Kuran’ı Kerim Okuyun
Saffat Suresi - Sayfa: 2/14
وَإِذَا رَأَوْا آيَةً يَسْتَسْخِرُونَ﴿١٤﴾
14. Bir mucize gördükleri zaman da eğlenceye alıyorlar. Okunuşu: Ve izâ raev âyeten yesteshırûn(yesteshırûne).
وَقَالُوا إِنْ هَـٰذَا إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ﴿١٥﴾15. Ve diyorlar ki: «Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir.» Okunuşu: Ve kâlû in hâzâ illâ sihrun mubîn(mubînun).
أَإِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ﴿١٦﴾16. «Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman mı biz tekrar dirilecekmişiz?» Okunuşu: E izâ mitnâ ve kunnâ turâben ve izâmen e innâ le meb’ûsûn(meb’ûsûne).
أَوَآبَاؤُنَا الْأَوَّلُونَ﴿١٧﴾17. «Önceki atalarımız da mı?» Okunuşu: E ve âbâunel evvelûn(evvelûne).
قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَاخِرُونَ﴿١٨﴾18. De ki: «Evet, hem de sizler çok aşağılanmış olarak (dirileceksiniz).» Okunuşu: Kul neam ve entum dâhırûn(dâhırûne).
فَإِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ﴿١٩﴾19. Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir. Okunuşu: Fe innemâ hiye zecretun vâhıdetun fe izâ hum yenzurûn(yenzurûne).
وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هَـٰذَا يَوْمُ الدِّينِ﴿٢٠﴾20. «Eyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür.» derler. Okunuşu: Ve kâlû yâ veylenâ hâzâ yevmud dîn(dîni).
هَـٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذِي كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ﴿٢١﴾21. (Onlara): «İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyi ve kötüyü) ayırt etme günüdür» denir. Okunuşu: Hâzâ yevmul faslillezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).
احْشُرُوا الَّذِينَ ظَلَمُوا وَأَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَ﴿٢٢﴾22. (22-23) Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah´tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru. Okunuşu: Uhşurûllezîne zalemû ve ezvâcehum ve mâ kânû ya’budûn(ya’budûne).
مِن دُونِ اللَّهِ فَاهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَاطِ الْجَحِيمِ﴿٢٣﴾23. (22-23) Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini ve Allah´tan başka taptıkları şeyleri. Toplayın da götürün onları sırata (cehennem köprüsüne) doğru. Okunuşu: Min dûnillâhi fehdûhum ilâ sırâtıl cahîm(cahîmi).
وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْئُولُونَ﴿٢٤﴾24. Ve durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler. Okunuşu: Vakıfûhum innehum mes’ûlûn(mes’ûlûne).
مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ﴿٢٥﴾25. (Onlara): «Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?» (denilir.) Okunuşu: Mâ lekum lâ tenâsarûn(tenâsarûne).
بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ﴿٢٦﴾26. Hayır, bugün onlar teslim olmuşlardır. Okunuşu: Bel humul yevme musteslimûn(musteslimûne).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ