Ortak Kader: Yasak Meyve ve “Adem’i Havva Kandırdı” İftirası – (2. Bölüm)
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
1.) Ayetin Arapça Metni
فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُورِيَ عَنْهُمَا مِن سَوْءَاتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَاكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ إِلَّا أَن تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِدِينَ
(Araf Suresi, 20. Ayet)
2.) Ayetin Türkçe Meali
Derken şeytan, onların (her ikisinin) kendilerinden gizli kalan mahrem yerlerini onlara göstermek için ikisine de vesvese verdi. Ve dedi ki: “Rabbiniz, sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye sizi bu ağaçtan men etti.”
3.) Ayetin Detaylı Tefsiri ve Sohbeti
Tarih boyunca, özellikle tahrif edilmiş Tevrat ve Hristiyan teolojisinde (İsrâiliyat), cennetten çıkarılışın faturası hep kadına, yani Hz. Havva validemize kesilmiştir. İddia şudur: “Şeytan önce Havva’yı kandırdı, Havva da yılan vasıtasıyla Adem’i kandırıp meyveyi yedirdi.” Bu yüzden kadın, “şeytanın kapısı” ve “ilk günahın müsebbibi” olarak görülmüştür.
Ancak Kur’an-ı Kerim, Ümmü’l-Beşer olan annemizin onurunu korumuş ve bu iftirayı ayetle yalanlamıştır.
Kur’an’ın Dili: “Lehumâ” (İkisine Birden) Araf Suresi 20. ayetteki Arapça gramer yapısı mucizevidir. Allah Teâlâ, şeytanın vesvesesini anlatırken tekil zamir kullanmaz.
“Vesvese ileyhâ” (kadına fısıldadı) demez.
“Vesvese ileyhi” (erkeğe fısıldadı) demez.
“Vesvese Lehumâ” (O ikisine birden fısıldadı) der. Yani şeytan, Hz. Adem ve Hz. Havva’yı yan yana yakaladı. Yalanını, vaadini ve tuzağını ikisine aynı anda kurdu. İkisi de bu yalana beraber inandılar, beraber yanıldılar.
Sorumlulukta Eşitlik Meyveye el uzatırken de Kur’an “Fe ekelâ minhâ” (İkisi ondan yediler) ifadesini kullanır (Taha, 121). Burada suçlu veya ayartıcı tek bir taraf yoktur. Hz. Havva, Hz. Adem’i yoldan çıkaran bir “baştan çıkarıcı” değil; hayat arkadaşıyla aynı hataya düşen bir “imtihan ortağı”dır. Bu ayet, İslam’ın kadına bakışını netleştirir: Kadın, potansiyel bir suçlu değil; erkek gibi iradesi olan, hata yapabilen ama hatasının bedelini de tövbesini de kendi iradesiyle ödeyen bağımsız bir kuldur.
Neden Kadına İftira Atıldı? İnsanlık tarihi, kendi zayıflığını örtmek için bir “günah keçisi” aramıştır. Erkek egemen toplumlar, nefsani düşkünlüklerinin suçunu “kadının cazibesine” atarak kendilerini temize çıkarmaya çalışmıştır. Kur’an ise bu kolaycılığı reddeder. Hz. Adem de Hz. Havva da nefis taşıyordu ve şeytan her ikisinin de zayıf noktasını (ebedilik arzusunu) kullandı.
Birlikte Tövbe Etmenin Gücü Hatada ortak olan bu kutlu çift, tövbede de ortak oldular. Arafat’ta ellerini açtıklarında “Rabbim ben yapmadım, o yaptırdı” demediler. Beraberce: “Rabbena zalemna enfusena” (Biz kendimize zulmettik) dediler. Bu, ideal bir evliliğin de formülüdür. Eşler, sorun yaşandığında birbirini suçlamak yerine; “Biz nerede hata yaptık ve bunu beraber nasıl çözeriz?” diyebilenlerdir. Hz. Havva, Hz. Adem’in suç ortağı değil, tövbe arkadaşıdır.
Özet:
Bu ayet, Hz. Havva’nın Hz. Adem’i kandırdığı yönündeki yaygın inanışı kesin bir dille reddeder. Ayetteki “Lehumâ” (ikisine) ve “Kuma” (sizin) zamirleri, şeytanın vesveseyi her ikisine aynı anda verdiğini, yasağın her ikisi tarafından çiğnendiğini gösterir. İslam’a göre ilk hata, kadının değil, insanın ortak mirasıdır.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:
Araf Suresi Mekke döneminde inmiştir. Cahiliye devrinde kadın “uğursuzluk” sebebi sayılırdı. Kur’an, insanlığın başlangıç hikayesini en doğru haliyle anlatarak; kadının yaratılıştan “bozuk” veya “suçlu” olmadığını, erkekle eşit sorumluluğa sahip onurlu bir varlık olduğunu tescil etmiştir.
Yazarın Notu:
Meyve yenmiş, cennet elbiseleri düşmüş ve o ilahi ferman gelmişti: “İnin oradan!” Bu emirle birlikte büyük bir ayrılık başlıyordu. Sadece cennetten değil, birbirlerinden de ayrılacaklardı. Hz. Adem Serendip’e, Hz. Havva ise Cidde’ye inecekti. Ümmü’l-Beşer’in dünyadaki ilk durağı, yalnızlığı ve bir kadının gözüyle gurbet… Bir sonraki yazımızda, Hz. Havva’nın Cidde günlerini konuşacağız.