Kuran’ı Kerim Okuyun
Saffat Suresi - Sayfa: 9/14
قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْيَا ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ﴿١٠٥﴾
105. «Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.» Okunuşu: Kad saddakter ru’yâ, innâ kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne).
إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ الْبَلَاءُ الْمُبِينُ﴿١٠٦﴾106. «Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.» (dedik) Okunuşu: İnne hâzâ le huvel belâul mubîn(mubînu).
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ﴿١٠٧﴾107. Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik. Okunuşu: Ve fedeynâhu bi zibhın azîm(azîmin).
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ﴿١٠٨﴾108. Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık. Okunuşu: Ve tereknâ aleyhi fîl âhirîn(âhirîne).
سَلَامٌ عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ﴿١٠٩﴾109. Selam olsun İbrahim´e... Okunuşu: Selâmun alâ ibrâhîm(ibrâhîme).
كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ﴿١١٠﴾110. İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız. Okunuşu: Kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne).
إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ﴿١١١﴾111. Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı. Okunuşu: İnnehu min ibâdinel mû’minîn(mû’minîne).
وَبَشَّرْنَاهُ بِإِسْحَاقَ نَبِيًّا مِّنَ الصَّالِحِينَ﴿١١٢﴾112. Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak´ı müjdeledik. Okunuşu: Ve beşşernâhu bi ishâka nebiyyen mines sâlihîn(sâlihîne).
وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰ إِسْحَاقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِّنَفْسِهِ مُبِينٌ﴿١١٣﴾113. Hem ona hem İshak´a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açıkça kendi nefsine zulmedenler var. Okunuşu: Ve bâreknâ aleyhi ve alâ ishâk(ishâka), ve min zurriyyetihimâ muhsinun ve zâlimun li nefsihi mubîn(mubînun).
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَارُونَ﴿١١٤﴾114. Andolsun ki biz Musa ile Harun´a da nimetler verdik. Okunuşu: Ve lekad menennâ alâ mûsâ ve hârûn(hârûne).
وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ﴿١١٥﴾115. Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. Okunuşu: Ve necceynâ humâ ve kavme humâ minel kerbil azîm(azîmi).
وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِبِينَ﴿١١٦﴾116. Hem yardım ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular. Okunuşu: Ve nasarnâhum fe kânû humul gâlibîn(gâlibîne).
وَآتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَبِينَ﴿١١٧﴾117. Hem kendilerine o belli kitabı (Tevrat´ı) verdik. Okunuşu: Ve âteynâ humel kitâbel mustebîn(mustebîne).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ