Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Necm Suresi - Sayfa: 3/5

إِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلَائِكَةَ تَسْمِيَةَ الْأُنثَىٰ﴿٢٧﴾
27. Ahirete iman etmeyenler meleklere dişilerin adlarını takıp duruyorlar Okunuşu: İnnellezîne lâ yu’minûne bil âhireti le yusemmûnel melâikete tesmiyetel unsâ.
وَمَا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ ۖ وَإِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا﴿٢٨﴾
28. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez. Okunuşu: Ve mâ lehum bihî min ilm(ilmin), in yettebiûne illez zann(zanne), ve innez zanne lâ yugnî minel hakkı şey´â(şey’en).
فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا الْحَيَاةَ الدُّنْيَا﴿٢٩﴾
29. Onun için bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden yüz çevir. Okunuşu: Fe a´rıd an men tevellâ an zikrinâ ve lem yurid illel hayâted dunyâ.
ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ الْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدَىٰ﴿٣٠﴾
30. İşte onların ilimden erişebilecekleri (son sınır) budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir. Okunuşu: Zâlike mebleguhum minel ilm(ilmi), inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bi menihtedâ.
وَلِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ أَسَاءُوا بِمَا عَمِلُوا وَيَجْزِيَ الَّذِينَ أَحْسَنُوا بِالْحُسْنَى﴿٣١﴾
31. Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah´ındır. Akıbet (sonuçta) kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandıracaktır. Okunuşu: Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı li yecziyellezîne esâû bimâ amilû ve yeczîyellezîne ahsenû bil husnâ.
الَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ الْإِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ إِلَّا اللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ الْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِي بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوا أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقَىٰ﴿٣٢﴾
32. Onlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar hariç. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir. Okunuşu: Ellezîne yectenibûne kebâirel ismi vel fevâhışe lemem(lememe), inne rabbeke vâsiul magfireh(magfireti), huve a´lemu bikum iz enşeekum minel ardı ve iz entum e cinnetun fî butûni ummehâtikum, fe lâ tuzekkû enfusekum, huve a´lemu bi menittekâ.
أَفَرَأَيْتَ الَّذِي تَوَلَّىٰ﴿٣٣﴾
33. Şimdi gördün mü O yüz çevireni? Okunuşu: E fe re’eytellezî tevellâ.
وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰ﴿٣٤﴾
34. Azıcık verip (sonra vermemekte) direneni? Okunuşu: Ve a’tâ kalîlen ve ekdâ.
أَعِندَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰ﴿٣٥﴾
35. Gaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu görüyor? Okunuşu: E indehu ilmul gaybi fe huve yerâ.
أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ﴿٣٦﴾
36. Yoksa haber verilmedi mi Musa´nın sahifelerinde yazılı olanlar? Okunuşu: Em lem yunebbe’ bimâ fî suhufi mûsâ.
وَإِبْرَاهِيمَ الَّذِي وَفَّىٰ﴿٣٧﴾
37. Ve çok vefakâr olan İbrahim´in sahifelerindekiler? Okunuşu: Ve ibrâhîmellezî veffâ.
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ﴿٣٨﴾
38. Ki hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez. Okunuşu: Ellâ teziru vâziretun vizre uhrâ.
وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَىٰ﴿٣٩﴾
39. Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur. Okunuşu: Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu