Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Saffat Suresi - Sayfa: 8/14

مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ﴿٩٢﴾
92. (Cevap vermediklerini görünce de): «Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?» (dedi). Okunuşu: Mâ lekum lâ tentıkûn(tentıkûne).
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًا بِالْيَمِينِ﴿٩٣﴾
93. Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi. Okunuşu: Ferâga aleyhim darben bil yemîn(yemîni).
فَأَقْبَلُوا إِلَيْهِ يَزِفُّونَ﴿٩٤﴾
94. Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler. Okunuşu: Fe akbelû ileyhi yeziffûn(yeziffûne).
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ﴿٩٥﴾
95. İbrahim dedi ki: «A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?» Okunuşu: Kâle e ta’budûne mâ tenhıtûn(tenhıtûne).
وَاللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ﴿٩٦﴾
96. «Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.» Okunuşu: Vallâhu halakakum ve mâ ta’melûn(ta’melûne).
قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَانًا فَأَلْقُوهُ فِي الْجَحِيمِ﴿٩٧﴾
97. Onlar: «Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın.» dediler. Okunuşu: Kâlûbnû lehu bunyânen fe elkûhu fîl cahîm(cahîmi).
فَأَرَادُوا بِهِ كَيْدًا فَجَعَلْنَاهُمُ الْأَسْفَلِينَ﴿٩٨﴾
98. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük. Okunuşu: Fe erâdû bihî keyden fe cealnâ humul esfelîn(esfelîne).
وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهْدِينِ﴿٩٩﴾
99. Bir de dedi ki: «Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir.» Okunuşu: Ve kâle innî zâhibun ilâ rabbî seyehdîn(seyehdîni).
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ﴿١٠٠﴾
100. «Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!» Okunuşu: Rabbi heb lî mines sâlihîn(sâlihîne).
فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ﴿١٠١﴾
101. Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. Okunuşu: Fe beşşernâhu bi gulâmin halîm(halîmin).
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَىٰ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِي إِن شَاءَ اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ﴿١٠٢﴾
102. Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: «Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?» dedi. Çocuk da: «Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın» dedi. Okunuşu: Fe lemmâ belega meahus sa’ye kâle yâ buneyye innî erâ fîl menâmi ennî ezbehuke fanzur mâzâ terâ, kâle yâ ebetif’al mâ tû’meru setecidunî inşâallâhu mines sâbirîn(sâbirîne).
فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ﴿١٠٣﴾
103. Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah´a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Okunuşu: Fe lemmâ eslemâ ve tellehu lil cebîn(cebîni).
وَنَادَيْنَاهُ أَن يَا إِبْرَاهِيمُ﴿١٠٤﴾
104. Biz de ona şöyle seslendik: «Ey İbrahim!» Okunuşu: Ve nâdeynâhu en yâ ibrâhîm(ibrâhîmu).
1 6 7 8 9 10 14

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu