Kuran’ı Kerim Okuyun
Hakka Suresi - Sayfa: 1/4
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ الْحَاقَّةُ﴿١﴾
1. (Gerçekleşecek) Kıyamet! Okunuşu: El hâkkah(hâkkatu).
مَا الْحَاقَّةُ﴿٢﴾2. Nedir, o Kıyamet? Okunuşu: Mel hâkkah(hâkkatu).
وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحَاقَّةُ﴿٣﴾3. Gerçekleşenin (Kıyametin) ne olduğunu sen nerden bileceksin? Okunuşu: Ve mâ edrâke mel hâkkah(hâkkatu).
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌ بِالْقَارِعَةِ﴿٤﴾4. Semûd ve Âd, kapılarını çalacak olan o felaketi yalan saymışlardı. Okunuşu: Kezzebet semûdu ve âdun bil kâriah(kâriati).
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا بِالطَّاغِيَةِ﴿٥﴾5. Semûd kavmi korkunç bir sesle yok edildi. Okunuşu: Fe emmâ semûdu fe uhlikû bit tâgıyeh(tâgıyeti).
وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ﴿٦﴾6. Âd kavmi ise gürültülü ve azgın bir fırtına ile yok edildiler. Okunuşu: Ve emmâ âdun fe uhlikû bi rîhın sarsarin âtiyeh(âtîyetin).
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ﴿٧﴾7. Allah o fırtınayı üzerlerine yedi gece sekiz gündüz musallat etmişti. Öyle ki, o kavmi içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün. Okunuşu: Sehharehâ aleyhim seb’a leyâlin ve semâniyete eyyâmin husûmen fe terel kavme fîhâ sar’â ke ennehum a’câzu nahlin hâviyeh(hâviyetin).
فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّن بَاقِيَةٍ﴿٨﴾8. Bak şimdi görebilir misin onlardan bir kalıntı? Okunuşu: Fe hel terâ lehum min bâkıyeh(bâkıyetin).
وَجَاءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُ وَالْمُؤْتَفِكَاتُ بِالْخَاطِئَةِ﴿٩﴾9. Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler de hep o hatayı işleyegeldiler. Okunuşu: Ve câe fir’avnu ve men kablehu vel mu’tefikâtu bil hâtıeh(hâtıeti).
فَعَصَوْا رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً﴿١٠﴾10. Hep Rablerinin elçilerine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi. Okunuşu: Fe asav resûle rabbihim fe ehazehum ahzeten râbiyeh(râbiyeten).
إِنَّا لَمَّا طَغَى الْمَاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِ﴿١١﴾11. Kuşkusuz, sular kabarınca sizi gemide biz taşıdık. Okunuşu: İnnâ lemmâ tagal mâu hamelnâkum fîl câriyeh(câriyeti).
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَا أُذُنٌ وَاعِيَةٌ﴿١٢﴾12. Onu size bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye. Okunuşu: Li nec’alehâ lekum tezkireten ve teıyehâ uzunun vâıyeh(vâıyetun).
فَإِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌ﴿١٣﴾13. Sûr´a bir tek üfleme üflendiği, Okunuşu: Fe izâ nufiha fîs sûri nefhatun vâhıdeh(vâhıdetun).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ