Mucize İndirilmesi Beklentisi ve Allah’ın Kudreti
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim En’am Suresi 38. Ayeti
Arapça Okunuşu:
وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ وَلاَ طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلاَّ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم مَّا فَرَّطْنَا فِي الكِتَابِ مِن شَيْءٍ ثُمَّ إِلَى رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ
Türkçe Okunuşu:
Ve ma min dabbetin fil ardı ve la tairin yetiru bi cenahayhi illa umemun emsalukum, ma ferratna fil kitabi min şey’in summe ila rabbihim yuhşerun.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet (topluluk) olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp haşrolunacaklardır.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) En’am Suresi’nin 38. Ayeti Işığında Duası
Bu ayet, hayvanlara merhameti ve Allah’ın yaratma sanatına saygıyı emreder. Efendimiz (s.a.v), dilsiz canlıların hakkını gözetmek hususunda şöyle dua ve niyazda bulunmuştur:
“Allah’ım! Yarattıklarının şerrinden, gökten inen ve yere çıkan her şeyin şerrinden… ve her canlının şerrinden sana sığınırım. Şüphesiz Rabbim dosdoğru yol üzerinedir.” (Hûd Suresi 56. ayetten mülhem dua)
Ayrıca hayvanlara eziyet edenleri gördüğünde: “Allah’ım! Onlara merhamet etmeyenlere Sen de merhamet etme.” manasında uyarılarda bulunmuştur.
En’am Suresi’nin 38. Ayeti Işığında Hadisler
Hayvanların da birer “ümmet” olduğu ve ahirette haklarının alınacağı (haşredilecekleri) gerçeği üzerine Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Kıyamet günü haklar mutlaka sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacaktır (hakkı alınacaktır).” (Müslim, Birr, 60)
Hayvanlara yapılan muamelenin insanın ahiretini belirlemesi üzerine: “Bir kadın, hapsettiği, yedirmediği, içirmediği ve yerdeki haşereleri yemesine bile izin vermediği bir kedi yüzünden cehenneme girdi.” (Buhârî, Enbiyâ, 54) “Bir adam, susuzluktan soluyan bir köpeğe ayakkabısıyla su içirdiği için Allah onu bağışladı ve cennete koydu.” (Buhârî, Müsâkât, 9)
En’am Suresi’nin 38. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Bu ayet bağlamında Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) sünneti, **”Canlıya Hürmet”**tir. O, hayvanları sadece bir “eşya” veya “yiyecek” olarak görmemiş, onların da Allah’ı zikreden, hisseden ve sosyal hayatı olan varlıklar olduğunu öğretmiştir.
Sünnet-i Seniyye’de bu ayetin yansıması şöyledir: Efendimiz (s.a.v), binek hayvanlarına fazla yük yüklenmesini yasaklamış, yüzlerine damga vurulmasını lanetlemiş, kuş yuvalarının bozulmasına kızmış ve bıçağın hayvanın gözü önünde bilenmesini “Onu iki defa mı öldürmek istiyorsun?” diyerek men etmiştir. Günümüzde bu sünneti yaşatmak; sokak hayvanlarına bir kap su koymaktan, ekolojik dengeyi korumaya, hayvan deneylerine karşı duruştan, bindiğimiz ata veya arabaya (emanet nazarıyla) iyi bakmaya kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
Ayetin Detaylı Tefsiri
Müşrikler mucize istiyorlardı (37. ayet). Allah Teâlâ bu ayetle diyor ki: “Mucize mi istiyorsunuz? Etrafınıza bakın!”
“Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan (Dabbe)…” Dabbe; debelenen, hareket eden her canlı demektir. Mikroskobik canlılardan fillere kadar hepsi buna dahildir. “…ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki…” Burada “kanadıyla uçan” denmesi, mecazi uçuşları (melekler vb.) ayırmak ve biyolojik kuşları kastetmek içindir.
“…Sizin gibi birer ümmet (Umemun emsâlukum) olmasınlar.” İşte ayetin kalbi burasıdır. Allah, hayvanlara “topluluk” veya “sürü” demiyor; “Ümmet” diyor. Ümmet ne demektir? Ortak bir amacı, düzeni, lideri, iletişim dili, rızık arama metodu ve tesbihatı (ibadeti) olan şuurlu topluluk demektir. Modern bilim (Etoloji), karıncaların tarım yaptığını, arıların dans ederek koordinat verdiğini, fillerin yas tuttuğunu, yunusların isim kullandığını yeni keşfetti. Kur’an ise 1400 yıl önce “Onlar da sizin gibi sosyal toplumlardır, başıboş değillerdir” diyerek bu gerçeği tescillemiştir.
“Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” Buradaki “Kitap”; Levh-i Mahfuz’dur (Kader Defteri). Yani bir sineğin kanat çırpışından bir balinanın okyanusta aldığı nefese kadar her şey kayıt altındadır, Allah’ın ilmi ve planı dahilindedir. Hiçbir canlı “sahipsiz” değildir.
“Sonra hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp haşrolunacaklardır.” Bu, İslam akaidinde çok tartışılan ve hayranlık uyandıran bir detaydır. Sadece insanlar değil, hayvanlar da diriltilecektir. Neden? “Mutlak Adalet”in tecellisi için. Güçlü hayvanın zayıfı ezdiği durumların hesabı görülecek, sonra (bazı görüşlere göre) toprak olacaklardır. Bu sahne, Allah’ın adaletinin ne kadar hassas olduğunu gösterir.
Alimlerin Kıyası ve Temsilleri
Alimler, hayvanların “insanlar gibi bir ümmet” oluşunu ve aralarındaki muazzam düzeni anlatmak için şu temsilleri kullanmışlardır:
“Arı ve Mühendis” Kıyası: Bir mühendis, altıgen bir petek yapmak için cetvel, pergel ve matematik formülleri kullanır. Yıllarca eğitim alır. Ancak bir arı, doğduğu andan itibaren karanlık kovanın içinde milimetrik hata yapmadan o peteği örer. Alimler der ki: “Arının bu ilmi, ‘Ümmet’ şuurundandır. Onun mühendisi ve öğretmeni bizzat Rabbi’dir (Vahy-i İlahi). İnsanlar okuyarak öğrenir, hayvanlar (ümmetler) ilham ile donatılmış olarak doğarlar.”
“Devlet ve Karınca” Temsili: İnsanlar devlet kurar; askerleri, işçileri, kiler sorumluları vardır. Karınca yuvasına bakan alimler, orada da aynı sistemi görürler. Kapıda nöbet tutan asker karıncalar, yiyecek taşıyan işçiler, kraliçe arı… Bu kıyas şunu gösterir: “Sizin gibi ümmetler” ifadesi lafın gelişi değildir. Siyasi ve sosyal yapıları tıpkı insan toplumları gibidir. Onların da “hukuku” ve “sınırları” vardır.
“Tesbihat ve Koro” Temsili (Bediüzzaman Said Nursi): Bediüzzaman, kainatı büyük bir orkestraya benzetir. Her hayvan türü (ümmeti), o orkestrada ayrı bir enstrümandır. Kuşların cıvıltısı, gök gürültüsü, aslanın kükremesi… Hepsi kendi dillerinde, kendi “notalarıyla” Allah’ı tesbih ederler. İnsan nasıl namazda “saf” tutuyorsa, kuşlar da havada uçarken veya ağaçta öterken bir nizam içinde Rablerini anarlar. Onlar başıboş gezen avareler değil, vazifeli memurlardır.
İcma
Alimlerin çoğunluğu, bu ayet ve ilgili hadislere dayanarak hayvanların da kıyamet günü diriltileceği konusunda icma etmiştir. Ancak bu dirilişin mahiyeti konusunda (cennete mi gidecekler, toprak mı olacaklar) farklı görüşler olsa da, “hesaplaşma için diriliş” kesindir. İmam Maverdi gibi alimler, “Bu ayet, hayvanlara eziyetin haram olduğunun en büyük delilidir, çünkü hesabı vardır” demişlerdir.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Hayvan Hakları: Hayvanlar mal veya eşya değil, hakları olan “ümmetler”dir. Onlara saygı, Yaratıcıya saygıdır.
Ekolojik Düzen: Her hayvan türünün ekosistemde bir görevi vardır. Bir türü yok etmek, bir “ümmeti” yok etmektir ve Allah’ın düzenini bozmaktır.
Mutlak Adalet: Allah’ın adaleti o kadar incedir ki, bir keçinin diğerine vurduğu boynuz darbesini bile karşılıksız bırakmaz. İnsan, kendi hesabının ne kadar çetin olacağını buradan kıyaslamalıdır.
Allah’ın İlmi: Hiçbir şey (yerdeki karınca bile) Allah’ın gözetiminden kaçmaz. “Kitapta eksik yoktur.”
Kibir Yasağı: Ey insan! Kendini evrenin tek efendisi sanma. Senden başka nice “ümmetler” var ki, belki tesbihat ve itaat konusunda senden daha ileridedirler.
Özet:
En’am 38, yerdeki ve gökteki tüm hayvanların tıpkı insanlar gibi organize olmuş, şuurlu ve amaçlı “ümmetler” olduğunu; Allah’ın ilminin her şeyi kuşattığını ve kıyamet günü hayvanların bile adalet terazisine çıkarılmak üzere diriltileceğini beyan ederek, insana kainattaki diğer canlılara karşı sorumluluğunu hatırlatan evrensel bir beyannamedir.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:
Mekke döneminde inmiştir. Müşrikler Peygamber’den olağanüstü mucizeler isterken, Allah Teâlâ onlara “Gözünüzün önündeki kuşlara, böceklere bakın; bundan büyük mucize mi olur?” mesajını vermek üzere bu ayeti indirmiştir.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı:
ayette müşriklerin “Ona bir mucize indirilseydi ya” sözü vardı. 38. ayet, yaratılan her canlının bir mucize olduğunu ispatlar. 39. ayette ise, bu açık delilleri (ayetleri) yalanlayanların karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizler olduğu anlatılacaktır.
Sonuç:
Bir karıncaya basarken veya bir kuşa bakarken “Bu da benim gibi bir ümmetin ferdi” diyebilmek, Kur’an’ın bize kazandırdığı en ince bakış açısıdır.
En’am Suresi 38. Ayeti Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hayvanlar cennete veya cehenneme gidecek mi? Genel görüşe ve hadislere göre; hayvanlar hesaplaştıktan sonra Allah onlara “Toprak olun” diyecek ve toprak olacaklardır. Kafirler bu sahneyi görünce “Keşke ben de (bu hayvanlar gibi) toprak olsaydım” (Nebe 40) diyeceklerdir. Ancak Ashab-ı Kehf’in köpeği (Kıtmir) veya Hz. Salih’in devesi gibi bazı özel hayvanların cennete gireceğine dair rivayetler vardır.
“Sizin gibi ümmetler” ifadesi evrim teorisine delil olur mu? Hayır. Bu ifade “biyolojik türeyiş” benzerliğini değil; “sosyal yapı, rızık arama, ibadet ve Allah’a muhtaçlık” konusundaki benzerliği (teşbihi) anlatır.
Hayvanların “aklı” var mıdır? İnsan gibi mükellef (sorumlu) kılan bir akılları yoktur ama “sevk-i ilahi” (içgüdü/ilham) ile hayatlarını idame ettirecek bir şuur ve zekaları vardır. Ayet onlara “ümmet” diyerek bu şuurun varlığını teyit eder.
Hayvanlar kıyamet günü neyin hesabını verecek? İrade ve taklif (dini sorumluluk) olmadığı için “günah/sevap” hesabı değil; “zulüm/kısas” hesabı vereceklerdir. Güçlünün zayıfı ezdiği durumların telafisi yapılacaktır. Bu, ilahi adaletin izharıdır.
“Kitap”tan kasıt Kur’an mıdır? Çoğu müfessire göre buradaki kitap “Levh-i Mahfuz”dur (Kader Kitabı). Çünkü Kur’an’da her hayvanın detaylı biyolojisi yazmaz ama Levh-i Mahfuz’da her şey kayıtlıdır. Bazı müfessirler ise “Kur’an’da dinin temel prensipleri eksik bırakılmamıştır” diyerek Kur’an’ı kastetmişlerdir.
Bu ayet vejetaryenliği mi savunur? Hayır. Allah başka ayetlerde hayvanların etinden, sütünden faydalanmayı helal kılmıştır (En’am 142). Ancak bu faydalanmanın “zulmetmeden, saygı çerçevesinde ve israf etmeden” yapılmasını emreder. Onlar bizim için yaratılmıştır ama “sahipsiz” değillerdir.