Kuran’ı Kerim Okuyun
Hakka Suresi - Sayfa: 4/4
إِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ﴿٤٠﴾
40. Kuşkusuz Kur´ân, şerefli bir peygamberin (Allah´tan) getirdiği sözdür. Okunuşu: İnnehu le kavlu resûlun kerîmin.
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تُؤْمِنُونَ﴿٤١﴾41. O bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz. Okunuşu: Ve mâ huve bi kavli şâirin, kalîlin mâ tu’minûn(tu’minûne).
وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ﴿٤٢﴾42. Bir kâhin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz! Okunuşu: Ve lâ bi kavli kâhin(kâhinin), kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).
تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ الْعَالَمِينَ﴿٤٣﴾43. O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir. Okunuşu: Tenzîlun min rabbil âlemîn(âlemîne).
وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ الْأَقَاوِيلِ﴿٤٤﴾44. O, bize isnâden bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, Okunuşu: Ve lev tekavvele aleynâ ba’dal ekâvîl(ekâvîli).
لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِالْيَمِينِ﴿٤٥﴾45. Elbette biz onu bundan dolayı kuvvetle yakalardık. Okunuşu: Le ehaznâ minhu bil yemîn(yemîni).
ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ الْوَتِينَ﴿٤٦﴾46. Sonra da onun şah damarını keser atardık. Okunuşu: Summe le kata’nâ minhul vetîn(vetîne).
فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَاجِزِينَ﴿٤٧﴾47. O vakit sizden hiçbiriniz ona siper de olamazdınız. Okunuşu: Fe mâ minkum min ehadin anhu hâcizîn(hâcizîne).
وَإِنَّهُ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ﴿٤٨﴾48. O hiç kuşkusuz, takva sahipleri için unutulmayacak bir öğüttür . Okunuşu: Ve innehu le tezkiretun lil muttekîn(muttekîne).
وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ﴿٤٩﴾49. Bununla beraber biz biliyoruz ki sizden inanmayanlar var. Okunuşu: Ve innâ le na’lemu enne minkum mukezzibîn(mukezzibîne).
وَإِنَّهُ لَحَسْرَةٌ عَلَى الْكَافِرِينَ﴿٥٠﴾50. Kuşkusuz bu Kur´ân kafirler için bir pişmanlık vesilesidir. Okunuşu: Ve innehu le hasretun alel kâfirîn(kâfirîne).
وَإِنَّهُ لَحَقُّ الْيَقِينِ﴿٥١﴾51. Gerçekten o, şüphe götürmez bir bilgidir. Okunuşu: Ve innehu le hakk´ul yakîn(yakîni).
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ﴿٥٢﴾52. O halde, haydi tesbih et Rabbinin yüce ismiyle. Okunuşu: Fe sebbıh bismi rabbikel azîm(azîmi).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ