Kuran’ı Kerim Okuyun
Saffat Suresi - Sayfa: 4/14
إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ﴿٤٠﴾
40. Sadece Allah´ın ihlaslı kulları müstesnadır. Okunuşu: İllâ ibâdallâhil muhlesîn(muhlesîne).
أُولَـٰئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَّعْلُومٌ﴿٤١﴾41. İşte onlar için belli bir rızık vardır. Okunuşu: Ulâike lehum rizkun ma’lûm(ma’lûmun).
فَوَاكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ﴿٤٢﴾42. (42-43) Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir. Okunuşu: Fevâkih(fevâkihu), ve hum mukremûn(mukremûne).
فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ﴿٤٣﴾43. (42-43) Meyveler (vardır), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir. Okunuşu: Fî cennâtin naîm(naîmi).
عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَابِلِينَ﴿٤٤﴾44. (Onlar) Karşılıklı tahtlar üzerindedirler. Okunuşu: Alâ sururin mutekâbilîn(mutekâbilîne).
يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ﴿٤٥﴾45. (45-46) İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır. Okunuşu: Yutâfu aleyhim bi ke’sin min maîn(maînin).
بَيْضَاءَ لَذَّةٍ لِّلشَّارِبِينَ﴿٤٦﴾46. (45-46) İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır. Okunuşu: Beydâe lezzetin liş şâribîn(şâribîne).
لَا فِيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ﴿٤٧﴾47. Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir. Okunuşu: Lâ fîhâ gavlun ve lâ hum anhâ yunzefûn(yunzefûne).
وَعِندَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ عِينٌ﴿٤٨﴾48. Yanlarında iri gözlü, bakışlarını kocalarından başkalarına çevirmeyen hanımlar vardır. Okunuşu: Ve indehum kâsırâtut tarfı în(înun).
كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَّكْنُونٌ﴿٤٩﴾49. Sanki onlar örtülüp saklanmış yumurta gibidirler. Okunuşu: Ke enne hunne beydun meknûn(meknûnun).
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَاءَلُونَ﴿٥٠﴾50. Derken birbirine dönüp sorarlar: Okunuşu: Fe akbele ba’duhum alâ ba’dın yetesâelûn(yetesâelûne).
قَالَ قَائِلٌ مِّنْهُمْ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينٌ﴿٥١﴾51. İçlerinden bir sözcü der ki: «Gerçekten benim bir arkadaşım vardı.» Okunuşu: Kâle kâilun minhum innî kâne lî karîn(karînun).
يَقُولُ أَإِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّقِينَ﴿٥٢﴾52. Derdi ki: «Sen gerçekten inananlardan mısın?» Okunuşu: Yekûlu e inneke le minel musaddikîn(musaddikîne).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ