Kur'an-ı KerimNisa Suresi Ayetleri

Mirasta Kadınların ve Erkeklerin Payı Nasıl Belirlenir?

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Kur’an-ı Kerim, Nisa Suresi, 7. Ayet-i Kerime

 

Arapça Okunuşu: لِلرِّجَالِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَۖ وَلِلنِّسَٓاءِ نَص۪يبٌ مِمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالْاَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ اَوْ كَثُرَؕ نَص۪يبًا مَفْرُوضًا

Türkçe Okunuşu: Li-rricâli nasîbun mimmâ terake-lvâlidâni vel-akrabûn(e)(s) veli-nnisâ-i nasîbun mimmâ terake-lvâlidâni vel-akrabûne mimmâ kalle minhu ev keśur(a)(c) nasîben mefrûdâ(n)

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: “Anne, baba ve akrabanın bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Anne, baba ve akrabanın bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. O maldan, az veya çok, farz kılınmış bir pay (olarak bu hüküm belirlenmiştir).”


 

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Nisa Suresi’nin 7. Ayeti Işığında Duası

 

Bu ayet, İslam hukukunda bir devrim niteliğindedir. Sadece savaşabilen ve aileyi koruyabilen erkeklerin miras aldığı cahiliye adetini temelden yıkarak, kadınlara ve çocuklara, Allah tarafından belirlenmiş, dokunulmaz bir miras hakkı tanır. Bu, ilahi adaletin ve merhametin en bariz tecellilerinden biridir. Mü’minin duası, bu ilahi taksime tam bir teslimiyet göstermek ve onu uygulamada zerre kadar haksızlık yapmamaktır.

Teslimiyet ve Rıza Duası: “Ya Rabbi! Anne-babanın ve akrabaların bıraktığı mirastan hem erkeklere hem de kadınlara ‘farz kılınmış bir pay’ ayıran hikmetine ve adaletine iman ettik. Kalplerimizi, cahiliye adetlerinden, hasetten, açgözlülükten ve Senin taksimatını sorgulamaktan temizle. Bizi, miras malı az da olsa çok da olsa, her hak sahibine hakkını tastamam teslim eden ve Senin hükmüne tam bir gönül rızasıyla boyun eğen kullarından eyle.”

Adil Bir Uygulayıcı Olma Duası: “Allah’ım! Bizi, miras taksimi yaparken adaletten ayrılmayanlardan kıl. Özellikle kadınların, kız çocuklarının ve zayıf görülenlerin haklarını korumada bize güç ve titizlik ver. Bizi, onların payını eksiltmeye veya geciktirmeye çalışan zalimlerden eyleme. Bu ‘farz kılınmış payları’ sahiplerine ulaştırarak, Senin emrini yerine getirmenin huzurunu ve bereketini bizlere yaşat.”


 

Nisa Suresi’nin 7. Ayeti Işığında Hadisler

 

Bu ayetin iniş sebebi (nüzul sebebi), onun devrimci niteliğini anlamak için en önemli anahtardır ve bu olay sahabe tarafından bizzat rivayet edilmiştir.

Ayetin İniş Sebebi Olan Hadise: Sahabeden Câbir bin Abdullah (r.a.) anlatıyor: Uhud Savaşı’nda şehit düşen Sa’d bin Rebî’nin hanımı, iki kızıyla birlikte Peygamber Efendimize (s.a.v) geldi ve şöyle dedi: “Yâ Resûlallah! Bunlar Sa’d’ın kızları. Babaları seninle birlikte Uhud’da şehit düştü. Amcaları ise onların bütün malını aldı ve onlara hiçbir şey bırakmadı. Onlar malsız evlenemezler de.” Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu: “Allah bu konuda hükmünü bildirecektir.” Çok geçmeden bu miras ayeti (Nisa, 7) nazil oldu. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v), kızların amcasına haber göndererek şöyle buyurdu: “Sa’d’ın kızlarına malın üçte ikisini, annelerine sekizde birini ver. Geriye kalan ise senindir.” (Tirmizî, Ferâiz, 4; Ebû Dâvûd, Ferâiz, 3). Bu olay, ayetin doğrudan bir adaletsizliği ortadan kaldırmak ve kadın ile çocukların hakkını ilahi bir güvence altına almak için indiğini net bir şekilde göstermektedir.


 

Nisa Suresi’nin 7. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu ayetle gelen hükümleri derhal ve eksiksiz bir şekilde uygulayarak, kökleşmiş toplumsal adetleri yıkmış ve ilahi adaleti tesis etmiştir.

Cahiliye Hukukunu İlga Etmesi: Sünnet, bu ayetle birlikte, “Miras, sadece mızrak kullanabilen ve aileyi koruyabilen erkeğe aittir” şeklindeki cahiliye prensibini tamamen ortadan kaldırmıştır. Peygamberimiz, hak sahibi olan kadınlara ve çocuklara, toplumun yadırgamasına veya karşı çıkmasına bakmaksızın, miras paylarını bizzat teslim etmiştir. İlahi Hukukun Önceliği: Peygamberimiz, miras hukukunda kabile geleneklerini veya kişisel yorumları değil, sadece Allah’ın vahyini esas almıştır. Onun uygulaması, mirasın (terekenin) kişisel bir lütuf veya bağış değil, Allah tarafından belirlenmiş oranlara göre dağıtılması gereken ilahi bir emanet olduğunu öğretir. Hakkın Tesliminde Titizlik: Sünnet, miras paylarının, ayette belirtildiği gibi “azından da çoğundan da” ayrılması gerektiğini gösterir. Peygamberimiz, geride kalan mal ne kadar değersiz veya az görünürse görünsün, “nasîben mefrûdâ” (farz kılınmış pay) ilkesi gereği, her hak sahibinin payının ayrılmasını sağlamıştır.


 

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler

 

Bu ayet, İslam’ın sosyal adalet ve aile hukukuna dair temel prensiplerini ortaya koyar:

  1. Miras Hakkında Devrim: Bu ayet, kadınları ve çocukları ekonomik bir varlık olarak görmeyen bir zihniyete karşı yapılmış en büyük devrimlerden biridir. Kadına miras hakkı tanıyarak, ona ekonomik özgürlük, sosyal güvence ve aile içinde saygın bir konum kazandırmıştır.
  2. “Nasîben Mafrûdâ” (Farz Kılınmış Pay): Bu ifade, miras payının bir hediye, bir sadaka veya bir erkeğin lütfu olmadığını; aksine, Allah tarafından bizzat belirlenmiş, zorunlu ve kesilmiş bir hak olduğunu ifade eder. Bu hakkı engellemek, doğrudan Allah’ın farzına karşı gelmektir.
  3. Kapsayıcılık İlkesi: “Azından da çoğundan da” ifadesi, mirasın büyüklüğüne veya küçüklüğüne bakılmaksızın, bu ilkenin her tereke için geçerli olduğunu vurgular. Hiçbir kadın veya çocuk, “mal az, bölmeye değmez” gibi bahanelerle hakkından mahrum edilemez.
  4. Adaletin Temel Prensibi: Ayet, miras hakkı konusunda kadın ve erkeği aynı cümlede zikrederek, hak sahibi olma prensibinde aralarında hiçbir fark olmadığını ilan eder. Sonraki ayetlerde oranların farklılaşması, üstlendikleri farklı mali sorumluluklardan kaynaklanır, ancak “hak sahibi olma” statüsü bu ayetle eşitlenmiştir.

 

Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı

 

  • Önceki Ayetler (Nisa Suresi 1-6. Ayetler): İlk 6 ayet, ağırlıklı olarak hayattaki yetimlerin mevcut mallarının nasıl korunacağını ve onlara ne zaman teslim edileceğini düzenlemişti. Bu 7. ayet ise konuyu bir üst seviyeye taşıyarak, sadece yetimlerin değil, tüm akrabaların, bir ölüm gerçekleştiğinde ortaya çıkan yeni maldan (terekeden) nasıl pay alacağını belirler. Konu, vesayetten mirasa geçmiştir.
  • Sonraki Ayetler (Nisa Suresi 8-12. Ayetler): Bu 7. ayet, miras hakkı prensibini bir “manşet” gibi ilan eder. 8. ayet, mirasçı olmayan fakat taksimde hazır bulunan akraba ve yoksullara bir miktar verilmesini tavsiye ederek ahlaki bir boyut ekler. 11. ve 12. ayetler ise, 7. ayette “farz kılınmış bir pay” olarak vaat edilen o payların matematiksel oranlarını ve detaylarını açıklayarak, İslam Miras Hukuku’nun (Feraiz) temelini atar.

 

Özet:

 

Nisa Suresi’nin 7. ayeti, hem erkekler hem de kadınlar için, vefat eden anne-baba ve yakın akrabaların geride bıraktığı mirastan bir pay olduğunu kesin bir dille hükme bağlar. Bu payın, miras kalan malın azlığına veya çokluğuna bakılmaksızın, Allah tarafından belirlenmiş, zorunlu ve farz kılınmış bir hak olduğunu ilan eder.

 

İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:

 

Medine döneminde, Uhud Savaşı’nı takiben nazil olmuştur. Ayetin inişinin doğrudan sebebi, cahiliye adetleri gereği miras alamayan kadınların ve kız çocuklarının durumlarını Peygamber Efendimize şikâyet etmeleri ve ilahi bir çözüm beklemeleridir. Ayet, bu fiili soruna ve adaletsizliğe bir cevap olarak inmiştir.

 

İcma:

 

Kadınların ve çocukların da erkekler gibi mirasçı olduğu ve onların ayet ve hadislerde belirtilen paylarının Allah tarafından belirlenmiş bir farz olduğu konusunda, bütün İslam mezhepleri ve alimleri arasında tam bir icma (görüş birliği) vardır. Bu ilkeyi inkâr etmek veya uygulamamak, İslam’ın temel hükümlerine karşı gelmek olarak kabul edilir.

 

Sonuç:

 

Bu ayet-i kerime, insanlık tarihindeki en önemli hukuki ve sosyal reformlardan biridir. Kadını ve çocuğu, erkeğin insafına terk edilen bir konumdan alıp, Allah’ın güvencesi altına alınmış, mali haklara sahip onurlu bir birey statüsüne yükseltmiştir. Sadece bir cümleyle, asırlık bir zulmü sona erdirmiş ve ilahi adaletin tecellisinin en somut örneklerinden birini ortaya koymuştur. Bu ayet, İslam’ın aile ve toplum yapısının temelindeki adalet, merhamet ve hakkaniyetin silinmez mührüdür.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu