmamaya yemin etme) düzenler. İslam, bu uygulamaya dört aylık bir süre sınırı getirerek kadının mağduriyetini önlemiş ve eşler arasında barış ve uzlaşma kapısını açık tutmuştur. Eğer erkek bu süre içinde yemininden döner ve eşiyle ilişkisini düzeltirse, Allah’ın Gafûr (çok bağışlayıcı) ve Rahîm (çok merhametli) olduğu müjdelenir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de dualarında aile huzurunu, eşler arasında iyi geçimi dilemiş ve Allah’ın affına ve merhametine sığınmıştır.

Aile Huzuru ve Eşler Arasında Uzlaşma İçin Dualar: Îlâ yemini, aile huzurunu bozan bir durumdur. İslam, bu yeminden dönmeyi ve barışmayı teşvik eder. Peygamber Efendimiz (s.a.v), eşler arasında sevgi ve saygının devamı için dua ederdi. Genel olarak aile huzuru için şu tür dualar yapılabilir: “Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” (Furkân, 25/74 ayetindeki dua). Anlaşmazlık durumlarında Allah’tan yardım istemek ve kalplerin yumuşaması için dua etmek de Peygamberimizin (s.a.v) ruhuna uygundur. “Allah’ım! Kalplerimizi birleştir, aramızı ıslah et…” (Ebû Dâvûd, Salât, 181). Hatalardan Dönüş ve Allah’ın Affı İçin Dualar: Îlâ yemini gibi hatalı bir davranıştan dönmek, Allah’ın Gafûr ve Rahîm sıfatlarına sığınmayı gerektirir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) günahlarından dolayı sürekli istiğfar ederdi. Bir eşine karşı yaptığı haksız bir yeminden dönen kimsenin de Allah’tan af dilemesi gerekir. “Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilâh yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim sözümde ve ahdimde durmaktayım. İşlediğim günahların şerrinden sana sığınırım. Bana lütfettiğin nimetlerini huzurunda itiraf ederim. Günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü senden başka günahları bağışlayacak kimse yoktur.” (Buhârî, Deavât, 2). Bu Seyyidü’l-İstiğfâr, her türlü hatadan dönüşte okunabilecek kapsamlı bir duadır.

Bakara Suresi’nin 226. Ayeti Işığında Hadisler:

Îlâ’nın Hükmü ve Süresi: Îlâ, bir erkeğin eşiyle cinsel ilişkide bulunmamaya yemin etmesidir. Cahiliye döneminde bu yemin süresiz olabiliyor ve kadın mağdur ediliyordu. İslam, bu süreyi dört ay ile sınırlamıştır. Hz. Ali (r.a), Ömer (r.a), Osman (r.a), Zeyd bin Sâbit (r.a) gibi birçok sahabiden, îlâ yapan kimsenin dört ay bekleyeceği, bu süre içinde eşine dönerse yemin kefareti vereceği, dönmezse bu sürenin sonunda kadının bir talakla (boşanma) bain olacağı veya hâkimin onları ayıracağı yönünde rivayetler ve içtihatlar bulunmaktadır. (Bu konuda fıkıh kitaplarında detaylı bilgi mevcuttur.) Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in de eşlerinden bir süreliğine ayrı kaldığı (îlâ yaptığı veya benzer bir durum yaşadığı) ve bu sürenin sonunda onlara döndüğü rivayet edilir. Bu olay, îlâ hükümlerinin anlaşılmasında önemli bir örnektir. (Buhârî, Nikâh, 91-92; Müslim, Talâk, 29-32). Yeminden Dönme (Rücû) ve Kefaret: Ayette “eğer dönerlerse” ifadesi, yeminden vazgeçip eşiyle barışmayı ifade eder. Bu durumda yemin bozulmuş olacağından, genellikle yemin kefareti gerekir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kim bir şeye yemin eder de sonra ondan başkasını daha hayırlı görürse, o hayırlı olanı yapsın ve yemini için kefaret versin.” (Müslim, Eymân, 11-13). Îlâ yemininden dönmek de bu kapsamda değerlendirilebilir. Allah’ın Mağfiret ve Rahmeti: Ayette, dönenler için Allah’ın Gafûr ve Rahîm olduğu belirtilir. Bu, Allah’ın tevbeleri kabul ettiğini ve kullarına karşı merhametli olduğunu gösterir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ, kulunun tevbesinden, sizden birinin çölde devesini kaybedip de sonra onu bulduğu zamanki sevincinden daha çok sevinir.” (Buhârî, Daavât, 4; Müslim, Tevbe, 1). Bu, Allah’ın affediciliğinin ne kadar geniş olduğunu gösterir.

Bakara Suresi’nin 226. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye:

Kadın Haklarının Korunması: İslam, cahiliye döneminde kadınlara yapılan birçok haksızlığı ortadan kaldırmıştır. Îlâ hükmünün düzenlenmesi de bunlardan biridir. Kadının süresiz olarak eşinden ayrı bırakılarak mağdur edilmesi engellenmiştir. Peygamberimiz (s.a.v) Veda Hutbesi’nde de kadın haklarına vurgu yapmıştır. Aile Birliğinin Önemi ve Korunması: İslam, aile kurumuna büyük önem verir ve onun korunması için tedbirler alır. Îlâ hükmü, erkeğe düşünmesi ve hatasından dönmesi için bir süre tanırken, aynı zamanda kadının da belirsizlik içinde kalmasını önler. Uzlaşma ve barışma daima teşvik edilir. Yeminlerin Sorumluluğu ve Çözüm Yolları: Yemin etmek ciddi bir iştir ve sonuçları vardır. Ancak İslam, yeminlerin kötüye kullanılmasını engellemiş ve bozulması durumunda kefaret gibi çözüm yolları göstermiştir. Peygamberimiz (s.a.v) yeminlere riayet etmeyi, ancak hayra engel olan yeminlerden dönmeyi öğretmiştir. Allah’ın Rahmet ve Mağfiretini Esas Almak: Hukuki düzenlemelerde bile Allah’ın rahmet ve mağfiret sıfatlarının hatırlatılması, kulların O’nun affına sığınmalarını ve ümitlerini kesmemelerini sağlar. Sünnet, daima Allah’ın rahmetini vurgular.

Özet: Bu ayet, hanımlarına cinsel olarak yaklaşmamak üzere yemin eden erkekler (îlâ yapanlar) için en fazla dört aylık bir bekleme süresi olduğunu belirtir. Eğer bu dört aylık süre zarfında erkekler yeminlerinden vazgeçip eşleriyle normal evlilik ilişkilerine dönerlerse, şüphesiz Allah’ın çok bağışlayıcı (Gafûr) ve çok merhametli (Rahîm) olduğu ifade edilir. Bu, İslam’ın aile içi ilişkileri düzenleyen ve özellikle kadının mağduriyetini önlemeye yönelik bir hükmüdür.

İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı: Medine döneminde nazil olmuştur. Aile hukukuyla ilgili ayetler bağlamında yer alır. Cahiliye Arapları arasında bir erkek, kızdığı zaman eşine yaklaşmamaya yemin edebilir ve bu yeminin süresi belirsiz olabilirdi. Bu durum, kadını ne evli ne de boşanmış bir halde, askıda bırakarak ona zarar veriyordu. İslam, bu uygulamayı “îlâ” olarak isimlendirmiş ve ona en fazla dört aylık bir süre sınırı getirmiştir. Bu süre içinde erkek ya eşine döner (ve genellikle yemin kefareti öder) ya da bu süre sonunda kadının boşanma hakkı doğar veya evlilik kendiliğinden sona erer (fıkhi detayları mezheplere göre değişebilir). Ayet, bu durumu adil bir çözüme kavuşturmak ve kadının haklarını korumak için inmiştir.

Ayetin Detaylı Tefsiri:

“Lilleżîne yu/lûne min nisâ-ihim” (Kadınlarından îlâ edenler (onlara yaklaşmamaya yemin edenler) için): “Yu/lûne” (يُؤْلُونَ) fiili, “âlâ-yûlî-îlâen” (آلَى يُولِي إِيلَاءً) kökünden gelir ve “yemin etmek” anlamına gelir. Terim olarak “îlâ”, bir erkeğin eşiyle cinsel ilişkide bulunmamaya yemin etmesi demektir. Bu yemin, belirli bir süre için veya süresiz olabilir. Ayet, bu durumu ele almaktadır.

“terabbuṣu erbe’ati eşhur(in)” (dört ay beklemek vardır): “Terabbus” (تَرَبُّصُ), beklemek, gözetlemek, bir süre tanımak demektir. Ayet, îlâ yapan erkek için en fazla dört aylık bir bekleme ve düşünme süresi belirler. Bu süre içinde erkek, yemininden dönüp dönmeyeceğine karar verir.

“fe-in fâû fe-inna(A)llâhe ġafûrun raḥîm(un)” (Eğer o müddet içinde dönerlerse şüphe yok ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir): “Fe-in fâû” (فَإِنْ فَاءُوا): Eğer dönerlerse. “Fâe” (فَاءَ) fiili, “geri dönmek, rücû etmek, (hatadan) vazgeçmek, barışmak” anlamlarına gelir. Burada, erkeğin yemininden vazgeçip eşiyle normal evlilik hayatına dönmesi kastedilir. Bu dönüş gerçekleşirse, “fe-inna(A)llâhe ġafûrun raḥîm(un)” (şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir). Allah, erkeğin bu yeminle eşine verdiği sıkıntıdan veya yeminini bozmasından dolayı tevbe etmesi halinde onu bağışlar ve merhametiyle muamele eder. Yeminini bozan kimsenin ayrıca yemin kefareti vermesi gerekip gerekmediği fıkıh alimlerince tartışılmış ve genellikle gerekli görülmüştür. Ancak ayet, burada Allah’ın genel affediciliğine ve rahmetine vurgu yapar.

Bu ayet, eğer dört ay içinde erkek eşine dönmezse ne olacağını açıkça belirtmez, ancak bir sonraki ayet (Bakara 227) bu durumu açıklığa kavuşturur: “Eğer boşanmaya karar verirlerse (ayrılmakta azmederlerse), şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” Bu da, dört aylık sürenin sonunda erkek dönmezse, kadının boşanma talep etme hakkının doğduğu veya evliliğin sona erdiği anlamına gelir. Böylece kadın, belirsizlikten kurtulmuş olur.

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler:

Kadın Haklarının Korunması: İslam, evlilikte kadının haklarını gözetir ve erkeğin keyfi davranışlarla ona zarar vermesini engeller. Îlâ hükmü, kadını belirsiz bir bekleyişten ve mağduriyetten kurtarır. Aile Kurumunun Islahı: Ayet, eşler arasında ortaya çıkabilecek sorunların çözümü için bir yol gösterir. Erkeğe düşünmesi ve hatasından dönmesi için bir süre tanırken, ilişkinin tamamen kopmasını da engellemeye çalışır. Dönüş (rücû) teşvik edilir. Yeminlerin Sorumluluğu: Yemin etmek, özellikle aile hayatını etkileyen konularda, hafife alınacak bir durum değildir. İslam, bu tür yeminleri bir düzene sokmuştur. Allah’ın Rahmet ve Mağfiretinin Vurgulanması: Hukuki bir düzenleme yapılırken bile Allah’ın Gafûr ve Rahîm sıfatlarının zikredilmesi, O’nun rahmetinin her şeyi kuşattığını ve tevbe kapısının daima açık olduğunu hatırlatır. Adalet ve Denge: Îlâ hükmü, hem erkeğin yeminine bir sınır getirme hem de kadının haklarını koruma arasında bir denge kurar.

Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı: Bu 226. ayet, bir önceki ayet olan Bakara 2:225’te yeminlerdeki lağv (kasıtsız) ve kasıt ayrımının yapılmasının ve Allah’ın Gafûr ve Halîm olduğunun belirtilmesinin ardından gelir. O genel prensipten sonra, bu ayet özel bir yemin türü olan “îlâ”yı ele alır. Bu ayetten sonra gelen Bakara 2:227’de ise, îlâ yapan erkeğin dört ay içinde eşine dönmemesi ve boşanmada kararlı olması durumu ele alınır: “Eğer boşanmaya karar verirlerse (ayrılmakta azmederlerse), şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” Böylece 226 ve 227. ayetler, îlâ konusunu tamamlayıcı bir şekilde ele alır.

Sonuç: Bakara Suresi 226. ayeti, eşlerine yaklaşmamak üzere yemin eden (îlâ yapan) erkeklere, bu durumun en fazla dört ay sürebileceğini bildirir. Bu süre içinde yeminlerinden dönüp eşleriyle barışırlarsa, Allah’ın onları bağışlayacağını ve merhamet edeceğini müjdeler. Bu hüküm, İslam’ın aile hukukunda adaleti sağlama, kadının haklarını koruma ve evlilik birliğini mümkün olduğunca sürdürme gayretinin bir yansımasıdır.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu