Kuran’ı Kerim Okuyun
Hakka Suresi - Sayfa: 2/4
وَحُمِلَتِ الْأَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً﴿١٤﴾
14. Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman, Okunuşu: Ve humiletil ardu vel cibâlu fe dukketâ dekketen vâhıdeh(vâhıdeten).
فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ﴿١٥﴾15. İşte o gün olacak olur. Okunuşu: Fe yevme izin vekaatil vâkıah(vâkıatu).
وَانشَقَّتِ السَّمَاءُ فَهِيَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ﴿١٦﴾16. O gün gök yarılmış, sarkmıştır. Okunuşu: Ven şakkatis semâu fe hiye yevme izin vâhiyeh(vâhiyetun).
وَالْمَلَكُ عَلَىٰ أَرْجَائِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌ﴿١٧﴾17. Melekler de onun etrafındadır, O gün Rabbinin Arşını bunların da üstünde sekiz melek yüklenir. Okunuşu: Vel meleku alâ ercâihâ, ve yahmilu arşe rabbike fevkahum yevme izin semâniyeh(semâniyetun).
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ﴿١٨﴾18. O gün (hesap için Allah´a) arz olunursunuz, öyle ki gizli bir haliniz kalmaz. Okunuşu: Yevme izin tu’radûne lâ tahfâ minkum hâfiyeh(hâfiyetun).
فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَيَقُولُ هَاؤُمُ اقْرَءُوا كِتَابِيَهْ﴿١٩﴾19. Kitabı sağından verilen, «alın okuyun kitabımı..» Okunuşu: Fe emmâ men ûtiye kitâbehu bi yemînihî fe yekûlu hâumukreû kitâbiyeh.
إِنِّي ظَنَنتُ أَنِّي مُلَاقٍ حِسَابِيَهْ﴿٢٠﴾20. «Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim» der. Okunuşu: İnnî zanentu enniy mulâkın hısâbiyeh.
فَهُوَ فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ﴿٢١﴾21. Artık o hoşnut bir hayattadır. Okunuşu: Fe huve fî îşetin râdıyeh(râdıyetin).
فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ﴿٢٢﴾22. Yüksek bir cennettedir. Okunuşu: Fî cennetin âliyeh(âliyetin).
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ﴿٢٣﴾23. Ki o cennetin meyveleri sarkmıştır. Okunuşu: Kutûfuhâ dâniyeh(dâniyetun).
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا أَسْلَفْتُمْ فِي الْأَيَّامِ الْخَالِيَةِ﴿٢٤﴾24. «Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için.» (denir). Okunuşu: Kulû veşrebû henîen bimâ esleftum fîl eyyâmil hâliyeh(hâliyeti).
وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِهِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي لَمْ أُوتَ كِتَابِيَهْ﴿٢٥﴾25. Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: «Keşke kitabım verilmeseydi de, Okunuşu: Ve emmâ men ûtiye kitâbehu bi şimâlihî fe yekûlu yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.
وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ﴿٢٦﴾26. Hesabımın ne olduğunu bilmeseydim, Okunuşu: Ve lem edri mâ hısâbiyeh.
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ