Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Necm Suresi - Sayfa: 2/5

عِندَ سِدْرَةِ الْمُنتَهَىٰ﴿١٤﴾
14. Sidretü´l-Müntehâ´nın yanında. Okunuşu: İnde sidretil muntehâ.
عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَىٰ﴿١٥﴾
15. Ki Cennetü´l-Me´vâ onun yanındadır. Okunuşu: İndehâ cennetul me’vâ.
إِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ﴿١٦﴾
16. Sidre´yi kaplayan kaplıyordu. Okunuşu: İz yagşes sidrete mâ yagşâ.
مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ﴿١٧﴾
17. (Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı. Okunuşu: Mâ zâgal basaru ve mâ tegâ.
لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ آيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرَىٰ﴿١٨﴾
18. Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü. Okunuşu: Lekad reâ min âyâti rabbihil kubrâ.
أَفَرَأَيْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزَّىٰ﴿١٩﴾
19. Siz de gördünüz değil mi o Lât ve Uzza´yı? Okunuşu: E fe reeytumul lâte vel uzzâ.
وَمَنَاةَ الثَّالِثَةَ الْأُخْرَىٰ﴿٢٠﴾
20. Ve üçüncü olarak da öteki (put) Menat´ı? Okunuşu: Ve menâtes sâlisetel uhrâ.
أَلَكُمُ الذَّكَرُ وَلَهُ الْأُنثَىٰ﴿٢١﴾
21. Size erkek O´na dişi öyle mi? Okunuşu: E lekumuz zekeru ve lehul unsâ.
تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰ﴿٢٢﴾
22. Öyle ise bu çok insafsızca bir taksim. Okunuşu: Tilke izen kısmetun dîzâ.
إِنْ هِيَ إِلَّا أَسْمَاءٌ سَمَّيْتُمُوهَا أَنتُمْ وَآبَاؤُكُم مَّا أَنزَلَ اللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَانٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَاءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ الْهُدَىٰ﴿٢٣﴾
23. Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir. Okunuşu: İn hiye illâ esmâun semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelallâhu bihâ min sultân(sultânin), in yettebiûne illez zanne ve mâ tehvel enfus(enfusu), ve lekad câehum min rabbihimul hudâ.
أَمْ لِلْإِنسَانِ مَا تَمَنَّىٰ﴿٢٤﴾
24. Yoksa her arzu ettiği şey, insanın kendisinin mi (olacak)tır? Okunuşu: Em lil insâni mâ temennâ.
فَلِلَّهِ الْآخِرَةُ وَالْأُولَىٰ﴿٢٥﴾
25. Son da ilk de (ahiret de dünya da) Allah´ındır. Okunuşu: Fe lillâhil âhiretu vel ûlâ.
وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِي السَّمَاوَاتِ لَا تُغْنِي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا إِلَّا مِن بَعْدِ أَن يَأْذَنَ اللَّهُ لِمَن يَشَاءُ وَيَرْضَىٰ﴿٢٦﴾
26. Göklerde nice melek var ki Allah´ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatları hiçbir işe yaramaz. Okunuşu: Ve kem min melekin fîs semâvâti lâ tugnî şefâatuhum şey’en illâ min ba’di en ye’zenallâhu limen yeşâu ve yerdâ.

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu